8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde Antalya Kadın Platformu'nun çağrısı ile Feminist Gece Yürüyüşü yapmak üzere bir araya gelen çeşitli siyasi parti, STK, sendika ve derneklere üye kadınlar, Üçkapılar önünde toplandı. Burada slogan atan yaklaşık 200 kişilik grup daha sonra yürümek istedi. Antalya Emniyet Müdürlüğü yetkilileri başvuruları bulunmadığı gerekçesiyle yürüyüşe izin veremeyeceklerini gruba iletti. Emniyet yetkilileri ile kadınlar arasında yapılan görüşmelerin ardından platform üyeleri yürümekte diretince polis ve kadınlar arasında arbede çıktı. Polis ekipleri kadınların yürümeye çalışması üzerine biber gazıyla grubun bir kısmını dağıttı. Kadın platformu üyeleri 2 gruba dağılırken, bir grup çevik kuvvet polislerinin olduğu alanda kalırken, diğer grup ise Atatürk Caddesi’nin olduğu alana geçerek yolu kapatmaya çalıştı. Polis ekipleri, dağılmaları yönünde çağrılarda bulunsa da Antalya Kadın Platformu üyesi kadınlar ısrarla yürümek isteyince arbede yaşandı. Arbede sırasında polis ekipleri, kadınlara destek veren erkeklerin de aralarında bulunduğu 30 kişiyi gözaltına aldı. Polisin müdahalesiyle dağılan kadınlardan bazıları tekrar toplanarak Attalos Heykeli’ne kadar yürüdükten sonra dağıldı.
Adem AKALAN/ANTALYA, (DHA)


Her iyi Niyetli eylemi provoke etmeye hazır art niyetliler malesef yine yapmış yapacağını iyi niyetlerinle oradaki kadınlarımıza Ekmek parası için görev başında olan polislere yazık degilmi neyin kavgası bu.
Sene olmuş 2022,şu görüntüler bize yakışan görüntüler mi,Cumhuriyetin daha ilk yıllarında, kadınların seçme ve seçilme haklarını elde ettiği o tarihten bu günlere kadar zaman diliminde, özellikle son yıllarda kadınlar sürekli cinayetlere maruz kalıyorlar.Kadın hakları konusunda adını da İstanbul'dan alan İstanbul sözleşmesi iptal edildiği günden beri ülkemizde tartışılır hale gelmiştir.Dünya'ya ev sahipliği yaptığımız bu sözleşmenin yine bizim tarafımızdan iptal edilmesi anlaşılır gibi değil.O nedenle 8 mart kadınlar günü gerekli tedbirler alınsa ve bu kadınlar yürüseler sonunda da basın açıklaması yapsalar ne olur.Bu manzaraların hiç biri yaşanmadan dağılır gidilir,hiç bir şey de olmaz,kos koca Cumhuriyetin kendi vatandaşlarıyla karşı karşıya getirilmesinin kime ne faydası var.Hepimiz bir kadından doğmadık mı,onlar nihayet hepimizin anaları değil mi,memleket için ülkemizin her yerinde canını veren bu vatan evlatlarının anaları bacıları değil mi,insanlar her hangi bir konuda yürüseler,düşüncelerini kamuoyuyla paylaşsalar inanın kamuoyu vijdanı rahatlamış olur.Herkes bir konuda aynı düşünmek zorunda değil ki,mesele ifade özgürlüğünün en geniş şekilde ele alınması ve bunu hayatın akışında yaşayabilmesi,özgürlüklerin zaman ve mekana bakılmadan kullanabilmenin önünün açılması başta yöneticileri olmak üzere Devletimizi büyütür.Sonuçta insan hakları açısından da bir sıkıntılı manzara ortaya çıkıyor.Bu iktidar döneminde İstanbul Sözleşmesinin yürürlüğe girdiği düşünüldüğünde ve yine bu iktidar tarafından iptal edilmesi anlaşılır gibi değil.Yarın bir iktidar değişiminde bu sözleşme tekrar yürürlüğe gireceğine göre,peki bu durumları neden yaşadık diye insanlar düşünmeyecek mi.
Gürültü yapmak, hastayı yaşlıyı, uykusundaki bebeyi uyandirmak, trafiği engellemek bunlar mi kadın hakkı. İnsana saygı önce.