Mustafa Kemal Atatürk, 1930 yılı mart ayının başlarında ziyaret ettiği İzmir'den sonra Aydın, Denizli, Isparta ve Burdur'a geçti. 6 Mart 1930 günü ise Antalya'ya ilk ziyareti gerçekleştirdi. Antalyalıların büyük sevinçle beklediği Atatürk, saat 16.00 sıralarında Kepez'den şehre kadar, yolun iki yanını dolduran halk tarafından “Hoş geldin. Sefalar getirdin. Yaşa, var ol Gazi" sesleriyle karşılandı. Atatürk, Antalya'da bir hafta ve bugün Işıklar Caddesi üzerinde Atatürk Evi ve Müzesi olarak restore edilen ve içindeki tüm eşyaları o günkü halk tarafından hazırlanan iki katlı konakta kaldı.
'ATATÜRK DÜNYANIN EN GÜZEL KENTİNDE'
Atatürk'ün Antalya ziyaretinin 92'nci yıldönümü Antalya Valiliği'nin saat 11.00'de Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenleyeceği programla kutlanacak. Programda günün anlam ve önemini belirten konuşmaların yanısıra resim, şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrenciler ödüllendirilecek. Antalya Lisesi öğretmen ve öğrencilerinin hazırladığı, 'Atatürk Dünyanın En Güzel Kentinde' adlı gösterinin de sunulacağı programda, 'Atatürk ve Antalya' konulu karma fotoğraf sergisi de açılacak. Antalya Büyükşehir Belediyesi ise Atatürk'ün Antalya'ya gelişinin 92'inci yıl dönümünde Ali Altay konseri düzenliyor. Ali Altay, 6 Mart Pazar günü saat 20.00'de AKM'de Antalyalılarla buluşacak.
ATA'NIN ANTALYA ZİYARETİNDE NELER YAŞANDI
Tarihi kayıtlarda yer alan bilgilere göre Atatürk'ün 6 Mart 1930'da Antalya ziyaretinde şunlar yaşandı:
“6 Mart günü Antalyalıların coşkulu karşılamasının ardından kendisi için hazırlanan iki katlı köşke geçti. Köşkün balkonunda da halkı bir kez daha selamlayan Atatürk, akşam ise onuruna verilen akşam yemeğine katıldı ve Türk Ocağı'nın gösterilerini izledi. 7 Mart'ta tüm ilçe ve köylerden görmek, saygılarını sunmak için gelen Antalyalılara balkondan bir konuşma yaptı. Akşam şehirde otomobille bir gezinti yapıldı ve Tophane yolu ile buz fabrikası ve Türk Ocağı'na gitti. Ocak kütüphanesi, sinema ve diğer salonları gezerek, ocak reisinden durumlarıyla ilgili bilgiler aldı.
MEŞHUR SÖZÜNÜ SÖYLEDİĞİ YER
8 Mart'ta Arapsuyu'nda pirinç ziraatı yapılan Mursi çiftliğine gidildi. Konyaaltı'nda yol olmadığı için buraya Rüstemiye gemisiyle geçildi. Öğle yemeğinin ardından Gazi ve yanındakiler vapur ile Antalya sahillerini gezdi ve özellikle büyük şelaleyi gördü. Karadan Lara yolu üzerinde Rumkuş mevkiine gidildi. Atatürk oradan denizi, karşı sahilleri, karla örtülü Beydağları'nı uzun uzun seyretti ve 'Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeridir' sözünü burada söyledi. Bulunduğu yerin adını sorduğunda 'Rumkuş' olduğunu öğrenince Türk topraklarında Türkçe adın olması gerektiğini söyleyerek adının 'Erenkuş' olarak değiştirilmesini istedi.
ASPENDOS ANTİK TİYATROYA GİTTİ
9 Mart'ta Aspendos Antik Tiyatrosu'nu görmeye gitti. Tiyatronun önüne Yörük çadırı kurulmuş, her taraf bayraklarla donatılmıştı. Atatürk, Aspendos Tiyatrosu'nun derhal onarılarak ziyarete açılması için direktifler verdi. Dönüşte yol üzerinde bulunan Osman Ağa'nın narenciye bahçesini gezdi. Akşam ise Yeni Kapı'da halk tarafından Atatürk'ün onuruna oyunlar oynandı, türküler söylendi. 10 Mart günü, köşkte Antalya Müzesi'nden getirilen birkaç el yazması tarih kitabını ve Kuran-ı Kerimi incelemekle geçirdi. 11 Mart'ta deniz yoluyla devam edeceği yurt gezisine, program değişikliği nedeniyle son verildi ve 12 Mart'ta Gazi yanındaki heyetle birlikte Ankara'ya uğurlandı."
