Antalyaspor dün yine yenildi.
Son üç maçtır öyle…
Önce Gaziantepspor’a, ardından Kasımpaşa’ya, dün de Kayserispor’a karşı oynadığımız maçlarda 3’er puan kaybettik.
Sahada durum maalesef böyle…
Teknik heyet ve futbolculardan şu sıralar iyi haberler gelmiyor.
Peki, sahada kötüyüz de tribünlerde neler oluyor?..
Orada bazılarının, özellikle de Antalyaspor yöneticilerinin keyifleri yerinde anlaşılan…
Şimdi bir fotoğraf paylaşacağım...
Antalyaspor’un kendi sahasında oynadığı ve 2-0 kaybettiği son Kasımpaşa maçından bir fotoğraf bu…

Sağ baştaki Antalyaspor Kulübü Başkanı Av. Aziz Çetin, sol baştaki Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Danışmanı Osman Sapmaz ve bir kaç yönetim kurulu üyesiyle birlikte locada maç izliyor.
Loca localıktan çıkmış resmen ‘Loca bar’ olmuş…

Fotoğraftan gördüğümüz kadarıyla camlı bölmenin önündeki tezgahta viski kadehi var, sigaralar çeşit çeşit…
Kuruyemiş dersen, fındığı, fıstığı ile tekmili birden orada…
Patates cipsini de unutmayalım…
Soda, viskiyi inceltmek için mi, yoksa yenilen ağır bir yemekten sonra midenin şişkinliğini almak için mi orada, işte o belli değil…
Oysa, bırakın locaya, stadyuma alkollü içecek sokmak yasak…
Sigara içme yasağı zaten var.
Bu kurallar herkes için geçerli…
Tabi, kulüp başkanı ve yönetim kurulu üyesi olursan, bir de siyasilerle aran iyiyse kendini ayrıcalıklı sınıfa sokabiliyorsun hemen…
Alkolün stada girmesine göz yuman görevlilerin de, localarda kafayı çekenleri görmeyen federasyon temsilcilerinin de, gazeteciliği sadece iki kale arasına sıkıştıran spor yazarlarının da bu fotoğrafa bakıp kendilerini bir sorgulanması lazım değil mi?..
Şimdi bu yazıyı okuyup beni tanımayanlar ‘Vay, içki karşıtı yobaz’ diyebilir.
Ben sigarayı yıllar önce bıraktım, alkolü de eş, dost ile muhabbet için ayarında alırım.
Yani, sigara karşıtıyım ama alkol konusunda sosyal bir içiciyim.
Bunu niye yazdım onu söyleyeyim…
Önce, oradaki manzara sportif kurallara aykırı…
Yasaları ve yasağı çiğneme durumu var.
Bu görüntü ayrıca, seyirciye saygısızlık, gençlere de kötü bir örnek gibi geldi bana…
Acaba ben mi yanlış düşünüyorum diye konuyu, yer ve isimleri vermeden Ak Parti Antalya eski Milletvekili ve Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği eski Başkanı Dr. Abdurrahman Arıcı’ya sordum, bakın ne dedi:
“Türkiye’de bırakın locaları stadyumlarda alkol ve sigara tüketimi spor alanlarının tamamında yasak. Ama adı yasak… Belediyeler Kanunu’na göre bunun bir cezası da var. Ama kimse yazmıyor. Türkiye Futbol Federasyonu temsilcilerinin de ceza yazması gerekir.”
İşte, Antalyalıların da yakından tanıdığı, bildiği spor otoritelerinden biri bunu söylüyor ama yasaklara uyan yok, cezaları uygulayan da…
Ulu Önder Atatürk’ün spor alanlarında yazılı şu sözünü hatırlar mısınız?..
“Ben sporcunun zeki ve ahlaklısını severim.”
Bu son kötü örnek gösteriyor ki, sporu yönetenler için de, benzer bir sözü yazıp spor alanlarına asma vakti gelmiş de geçiyor…
Siz olsanız bu kötü örneğe bakıp nasıl bir söz yazardınız?..
İlk öneri benden gelsin;
“Ben spor yöneticisinin kurallara uyanını, taraftarlara örnek olanını severim.”
Şimdi, bu fotoğraftakilerin birbirlerini telefonla arayarak, “Biz yanlış yapmışız. Bir daha yapmayalım” demelerini bekliyorum.
Antalyaspor taraftarlarından da bundan böyle, bir gözünün maçta, bir gözlerinin de localarda olmasını ve varsa kurala uymayanlar, onların fotoğraflarını çekerek bana ulaştırmalarını rica ediyorum.
İşte WhatsApp hattımız; 0 541 6068286



Bir kere yüne güve düşmüş,neresinden tutsanız elinizde kalıyor.Ne yazık ki hemen hemen her konuda çürüme hat safhaya ulaşmış görünüyor.24 saat içerisinde şöyle olup bitenlere bakın ne kadar olmayacak olumsuzlukları görüyorsunuz,bozulmayı tabandan tavana kadar hissediyorsunuz.Yani sonunda davranış kodlarımızı bozdular,tekrar bir yazılımla acaba düzelme kaç yıl sürer bilinmez.Kısacası işimiz çok zor,birileri bir eli yağda bir eli balda iken,çoğunluk kuru soğan ekmeğe talibe devam.Kimseye de söylenecek bir şey yok,kokuşmuşluğun ana unsuru ne yazık ki toplumumuzun çoğunluğu.O nedenle yesinler içsinler,hatta hapşırancaya ve patlayıncaya kadar yesinler,yetmez ise davul zurna eşliğinde yesinler.Son yıllarda yenenleri şöyle bir gözünüzün önünden geçirin ,bu devede tüy bile değil,yeri geldi deveyi hamuduyla yuttular ve yutmaya devam ediyorlar.Sende seyretmeye devam et kardeşim...
Böeck izlerken de aynı sofra kuruluyor. Paylaştığı videolarda var.
işte antalyasporu bu tipler yüzünden sevmiyorum. antalyanın sahibi sanki
Dursun abi; bugünkü yazında "Alkolün stada girmesine göz yuman görevlilerin de, localarda kafayı çekenleri görmeyen federasyon temsilcilerinin de, gazeteciliği sadece iki kale arasına sıkıştıran spor yazarlarının da bu fotoğrafa bakıp kendilerini bir sorgulanması lazım değil mi?.." bölümüne itiraz ediyorum. Stada girişte BASIN TRİBÜNÜ VE PROTOKOL TRÜBÜNÜ İLE YÖNETİCİ LOCALARINA girişler ayrı ayrı kapıdan yapılmaktadır. Daha geçen yıla kadar PROTOKOL TRİBÜNÜ İLE YÖNETİCİ LOCALÜARINA giriş aynı kapıdan yapılıyor ve ikisinin maç izleme yerleri neredeyse yan yana idi. BASIN TRİBÜNÜ ise bu iki bölümden bağımsız girişi ayrı BASIN mensuplarının maçı izlemesi için ayrılan TRİBÜN ayrı idi. Bu sez on ise PROTOKOL TRİBÜNÜ aşağı kattan ayrılarak BASIN TRİBÜNÜ önündeki VIP TRİBÜNÜ yerine getirildi. Yani, bu sezona kadar protokol tribününe kimin gelip gittiğini BASIN TRİBÜNÜNDEKİ gazetecilerin görmesi mümkün değildi. Ancak saha içinde görev yapan FOTO MUHABİRLERİ tele objektif takıp bakarlarsa PROTOKOL TRİBÜNÜ ile YÖNETİCİ LOCASINA oturanları görme imkanına azda olsa sahip olabiliyordu. Ne yiyip ne içtiklerini tespit etmek ise asla mümkün değildi. Tıpkı PROTKOKOL TRİBÜNÜ de aynı konumdaydı. Bu sezon ise PROTOK TRİBÜNÜ yukarı kata yani BASIN TRİBÜNÜ önüne taşınınca protokole gelip gidenleri tam olarak görmeye başladık. Velhasıl kelam YÖNETİCİ LOCASI aşağı katta olduğu ve girişi de ayrı olduğu için ne olup bittiğini gazetecilerin ve spor yazarlarının bilmesi mümkün değildir. Spor gazetecileri ve yazarları statlarda kendilerine tanınan imkanlar ölçüsünde stadı görebilmekte ve maçları izleyebilmektedir. Yoksa gazeteciliği İKİ KALE ARKASINA sıkıştırma gibi istek ve arzuları yoktur. Bizler gördüklerini çekinmeden yazan ve bu sayede evlerine ekmek götüren basın emekçileriyiz. Daha bir kaç yıl öncesine kadar gazetecilere stat tuvaletlerindeki musluklardan su içmeyi reva görenlerden bugün TSYD sayesinde hijyenik yiyecek ve içecek bulma olanağına kavuşturulmuş spor yazarları asla yaşananları görmemezlikten gelmemiştir. Kendilerine tanınan imkanlar ölçüsünde TFF'nin akreditasyon sistemindeki kendilerine tanınan alanlarda görev yapabilmektedir. Yoksa tribünde o bölümü gören bir seyircinin fotoğrafı size ulaştırdığı gibi biz spor yazarlarına da ulaştırmaları durumunda sizin yaptığınızı bizlerinde yapması kaçınılmazdır. Yani fotoğrafı kamuoyu paylaşmaktır. Aksi halde ne spor yazarlarının ne de foto muhabirlerinin bahse konu alana AKREDİTASYON SİSTEMİ nedeniyle girmeleri ve görmeleri mümkün değildir. İBRAHİM OKUMAMIŞ/ TSYD Antalya Şubesi İlk Başkanı
Yazık yazık yazık Antalya zaman kaybediyor Bu zihniyetle Ayıptır Günahtır
haberin kralı bu işte böyle haber yapın dilde 24 saat Müslümanız :)
Türkiye genelinde bir çok stadyumdaki localarda açık büfe kurularak sunum yapılıyor onlarında bir şekilde oluşmasına göz yumuluyor, yasaksa herkes ve her şeye yasak olsun. Birisine güvenipte kimse yasaları çiğnemesin. Yad serbest olsun herkes istediği şeyi satın alıp içsin
SİYASET HERYERDE MAŞALLAH