Biden, konuşmasında skandal ifadeler kullanırken şunları söyledi:
"Her yıl olduğu gibi bu gün de, Osmanlı dönemi Ermeni soykırımında ölenlerin hayatlarını hatırlıyor ve böyle bir zulmün bir daha meydana gelmemesi için kendimizi yeniden taahhüt ediyoruz.
24 Nisan 1915'ten itibaren Konstantinopolis'teki Ermeni aydın ve cemaat liderlerinin Osmanlı yetkilileri tarafından tutuklanmasıyla bir buçuk milyon Ermeni tehcir edildi, katledildi veya bir imha kampanyasıyla ölüme yürüdü.
Meds Yeghern'in kurbanlarını onurlandırıyoruz, böylece olanların dehşeti tarihte asla kaybolmasın. Nefretin tüm biçimleriyle yıpratıcı etkisine karşı her zaman uyanık kalmamız için hatırlıyoruz.
Hayatta kalanların çoğu, Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere dünya çapında yeni evler ve yeni hayatlar bulmaya zorlandı.
Ermeni halkı güç ve dirençle hayatta kaldı ve cemaatini yeniden inşa etti. On yıllar boyunca Ermeni göçmenler Amerika Birleşik Devletleri'ni sayısız şekilde zenginleştirdiler, ancak atalarının çoğunu kıyılarımıza getiren trajik tarihi asla unutmadılar. Hikayelerini onurlandırıyoruz. O acıyı görüyoruz. Tarihi doğruluyoruz. Bunu suçlamak için değil, olanların asla tekrarlanmamasını sağlamak için yapıyoruz.
Bugün, kaybedilenin yasını tutarken, gözlerimizi de geleceğe, çocuklarımız için inşa etmek istediğimiz dünyaya çevirelim. Bağnazlık ve hoşgörüsüzlüğün gündelik kötülüklerinin lekesiz olduğu, insan haklarına saygı duyulan ve tüm insanların haysiyet ve güven içinde hayatlarını sürdürebildikleri bir dünya. Gelecekteki zulümlerin dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelmesini önlemek için ortak kararlılığımızı yenileyelim. Ve dünyadaki tüm insanlar için şifa ve uzlaşma peşinde koşalım.
Amerikan halkı tüm bu Ermenileri onurlandırıyor."


ABD'den yukarıdaki açıklama yayınlandığından itibaren televizyonlarda genellikle 1915 de tehcirin nasıl olduğu ve soykırım olmadığı konusunda tartışmacılar görüş bildiriyorlar.
Kamuoyunun o tarihte neler olduğunu bilmesi açısından bir yere kadar iyide,gelinen noktada soykırım yapıldığına dair ABD'nin resmi görüşü karşımızda duruyor.
Asıl sorulması gereken soru bizim ne yapmamız gerektiği,sorumluluk makamında oturanların karşıt görüş açıklamasının daha ötesinde neler yapabileceğimiz tartışılmalı.
Şöyle düşünün Malatya kürecikteki dinleme istasyonu başta olmak üzere Adana incirlik üssü dahil ABD'nin ülkemizde ne kadar askeri tesisleri varsa faaliyetlerine son vermeleri için karar alacakmıyız.
Ülkemizde ne kadar ABD askerleri var ise 30 gün içinde pırtılarını toplayıp ülkemizi terke etmelerini isteyecekmiyiz.
Bunları yapmamız için daha ne beklenir,Suriye'de PYD diye binlerce PKK'lıyı silahlandırmış,doğu Akdeniz'de karşımızda,F 35 projesinden çıkarmış,S 400 hava savunma silahlarını kurdurtmuyor,Yunanistan sınırlarına yığınak yapmış,elleri gırtlağımızda sıktıkça sıkıyor.
Artık gerçeklerle yüzleşmek gerekir,karşıt görüş bildirerek kınamakla, kabul etmiyoruz demekle bunları geçiştirmek, gelecekte başımıza daha çok sorun olarak döner.
Televizyonlarda tartışmacılar varsın tartışıp dursunlar,ama bu ülkeyi yönetenler bir şey yapmalılar, bu sadece bağırıp çağırma olmamalı.Eğer böyle sineye çekilirse bilin ki gelecek kuşaklarımıza bunun bedelini ödetmeye kalkarlar,onlarda bizlere herhalde hayır duası okumazlar.
Ülke olarak çok sıkışık bir zamanda olmuş olabiliriz,evet dolar olmuş 8300 Tl,ekonomik olarak belki daha ağır faturalarda ödeyebiliriz,ancak bunu çıkıp net bir şekilde millete anlatmak gerekir.Millet olarak israfa ve lükse alıştık,üretmeden harcıyoruz,sokaklara bakın yabancı marka lüks araçlardan tutunda gereksiz yere bir sürü harcamalar,iyi de nereye kadar,bu olay belki de bizleri kendimize getirecek,ama dedik ya ülkeyi yönetenler buna karar vermeliler.
Kısacası tepkisel eylem yapmaya hazırmıyız,yoksa bir kaç gün bağırıp çağırıp yine kaldığımız yerden çalıp oynamaya devam mı.Peki nereye kadar.