Yasin 11 gün sonra yaşam mücadelesini kaybetti
Yasin 11 gün sonra yaşam mücadelesini kaybetti
Şule'yi bıçaklayıp öldüren eşi adliyede
Şule'yi bıçaklayıp öldüren eşi adliyede
Polisten 'aranan' operasyonu: 60 gözaltı
Polisten 'aranan' operasyonu: 60 gözaltı
Dekan Baykul kansere yenildi
Dekan Baykul kansere yenildi

İsa Altun

Özbek'ten 'Aile' vurgulu kitap çalışması
26 Ocak 2022 Çarşamba

Özlem Özbek, Polis Memuru ve araştırmacı bir yazar. Toplumsal konularda kanayan yaralara parmak basan tespitleri var. Aynı zamanda eğitimci ve toplumbilimci. Geçen yıl ‘Şiddet’ konulu kitap çalışmasından  sonra da bu yıl, ‘Aile’ konulu bilimsel bir çalışma gerçekleştirdi. Kaleme aldığı konuları yaşayarak aktarıyor. Mesleki deneyim ve tecrübelerini kamuoyu ile paylaşıyor.

Kitaba da çok anlamlı bir girişle başlıyor: “Annem her yerde, bir gül kokusunda, bir kaplanın gözlerinde, bir kitabın sayfalarında, yediğimiz yemekte, çölün fırtınasında, gün batımının pırıldayan cevherinde, dolunayın kristal ışığında, gün doğumunun tüllerinde.” Adı Anne… Evladının gözünde “Cennet Bahçesi” sonsuz, koşulsuz, anlatılmaz…Analık nedir Annem? derdim de anacığıma, ‘Ben ol da bil ‘ derdi Mevlanaca. “Meğer ölümüne bir sevdaymış analık olduk, gördük, bildik bak…” Daha anne karnındayken sevdalanıyor insan taşıdığı can’a, meleğine… Anne olmak tarifsiz gerçekten. Annen yok, kimsen yok bil bunu! Anne demek her şey demek, ancak hiç bir şeye değişememek. Annelik duygusu, insanlık içinde anneye özel bir yetenektir. Annelik duygusu içinde sevgi, şefkat, iyilik, doğruluk, merhamet gibi çok farklı duygu tabakaları vardır. Anne olunca anladım ki anneye hasta olmak harammış, Anne hasta olamaz bir yeri ağrıyamazmış. Annenin hakkı ödenmezmiş. Anne olunca anladım ki: ben daha önce hiç nefes almamışım, hiç gül bahçesi görmemişim, anne olmak her şeyden vazgeçmek her şeyi onunla yeniden keşfetmek, anne olmak kendini unutmak sadece çocuğunu düşünmek ayrı bir nefes almak gibi. Anne olunca anladım ki uyumak çok önemliymiş, sabretmek çok önemliymiş, Anne olunca anladım ki bu kadar yorgunluğa başka hiç bir şey için katlanılmazmış, Anne olunca anladım ki hayat Ondan öncesi ve sonrası diye ikiye ayrılıyormuş.’ Bu anlamlı sözler ‘Aile kralların bile giremediği bir kaledir’ isimli kitabın ön sözünden..

Manisa Soma'da İlçe Emniyet Müdürlüğü Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliği'nde görevli Polis memuru Özlem Özbek’in kaleme aldığı ‘Aile kralların bile giremediği bir kaledir’ isimli ikinci kitap çalışması okuyucularla buluştu. Aile kurumunun ele alındığı kitapta aileye dair çeşitli otoritelerin görüşlerine de baş vurulmuş. Eserde Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu yüce Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanıma da yer verilmiş. Kendisini kutluyorum.

Kitabı sayfa sayfa okudum. Eserde en can alıcı ifadelerden birisi de: ‘Çocukluk döneminin en temel ihtiyacı sevgidir. Sevgi, çocuk için yemeden ve içmeden bile daha önemlidir Anne sevgisi. Annenin bir çocuğun hayatındaki anlamını ve önemini biliyoruz. Çocuğun geleceğinin şekillenmesindeki en önemli varlık annedir. Anne sevgisiyle harikalar yaratabilirken, sevgisizliğiyle ya da ilgisizliğiyle enkazlar yaratabilir.

