Hatay, büyük önder Atatürk'ün "şahsi meselem" dediği tek kentimizdir.
Lozan'da nüfus değişimleri ile elde ettiğimiz demografik kazanımlarımız, bir süre sonra yok olabilir. Çok önemli ve ciddi uyarı.
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş diyor ki:
"Kentimizi 12 yıl sonra, bir Suriyeli başkan yönetebilir. Biz azınlığa düşebiliriz."
Suriye'den gelen kadınların doğurganlık oranı 5.3 olarak hesaplanıyor. Savaş psikolojisi adeta hormonlarını bozmuş. Şarkıdaki, "Bombalar yağardı, biz sevişirdik" sözleri adeta Suriyeli sığınmacıları anlatıyor. 6 yılda 6 çocuk yapan var. Hatay'ın demografik yapısında, her iki kişiden biri Suriyeli. Hatay'da ve diğer yerlerde doğan her 4 bebekten 3'ü Suriyeli.
TÜRK NÜFUSUNU GEÇTİ
Savaştan kaçarak gelenler buraya entegre olmayı istemiyor. Kendi dillerini konuşuyor, sokaklarında gettolarını oluşturuyor. Esnafı, cafeleri, kültürü ile küçük Suriye kuruyorlar. Sığınmacı nüfusu Hatay'ın bazı ilçelerinde Türk nüfusunu geçti. "Suriye'ye dönersem beni askere alırlar" diyen sığınmacılara, bizim Diyanet çeyiz yardımı yapıyor, evlendirmeye özendiriyor. İlk seçimde Suriyeliler sadece Hatay'da 18 bin oy kullanacak ve bazı yerlerde kazanan adayı belirleyecek. Bugün Hatay'da yarın tüm Türkiye'de onların sözü geçerli olacak.
BU NASIL EV SAHİPLİĞİ
900 bin Suriyeliye vatandaşlık, seçme ve seçilme hakları verildi. Birileri "ensar" diyor. Bugünkü karşılığı "oy" demek. Halkın vergileri o gelenlere veriliyor. Ellerinde birer kart. Market bedava, ulaşım ücretsiz. Okullara kolayca kayıt yaptırıyor, sınavsız üniversite mezunu oluyorlar. Öncelikle işe yerleşiyorlar. Torpilin en kralı bu sözde mazlumlara uygulanıyor. Kendi vatan topraklarını bırakmışlar, burada en iyi nimetlerden yararlanıyorlar.
Avrupa Birliği 3 milyar euro göndermeyince Suriyelileri otobüslere bindirdik, Yunanistan sınırına yığdık. Avrupa, "Aman, sakın yollamayın" diye yalvardı. O günlerde, bu Suriyeliler "ensar" değil miydi?
ENSAR MUHACİR ÜMMET
Sağlık Bakanı'nın verdiği sayılar korkunç: "4 bin Suriyeli sağlık çalışanı istihdam edildi. 754 bin Suriyeli bebek doğdu. 97 milyon kez poliklinik hizmeti verildi. 3 milyon kez yataklı tedavi sunuldu. 2 milyon 600 bin kez ameliyat yapıldı."
Danimarka "Şam artık tehlikeli değil, ülkenize gidin" diyerek Suriyelileri gönderiyor. Biz ne yapıyoruz? Ensar, muhacir, ümmet kardeşliği diyor, Türk halkına verilmesi gereken olanakları Suriyelilere peşkeş çekiyoruz.
GÜÇSÜZ DEVLET İSTEMİ
Suriye nüfusunun yarısı, ne yazık ki Türkiye'de. Milli güvenliğimiz çok ciddi tehdit altında. Bu durum ulus-devlet yapımızı etkiliyor. Metropol'ün Ağustos 2021 anketinde "Halkın yüzde 81.7'si konuk ettiğimiz Suriyelileri istemiyor.
Türkiye bir gizli işgal yaşıyor. En iyi insan kaynaklarımız, yetişkin bilim insanlarımız, batıya göç ediyor. Birileri federasyonlara bölünmüş, güçsüz bir Türk devleti istiyor. Hedef Irak, Suriye, Lübnan'da küçük federatif devletlerden oluşan Büyük İsrail Devleti kurmak. Uyan ey halkım.


