BIÇAK KEMİĞE DAYANDI
Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, son 3 yılda çiftçinin 'serumlu' yaşamak zorunda kaldığını, bıçağın kemiğe dayandığını söyledi. Ülkenin bir geçiş döneminde olduğunu hatırlatan Nazif Alp, şöyle dedi:
"Uçak krizi, ardından hükümet değişikliği derken, artık bugünlere geldik. Bugün domates 60 kuruştan 1 TL'ye kadar satılıyor. Narenciye 5 yıldır aynı yerinde sayıyor. Asıl sorun tarım girdilerinin yüksek, fiyatların düşük olması. Bu nedenle çiftçimiz ayakta duracak halde değil. Devletimizden, büyüklerimizden isteğimiz acilen Rus pazarının açılması ve yeni pazarların bulunması."
BEKLENTİMİZ İMZAYA KALDI
Rusya pazarının açılması için karşılıklı heyetlerin gidip geldiğini hatırlatan Nazif Alp, "Heyetler buraya gelip, çalışma yaptıktan sonra burada talihsiz bir açıklama yaptı. Büyük tüccar ve işletmelerden mal alacaklarını açıklamaları bizi üzmüştür. Antalya çiftçimizin yüzde 80'i aile işletmesidir. Sayın başbakanımız 4 Aralık'ta Rusya'da olacak. Rusya'da atılacak imzada narenciye, kabak, patlıcan da var ama inşallah domates de ele alınır. Beklentimiz orada atılacak imzalara kaldı" diye konuştu. Başkan Alp, Çin pazarına yolun uzunluğundan dolayı kargo ile sadece kiraz gittiğini hatırlatarak, domatesin de Çin pazarına açılması için yollar arandığını ekledi.
İŞİ OLMAYAN DOMATES, PATLICAN, SALATALIK HAKKINDA KONUŞMASIN
ANTKOMDER Başkanı Cüneyt Doğan ise, hesapların ortada olduğunu vurgularken şöyle konuştu:
"Matematik belli. Çiftçimizin geçen hafta söylediği gibi yıllardır fiyat devam ediyor. Ama girdi maliyetleri yükseltiyor. Oda başkanlarının söylediği gibi ya kilograma destek, ya da arıya verilen destek gibi destek istiyoruz. Gübrede yapılan destek gibi istemiyoruz. Eğer Rusya pazarı açılmazsa yeni pazarlar bulunmalı. Pazar bulunamazsa da üretimde yeni planlamanın yapılmasını istiyoruz. Bizim için en büyük Pazar Türkiye'dir. Türkiye'deki nüfus yeterlidir. Fakat, sabahları veya akşamları televizyona çıkan bazı doktor ağabeylerimiz, bazı diyetisyen ablalarımız, bazı sanatçıların ürettiğimiz ürünlere laf atması insanların kafasını bulandırıyor. Gelsinler burada istedikleri kapıdan numune alsınlar. Denetlesinler. Biz hazırız. Bundan da alnımızın akıyla çıkacağımıza inanıyorum. Bu konuda herkes uzman oldu. İşi olmayan domates, patlıcan, salatalık hakkında konuşma yapmasın."
DOMATESE CENAZE NAMAZI
İlçelerden gelen ziraat odalarının başkanları da sorunlarını anlattı. Söz alan çiftçiler ise sorunun muhatabının hükümet olduğunu belirterek, bu konuda acilen önlemler alınması gerektiğini kaydetti. Konuşmaların ardından çiftçi olan eski Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım, içerisinde domates bulunan tabut önünde temsili cenaze namazı kıldırdı. İmam kıyafeti giyen İsa Yıldırım, namaz sonunda TBMM'de sorunlarına çözüm bulmayan tüm milletvekillerine haklarını helal etmediklerini söyledi. Açıklamaların ardından eylem sona erdi.
Süleyman EKİN/ ANTALYA, (DHA)


SIKINTI BÜYÜK:İnsanın domatese ''ALLAH RAHMET EYLESİN''diyesi geliyor,peki sadece domatese mi,Anadolu'ya bakın Trakya da ki çiftçilere bakın ,tahıl üretici,pancar üreticisi ,narenciye üreticisi,yaş sebze meyve üreticisi de aynı ,domates üreticisi gibi perişan halde ,baş da mazot ve gübre olmak üzere girdi masrafları çok fazla ,sonuş da ürettiği malı paraya çevirdiğinde kooperatif borçlarını ödüyor ,kışı geçirecek ihtiyaçlarını alıyor hepsi o.Gelecek yılın üretimini almak içinde tekrar kooperatifinden gübreyi mazotu borçlu alarak bu kısır döngü devam edip duruyor.Et konusu ise içler acısı asgari ücretin 43 TL olduğu bir ülke de ,etin kilosu 35 Tl den 75 TL ye kadar çıkıyor.Bu durumda insanlar evlerine nasıl et alsınlar ,gelecek nesiller nasıl sağlıklı beslensinler .Yurt dışına bakalım etin kilosu ABD 'de ortalama 4 dolar ,Almanya ve Avrupa ülkelerinde ortalama 6 EURO ,o her gün et yiyecek biz seyredeceğiz ,bu ne şimdi kader mi.Ülkemizin büyük bir bölümü olan Doğu Anadolu yaylalarında 25,30 milyon küçük ve büyük baş hayvanın otladığını yetişdirildiğini düşünün etin kilosu yarı yarıya düşdüğü gibi köyden şehirlere göçüde önlemiş olursunuz.Gelin görün kü yıllarca TERÖR belasından köyler yaylalar terkedilmiş ,insanlar can güvenliğinden göç etmek zorunda kalmışlar .32 yıldır güvenlik sorunu olan yerde üretici çiftçi durur mu,bu damı kaderimiz.Geldiğimiz noktaya bakarsak iç de ve dış da bir sürü sorun ,yakın gelecek de de çözülecek gibi görünmüyor.Ama kaderimiz bu olmamalı.