Sevgi özellikle de anne sevgisi maalesef yeri doldurulamaz derecede önemlidir. Çocuklar doğdukları andan itibaren eğer bir anne sevgisi ile karşılanmıyorlarsa bu sevginin eksikliği ciddi ve tamiri zor yaralar açabiliyor. Yetiştirme yurtlarında yapılan bazı araştırmaların sonuçları bunu net olarak ispat ediyor. Öyle ki daha dünyaya gözünü açar açmaz annesi tarafından sevgi verilerek bakılmış büyütülmüş bebekler ile, anne sevgisi ve ilgisi görmemiş bebekler arasında yapılan karşılaştırmalı araştırmaların sonuçlarında sevgi görenler, anne sevgisinden mahrum olanlara göre hem zeka, hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha üstün bir gelişim göstermişler.’ Özlem Özbek bundan bir süre önce mesleğinde karşılaştığı şiddet olaylarından yola çıkıp 'Sessiz Kalma' adlı bir kitap yazdı. Kendisinin yaşadığı şiddete de kitabında yer veren Özbek, "Şiddete sessiz kalma gibi bir lüksümüz yok. Hep birlikte taşın altına elimizi koymalıyız" sözleriyle şiddet olgusuna karşı mücadelesi büyük bir takdir toplamıştı.

Aileye dair birçok konunun ele alındığı kitapta toplumsal sorunlara da değinilmiş. Örneğin anne ve baba kaybı, istismar, gibi konular bilimsel bir yaklaşımla ele alınmış. Anne ya da babasını kaybeden çocuklar yalnız kalmanın da verdiği kaygı ile ne yapacağını bilememe ve yoksunluk hissettikleri için hayata karşı ve kendilerine karşı öfke besleyebilir, saldırgan tavırlar sergileyebilir. Saldırganlığın yanı sıra içe kapanıklık, ağlama ve çocuksu birtakım eylemler de görülebilir. İstismar: Çocuk istismarında, anne veya babanın herhangi birinin olmaması ciddi risk faktörlerindendir. Zira bu durum çocuğun üzerindeki sorumluluğu arttırmaktadır. Bu sorumluluklara, küçük yaşta çalışmaya başlaması, ileride doğacak kardeşlerine bakacak olması, ebeveynin dışarıda çalışması sebebiyle bir takım ev işlerini yapmak zorunda kalması örnek verilebilir. Bahse konu durumlar çocuğu istismar ve ihmal açısından açık hedef haline getirebilmektedir. Boşanma, ölüm veya hiçbir zaman bir araya gelememe gibi durumlardan dolayı tek başına çocuk yetiştiren, çoğunlukla aileden oluşan ailelerde istismar daha çok görülüyor.’

Eserde, Kültürümüzde kadının sahip olduğu değerlere de yer verilmiş. ‘Kadın nazlıdır, kadın saklıdır, kadın ulaşılması zor olandır… Kadın gizlidir, kadın beklenendir. Kadın zariftir. Ve bütün kadınlar bu yüzden özeldir. Güçlü bir ruha ve yaradılışa sahiptir. Gökyüzünün yarısını kadınlar taşır. Türk toplumunda ailenin, ailenin içinde de kadının yeri ve önemi büyüktür. Bizim toplumumuzda  kadının saygın bir yeri vardı. Orta Asya´da kurulan ilk Türk devletlerinde kadın ve erkek eşit haklara sahipti. Devlet yönetiminde, hakanların yanında hatun adı verilen eşleri de söz sahibiydi. Kadınlar ata binip ok atar, güreş gibi ağır sporlar yapar ve savaşlara katılırlardı. Toplumda tek eşlilik prensibine bağlı kalınır; ev, eşlerin ortak malı sayılırdı. Kurtuluş Savaşı yıllarında, erkeği cepheye giden Türk kadını, çocuğunu yetiştirmiş ve evinin geçimini sağlamıştır. Hatta silâh ve cephane taşıyarak savaşa katılmıştır. Bu davranışı ile Türk kadını, Türk toplumundaki önemli yerini bir defa daha ispat etmiştir. Atatürk; kadınlarımızın, siyasal ve sosyal haklarına kavuşması gerektiğine inanıyordu. Türk kadınının bu durumunu Atatürk´ün şu sözü en güzel şekilde ifade eder: “Dünya´da hiçbir milletin kadını, ben, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar gayret gösterdim diyemez.”

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Dursun Gündoğdu
Muhittin Böcek çiziği yemiş kıvranıyor
YAZARLAR
Turgut Güngör
Turgut Güngör
Atatürk'e mektup
Prof. Dr. Yakup Alıcıgüzel
Prof. Dr. Yakup Alıcıgüzel
Yasal boşluk olur mu?
İsa Altun
İsa Altun
İnternette Güvenli Alışveriş
Serpil Nur Abiral
Serpil Nur Abiral
Kemer’de bezdiren elektrik kesintileri…
H.O.P
H.O.P
Savaş baronları
Nesrin Mater
Nesrin Mater
Kasaba politikacıları...
Mesut Gürkan
Mesut Gürkan
Yat Limanı'nda çişi gelen denize... 
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA GÜN HABER
ASTROLOJİ
Koç
 
21 Mart - 20 Nisan
 
Ana Sayfa Türkiye Antalya BURDUR ISPARTA Siyaset Turizm KAMPÜS Sağlık Ekonomi Spor
KünyeHakkımızda KünyeKünye İleti�YimIletisim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva