TBMM Genel Kurulunda bütçe Kanunu Teklifinin 15. Maddesine ilişkin İYİ Parti adına bir
konuşma yapan Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, iktidar yanlılarının, bir yanda “Faiz
haram, Nas var, TL’yi dövize bağlamak ahlaksızlık!” dediklerini hatırlatarak, “Peki , Ayşe
teyze küçük birikimini ne yapsın? Samimiyetle soruyorum ne yapsın! Siz parası olanlar ne
yapıyorsunuz?” diye sordu.
Hasan Subaşı, son dört yılın faiz ödemelerinin artmasına da dikkat çekerek, “Son dört yılın
faiz ödemesi oranları, kötülediğiniz Parlamenter sistemdeki ödemelerden üç kat fazla. Faize
batmış durumdayız. Hala Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi çok iyidir diyenler varsa geliri
de parası da dolara bağlı demektir” diye konuştu.
Sözde dev eserlerin bütçesi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay’ın bütçe teklifi sunumunda
2022 yılı bütçesinin de tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi dev eserlerin bütçesi olacağını
söylediğini hatırlatan Hasan Subaşı, konuşmasını söyle sürdürdü: “Bakanlar da paralel
söylemlerde bulundu. Özellikle yatırımcı bakanlar, KÖİ (Kamu-Özel İşbirliği)
müteahhitlerinin geleceğimizi borçlandırıp yapılan yatırımları en büyük, en yüksek, en uzun
köprü, tünel, uçak’ diyerek övdüler. Otomobil ve uzay projeleri, yapay zekadan bile söz
edildi! Unutulan en çok ve en büyük cezaevleri yapıldığı gerçeği olmasına rağmen
zannediyorum en çok insan hakları ve hukuk reformu sözünü eden Adalet Bakanımız belki
nezaketinden belki de mahcubiyetinden olsa gerek bundan hiç söz etmedi”
Enler ve dev eserler bütçesinde insan unutulmuş!..
AK Parti grubuna dönerek konuşan ve “Devlet ne yapar görevi nedir?” diye soran Antalya
Milletvekili Hasan Subaşı, “Bakın Anayasa’ya… Gerçi sizlerin hukuk ve anayasa ile pek
işiniz yok. Çünkü çoğu zaman görmezden geliyorsunuz. Ama nasıl olsa öğreneceksiniz.
Anayasa’mızın 5. Maddesi ‘devletin görevi toplumun refah huzur ve mutluluğunu
sağlamaktır. İnsanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaktır’
diye yazar” dedi.
Refahın Devletin en başlıca görevlerinin başında geldiğini söyleyen Subaşı, konuşmasına
şöyle devam etti: “Refah nedir diye baktığımız zaman Türk Dil Kurumu’na göre zorluk
çekmeden yaşamak, Bereket bolluk demektir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı tümüyle devletin
insanına öncelikle refah sağlama ‘görevini tümden unutmuş olabilir mi?’ diye sunumuna dikkatlice baktığımda 48. Sahifede refahla ilgili bir kelime buldum ama Hemen ardındaki
paragrafta şu açıklamaya rastladım: ‘2022 bütçesi de önceki yıllarda olduğu gibi dev eserlerin
sürdürülebilir katkıların bütçesi olacaktır’ Ve görüldüğü gibi bütçede faizin dışında kalan ne
varsa yine KÖİ müteahhitlerine döviz cinsi geçiş garantili ödemelere ayrılmıştı!
Cumhurbaşkanı ise refahı ve insanı hepten unutmuş görünüyor. Bakara suresini hatırlatarak
‘çektiğiniz yokluğu sabırla karşılayın’ öğüdünü veriyor”
Peki dolar şimdi niye yükseldi?
1567 sayılı yasaya göre Cumhurbaşkanı’nın Türk parasını koruma görevi bulunduğunu da
hatırlatan Subaşı, “Bugün ise görev tümüyle unutulmuş. Türk parasına korumak yerine adeta
değerini düşürmek için çaba sarf edilmektedir. Gezi olayları hatırlardadır. Gösteri ve eylemler
sonucunda doların 1.80 bandından 2 seviyesine çıkmasını örnek gösteren Cumhurbaşkanı;
gezi olaylarını devleti ve milleti hedef alan alçak bir saldırı olarak yorumlamıştı.. Türk
parasının değerinin düşmesine neden olan eylemcilere her türlü cezanın verileceği söyleyerek,
adete mahkemelere telkin ve talimat yağdırıyordu. Peki, 1 yılda doların %100 artmasının,
TL’nin rekor değer kaybından kim sorumludur?”
Paramız pul oldu
Dünyada pandemiden sadece Türkiye’nin etkilenmediğini, bazı ülkelerin de ekonomilerinin
bozulduğunu da dile getiren Hasan Subaşı, “Ama biz hem hukuk da hem ekonomide dibe
vurduk. İnat ve ısrardan bilmezlikten, bilmediğini bilmezlik ve ortak akılı terk ettiğimizden
paramızın değerini yitirdik, halkı yoksullaştırdık. İnsanımızı açlıkla yüz yüze getirdik” dedi.
