Antalya’da CHP’li bir belediye, kentteki bir ‘Medrese’de, ‘Bilim’ söyleşileri düzenlemiş.
‘Medresede bilim söyleşileri’ diye basın bülteni yapıp medyaya da servis etmişler…
Medrese ve bilim…
Koskoca şehirde başka yer bulunamamış da, bir medrese mi mekan tutulmuş bilim söyleşisi için?..
Bakın beyler; size önce bir olayı anlatayım, sonra da diyeceğimi diyeyim…
Tarih; 18 Eylül 1924… Rize’de hükümet konağına giden Atatürk’ün önünü iki din adamı kesip bir dilekçe vermiş. Atatürk verdikleri dilekçe de, ‘Medreseleri açın’ cümlesini okuyunca yüzünün şekli değişmiş ve hiddetle şunu söylemiş o iki sarıklıya…:
“Medreseler açılmayacaktır. Millete mektep lazımdır.”
Atatürk’ün kurduğu cumhuriyette yine Atatürk’ün kurduğu bir partinin yönetimindeki belediyenin yetkililerine Süleyman Apaydın’ın şiirindeki şu dizeleri hatırlatırım;
“Ey milletim, ben Mustafa Kemal'im…
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
hala en hakiki mürşit değilse ilim,
kurusun damağım dilim,
özür dilerim.
Unutun tüm dediklerimi,
yıkın diktiğiniz heykellerimi…
Özlediyseniz fesi, peçeyi.
Aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi.
Hálá medet umuyorsanız
şıhtan, şeyhten, dervişten.
Şifa buluyorsanız,
muskadan, üfürükçüden...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...”
Neymiş; sadece Atatürk’ün heykelini kapının önüne dikmekle olmuyormuş, onu yaşatmak için devrimlerini de yaşatmak gerekiyormuş.
Neymiş; Atatürk’ü yaşatmak istiyor isek ilelebet, cumhuriyetin ilanı ile beraber tarihe gömülmüş fesi, peçeyi, şeyhi, dervişi, medreseyi hortlatmamak lazımmış...
Şimdi soruyorum; Medresedeki bu etkinliği kim önerdi, kim onay verdi?..
*** *** ***
ANTALYA’DA SİLAHLAR KONUŞUYOR
Antalya’da bir grup genç silahlanmış, bir mahalleyi basmış.
Ellerinde Keleş’ler sokak aralarında birbirlerini kovalamışlar.
Mahalleli, ‘Ne oluyoruz ya?’ deyip muhtarı, polisi aramasa Balbey sakinleriyle gençler arasında bir arbede de çıkabilirdi…
Bu nasıl iş anlamadım?..
Mahalle halkı, muhtar olmasa Kurtlar Vadisi versiyonu veya Çukurvari bir dizi çekildiğinden haberdar olmayacak.
Gerçi muhtarın haberi de mahalle sakinleri, ‘Muhtar bu ne iş?’ diye telefonla arayınca olmuş.
Valilik, Antalya’nın silahlı, kavgalı, gürültülü, kan kokan bir diziye ihtiyacımı vardı ki izin verdi?..
Bu dizi Antalya’ya ne tür bir katkı sunacak çok merak ediyorum.
‘Turizm kentine katkı olsun’ düşüncesiyle izin veren makamlara sesleniyorum; turizm deniz, kum, güneş, müzik, dans, aşk demektir. Silahın, çata patın, kan revan içinde kalmış, yaralanmış, ölmüş insanların ne işi var Allah aşkına?..
Şimdi soruyorum; Bu diziye kim referans oldu, kim onay verdi?


Birincisi;Bu hangi belediyeymiş,madem yazıldı kamuoyununda bilmeye hakkı var,anlaşılan oy uğruna siyasetçilerin özellikle Belediye Başkanlarının yapmayacağı şey yok,oy için her türlü istismarı yapıyorlar.Ne söylerseniz söyleyin çoğunun ar damarı çatlamış,yüzlerine tükürseniz gökten yağmur yağdı diyorlar.İkincisi ise film bir sektör,milyonlarca kişiye ulaşıyorlar,her nerede çekilmesi gerekiyorsa varsın çekilsin,Antalya'da çekilmesinde de hiç bir sakınca yok,hem her yıl film festivali yapacaksın, hemde diyeceksin ki Antalya'da çekilmesin, bu olmaz işte. İlgili makamlardan izin alınmış,bu izin veren makam başta Kaymakamlık olmak üzere, Emniyete, mahalle muhtarına, hatta o sokakta yaşayan vatandaşlara bildireceklerdi,yetmez çekimden önce mahalli belediyede hoparlörden halka duyuracaktı,ayrıca yerinde emniyet tedbiri de alındıktan sonra varsın çekilsin.Mahalleli de canlı canlı izlemiş olur.
"Gerçi muhtarın haberi de mahalle sakinleri, ‘Muhtar bu ne iş?’ diye telefonla arayınca olmuş." Diye yazmış sevgili editör. Büyük bir mahalle düşünün mahallenin bir köşesinde böyle bir olay oluyor, hem de olay daha doğrusu film çekimi başlar başlamaz muhtar olay yerine gitmiş polis ekipleriyle birlikte gerekeni yapmış, ben muhtarı çok iyi tanıyorum, mahallesine ve çevresine duyarlı bir arkadaştır. Asıl düşünülmesi gereken yetkili büyüklerin böylesine muhtemelen şiddet içeren bir filme bakir bir mahalle içinde nasıl izin verildiği.