Atatürk 26 Ocak 1931 ve 18 Şubat 1935 tarihlerinde de Antalya'yı ziyaret etti.
FOTOĞRAFLAR VE EŞYALARI
Atatürk Evi ve Müzesi'nde Atatürk'ün Antalya'yı ziyaretinde çekilmiş fotoğraflarla, Atatürk'ün Antalya'ya gelişleriyle ilgili gazete kupürleri sergileniyor. Atatürk ve Antalya konulu belgeselin de izlenebildiği barkovizyon odası, büro ile girişteki holde yemek odası, üst katta ise yatak odası, iki adet çalışma odası, Atatürk'ün şahsi eşyalarının sergilendiği müze odası ile Cumhuriyet'in kuruluşundan günümüze kadar basılan madeni ve kağıt paralar, pullar ve hatıra paraların sergilendiği ayrı bir bölüm daha yer alıyor.
![]()
![]()
Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)


6 Mart 1930 da ilk önce Döşemealtı'n da bu günkü Yeniköy mahallesinde durduğu ve orada bir şeyler içerek halkla sohbet ettiği yörede yaşayan vatandaşlar tarafından anlatılmaktadır.Peki bu gerçek ortada dururken Döşemealtı yöneticileri bu konuyu her yıl anma günü olarak bir etkinliğe çevirebilirler mi düşünmek gerekir.O gün nerede durmuş ve neler konuşmuş sözlü olarak yaşayan yaşlılardan bunlar öğrenilerek sözlü tarih kayıt altına alınabilir.Bunu kimin yapması gerekir,öncelikle Döşemealtı Belediyesi,ancak gelin görün ki son 25 senedir Döşemealtı Belediye Başkanları elde ne varsa satmakla meşguller.Şöyle geriye doğru bir bakın Sadi KÜÇÜKBAŞKAN,Nurettin TURSUN ve Turgay GENÇ kendi dönemlerinde kaç bin parsel satmışlar.Herhalde kıyaslama yapılsa nüfusa göre üçü de ülke genelinde ilk 3'e girerler gibi.Diyeceksiniz ki hala her ay satıyorlar,iyi de ne yapsın Turgay Genç her ay 1000 kişiye maaş ödemek zorunda,seçim kazanmak için ihtiyaç var yok Belediye işçilerle doldurulmuş,oda satıp satıp maaş ödüyor.Her ay karşılanması gereken kiralık araçlardan tutunda Belediyenin bir sürü masrafları oluyor,bunları nereden karşılayacak,bir iki ay maaş ödemese Başkan maaşları ödemedi diye dedikodu yapıyorsunuz,oda bulmuş kolayını elde ne var ne yoksa satıyor.Başka ne yapabilir,fazladan belediye'de çalışanları çıkarması gerekir veya gayrimenkulleri satarak gideri karşılar.Tercih Başkanın,nasıl olsa 5 yıllık yetkiyi almış,Ankara'da 5 yıllık yetki alanlara ülkeyi yönetemiyorsun hadi erken seçim deniyor, ama bu yerelde 5 yıllık yetki alıp da çarşafa dolananlara neden hadi erken seçim denmiyor anlayan var mı.Burda da bir çelişki var gibi geliyor,işin özü ülke son 72 yıldır genelde veya yerelde çoğunluğu 'ÇAPSIZ SİYASİLER''tarafından yönetilmesidir.Bir sistem yok,seçilenin kendi sistemini uygulaması gibi bir manzara karşısında olacağı bu,ülkenin haline bir bakın 1 litre mazot 20 Tl ye dayanmış,gerisini yazmaya gerek yok,insanlar sadece karnını doyurmanın peşinde iken, bir iki dönem bir yere seçilen siyasilerin çoğunluğu ise, başta kendilerini ve etrafındakileri kurtarma peşinde olunca, umumiye manzarada göründüğü gibi oluyor.Ne diyelim böyle başa böyle tarak gerek derler,her şeyin sorumlusu sensin seçmen kardeşim.