Türkiye’nin zengin ve bereketli toprakları ile bolluk ülkesi olduğunu hatırlatan, fedakâr
çiftçilerin bile artık toprağını terk ederek üretimden vazgeçtiğini, şehirde iş aradığını söyleyen
Milletvekili Subaşı, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Edirne’ye Bulgarlar, Van’a İranlılar, Artvin ve Trabzon’a Gürcüler, Iğdır’a Azeriler
alışverişe geliyor, araçlarını tıka basa Türk mallarıyla doldurup memleketlerine
dönüyor. Katar ve BAE sermayesi de kamusal varlıkları kelepir fiyatına kapış kapış
almak için geliyor. Çünkü her ülkenin parası bizim paraya karşı değerli hale geldi.
Kendi vatandaşımızın pek çoğu ise filesini dolduramıyor, ekmek kuyruğunda bekliyor.
Aynı pazarlardan atılmış mallardan toplayıp evine götüren vatandaşlarımızın sayısı az
değil. Devletin tarım ve üretimi korumak için de çeşitli görevleri vardır ama böyle giderse
çiftçiyi sadece küstürmekle kalmayacağız önümüzdeki yıllarda toprakların
terkedilmesi ekilenlerim de gübresizlikten ürün kaybından tarım ve bolluk ülkesinde
ürünümüzün, etin ve sütün de yokluklarına tanık olacağız. Emekliler, işçiler, işsizler, EYT’liler, söz verilen 3600 ek gösterge bekleyenler yine söz verilip de bir türlü gündeme gelemeyen on binlerce VUK 359 mağdurları, KHK mağdurları, a tanamayan 460 bin öğretmen, 200 milyar TL’yi aşan çiftçi borçları ne olacak? İcra iflas dairelerindeki dosya sayısı 30 milyonu aştı. Enerji Bakanına göre 2020 yılında faturasını ödeyemediği için 3,8 milyon hanenin elektriği; 1,3 milyon hanenin doğalgazı kesildi.Bir yılda 3-4 kat pahalı aldığımız gübre ve 2 kat pahalı aldığımız mazot ve elektrikle nasıl çiftçi üretim yapacak sorularına ise hiç cevap yok!! Köyler boşaldı, hayvancılık bitti. 40 milyon dekara yakın arazi ekilmiyor seneye buğdayı, eti, sütü hangi dolarla hangi bütçeyle nasıl temin ederiz soruları da cevapsız. İçinde bulunduğumuz dört yıldır süren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, 20 yılınızın en dip yıllarıdır. Ve inat ısrar ve bu zihniyetle hiç çıkış yolu kalmamıştır. Bir an önce kurtulmak için güçlendirilmiş parlamenter sistem ile yeniden demokrasiyi ihya etmek zorunluğu bulunmaktadır”


Birincisi döviz hala çok yüksek öyle 20 TL,leri görüp tekrar 15 Tl civarına inmesi hiç bir şeyi değiştirmek,çok aşırı derecede yüksek,alım gücümüz düştükçe düşüyor.20 ye çıkıp sonra 15 e inmesi Nasrettin Hoca'nın dediği gibi fakirin eşeğini kayıp edip sonra bulması sonucu sevinmeye benziyor.Vatandaşın sevinebilmesi için ise dövizin 5 Tl ortalamasına kadar inmesi gerekir.Rahip Buronson du galiba ondan önce neyse gerçek değeri oralarda olmalı,yoksa bu seyirlerde dayanacak gücümüz kalmaz.Gün içinde 3 Tl artsın,sonra dönsün 5 Tl düştü diye bakın nasılda alınan tedbirler sonucu başarılı oldu diye geçici göbek atmanın zamanı değil.Durun bakalım seyir nerelere doğru olacak,vatandaşın ağzına bir parmak bal çalınca eldeki 1 milyar doları nasılda bozdurmuşlar.Önemli olan devamlı balı göstermek değil arz talep dengesini iyi hale getirmek gerekir.O güne kadarda böyle yüksek seyir edeceğine ''SABİT KUR''uygulanarak düzlüğe çıkana kadar piyasalar önünü görmelidir.Yoksa böyle gün içinde 3 ileri 5 geri oldu mu ithalat ihracat yapanlar ne yapsınlar,bütün hesap kitap Allah Bullah oluyor.Geçici pansumanla bu yara iyileşeceğe benzemiyor,yara zaten kangren olmuş o halde kesip atacaksın.Hemen 1 ay içinde ''Sabit Kura''geçileceğini açıkla elde ne kadar döviz varsa bozdurmaya giderler.Piyasalar sakinken nerelerden çıkışa başladığı değeri bulmak çok kolay,demek ki o günden beri birileri dövize yönelerek Tl karşısında haksız bir kazanç elde ettikleri gibi bunu da bankalarda veya yastık altlarında tutarak ekonomik alandan çekmişlerdir.Sürekli bu konu gündemi meşgul edeceğinden gündem olmaktan çıkarmak için ''SABİT KUR''örnek 1 EURO 5 TL.gibi.Değeri neyse iç ve dış pazar göz önüne alınarak bir rakam tespit edilir.Yoksa her gün bu kadar oynaklığa kimse dayanamaz,iflaslar başlar.
Gerçekten ekonomik sıkıntı 2 ayda % yüz artan döviz fiatları acı gerçeğimiz.Türkiyede ADALET YOK DİYEN Sadece Vatandaş Millet vekillerin tuzu Kuru O Milletin Kürsüsünden ADALET YOK diye Haykıran Yok