Bir zamanlar Kemer için “cennete gitmek için ölmeye gerek yok, Kemer'e gelin” denirdi.
Bugün ise insan sormadan edemiyor:
Turizmin cenneti diye bildiğimiz Kemer’e yani, o cennete biz ne yaptık?
Yıllar içinde betonlaştık…
Yeşil alanlarımız azaldı, yapılaşma arttı, nüfus büyüdü.
Kemer gelişti elbette. Hastaneler yapıldı, mahalleler büyüdü, yeni yerleşim alanları oluştu. Bunların hepsi bir kentin büyümesinin doğal sonuçları olabilir.
Ama gelişmek başka, güzelliğini kaybetmek başka.
Bugün fotoğraflara bakıyoruz…
Dere yatağında atıklar.
Yol kenarlarında uzayıp giden otlar ve çalılar.
Bakımı yapılmamış alanlar.
Ve bütün bunların ortasında dünyanın dört bir yanından turist ağırlamaya çalışan bir Kemer…
İşte benim itirazım buna.
Kemer'in büyümesine değil;
Kemer'in büyürken kendisini kaybetmesine itiraz ediyorum.
Çünkü turizm yalnızca otellerden, plajlardan ve doluluk oranlarından ibaret değildir.
Turistin otelden çıktığında ne gördüğüdür…
Doğasıyla, deniziyle, ormanıyla, dağlarıyla dünyanın dört bir yanından insanı kendine çeken güzel Kemer…
Ama gelin görün ki bu sezon, bize bahşedilmiş bu güzelliklerden sanki istifa ettirilmiş gibi.
KEMER'İN GÜZELLİĞİNE BUNU MU REVA GÖRÜYORSUNUZ?
Ben kendi adıma söylüyorum:
Bu güzel kenti çöplüğe çevirenleri affetmeyeceğim.
Her gün yüzlerce yerli ve yabancı misafirlerin geçtiği yolların kenarları çalı çırpı içinde…
Doğa kendiliğinden temizlenmiyor.
Fen İşleri'nin bu çalıları temizlemesi, yol kenarlarını düzenlemesi gerçekten bu kadar mı zor?
Peki Balıkçı Barınağı'nın dere kısmına ne demeli?
“Çöplük” desem çöplüğe haksızlık olur.
Orası adeta bir mikrop yuvasına dönüşmüş.
Şimdi buradan sayın kaymakamımıza ve yerel yöneticilerimize sormak istiyorum:
Bizim gördüğümüzü siz görmüyor musunuz?
Yoksa görmek istemiyor musunuz?
Günde yüzlerce turistin geçtiği, Kemer'in vitrini olması gereken yerler bunlar.
Biz bu görüntülerle nasıl turizm kenti olduğumuzu anlatacağız?
Yabancı misafirlerimize “Cennet Kemer'e hoş geldiniz” deyip sonra onları çöplerin, bakımsızlığın, çalıların arasından mı geçireceğiz?
Ben utanıyorum.
Kemer'i seven bir insan olarak utanıyorum.
Acaba bu utançtan biraz olsun siz de payınıza düşeni hissediyor musunuz?
Bu kente sahip çıkmak yalnızca belediyenin, kaymakamlığın ya da herhangi bir kurumun görevi değil elbette.
Ama temizlemek, denetlemek ve düzenlemek de görev alanı olan kurumların sorumluluğudur.
Kemer'in güzelliğini anlatmaya gerek yok.
Zaten Allah vergisi bir cennet.
Bize düşen, o cenneti korumak.
Kemer'i çöplüğe çevirmeyelim.
Çünkü turist bir kez gördüğü manzarayı unutmayabilir.
Ve ben artık şunu sormak istiyorum:
KEMER'İ SEVENLER Mİ DAHA ÇOK, KEMER'İ GÖRMEZDEN GELENLER Mİ?
Gerçekten yazık…
“Turizmin gözbebeği olması gereken Kemer, neden kendi güzelliğine sahip çıkmakta bu kadar zorlanıyor?”
Burası Kemer!
Turistin geldiği, doğasıyla övündüğümüz, “cennet Kemer” diye anlattığımız yer.
Peki biz bu görüntüleri turistlerimize nasıl açıklayacağız?
Her gün yüzlerce insanın geçtiği güzergâhlarda yol kenarlarının çalı çırpıyla kaplanması, dere yataklarının bu hale gelmesi gerçekten normal mi?
Fen İşleri'nin görevi yalnızca yol yapmak veya tamirat yapmak mı?
Bir kentin temizliği, düzeni ve görüntüsü de o kentin yönetiminin sorumluluğu değil mi?
Buradan sayın kaymakamımıza ve yerel yöneticilerimize samimi bir çağrıda bulunuyorum
Bizim gördüğümüzü siz de görün…
Çünkü Kemer'in doğası bize miras değil, emanet.
Ve emanete böyle davranılmaz.
Ah Kemer'im…
Seni bu hale getirenlere gerçekten yazıklar olsun.
Ben bu kenti seviyorum.
Tam da bu yüzden susmak istemiyorum.
Kemer'i çöplüğe çevirecek görüntülere alışmayacağım, alışmayacağız.
Çünkü Kemer'in hakkı bu değil.
Kemer çok daha temizini, çok daha güzelini hak ediyor.
SADECE BİRAZ İLGİ İSTİYOR
Bu fotoğraflara bakınca insanın aklına tek bir soru geliyor:
Bunları görmek için gerçekten özel bir makama mı sahip olmak gerekiyor?
Hayır…
Sadece Kemer’in sokaklarında dolaşmak yeterli.
Ben Kemer’in kötü görünmesini istemiyorum. Tam tersine, Kemer’in hak ettiği güzelliğe kavuşmasını istiyorum.
Çünkü Kemer bizim evimiz.
Ve insan evinin eksiğini söylerken onu kötülemiş olmaz.
Onu daha güzel görmek istediğini gösterir.
Sözün özü:
Kemer’i büyütelim ama güzelliğini kaybetmesine izin vermeyelim.


Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz paylaşın.