Harika bir yazi eline yüreğine saglik abi
Türkiye’yi bölmek üzerine İsrail’de yazılmış çok eski bir kitap var. Planlar, senaryolar ile paylaşım hedefleri var. Dışarıdan terör örgütleri ile başarılı olamayınca şimdi içeriye virüs soktular. Ki, böylesi çok daha tehlikeli ve ilerliyorlar
1970 li yıllarda İlkokullarda Amerikan Süt Tozundan öğrencilere süt kaynatarak içirirlerdi.Acaba Türk Milletinin DNA sıyla mı oynadılar diye insanın aklına gelmiyor değil.Asırlarca hür yaşamış bir Millet son 70 yıldır bu kadar Amerikancı olur mu,ABD ve onun batı yanlılarının politik çıkarları için başımıza gelmeyen kalmadı.Bu son Suriye politikası da bunlardan biri,onların dümen suyu sonucu bölge ateş çemberine döndü,günü geldi amacına ulaştılar ve çekildiler.Olan bize oldu,yıllarca hazinede biriktirdiğimiz milyar dolarlar iktidarın kendi beyanlarına göre Suriye'lilere harcadık.Peki ne oldu,sonunda ekonomik verilerimiz bozuldu,dolar başını aldı 15 Tl.lere dayanınca her şeyin fiyatı arttı ve koca bir millet günlük yaşamını zor kazanır oldu.Ayrıca kentlerin nüfus yapıları bozulduğu gibi Suriye iç savaşında kelle kesicilerle yaşamak zorunda kaldık.Her yıl maddi ve manevi olarak yıpranmaktayız,son zamanlarda iktidar ne diyor bu Suriye'li kardeşlerimizi göndermeyeceğiz.Yani Ayşe'nin,Fatma'nın,Ahmet'in, Mehmet'in ekmeğinin bir bölümünü Suriye'lilere vereceğiz diyor.İyi de ne zamana kadar,zaten doğurma oranları çok fazla,bazı şehirlerimizin nüfus yapıları Suriye'liler lehine döndüğünde ilerde hesap edilemeyen sorunlar çıkmaz mı,böyle bir sürü olumsuz neden sayılabilir.O nedenle en iyi çözüm bizim açımızdan bir şekilde Suriye ile ilişkileri düzeltmek ve bu insanların geldikleri yerlere gitmesini sağlamak.Suriye'den gelenlerin boşalttıkları yerlere, PYD denen yani PKK terör örgütünün uzantıları yerleşerek, oralarında demografik yapılarını bozdular ve burnumuzun dibinde özerk bölgeler kurdular.Yapılacak iş bellidir,kendi geleceğimiz için Suriye Devleti ile anlaşarak bu bölgelere ortak operasyon yaparak, Suriye topraklarından bu terör örgütlerinin temizlenmesini sağlayarak bize olan tehdidi ortadan kaldırmalıyız.Bu temizlenen yerlere de Suriye'liler geri dönerek kendi vatanlarına yerleşerek bölünmemiş bir Suriye sürekli bizim lehimize olur.Ayrıca ülkemizde ki bu sorunda ortadan kalkar.Türk aklı bunu düşünür,yoksa kılavuzumuz ABD ile onun Avrupa yardakçıları olduğu sürece başımız beladan kurtulmaz.İşte görüyorsunuz son Rusya Ukrayna savaşını,akılsız Zelensky yüzünden ABD Ukrayna'da Rus sınırına kadar yerleşmeye çalışınca,Rus Putin ülkesine ilerde olabilecek tehlikeyi sezerek her şeyi göze aldı ve Ukrayna'ya operasyona başladı.Sonunda Ukrayna pes edecek ve Rusya istediklerine ulaşacak.Böylelikle Rusya en az 50 yıl bir daha böyle bir sorunu Ukrayna üzerinden yaşamayacak hale gelecek.Devletlerin ileriye dönük 10,20,50 yıllık politikaları olur ve iktidara kim gelirse gelsin bunlar değişmez,kendi nesillerimizin geleceği için bazı meselelere şimdiden karşı koymazsan, gelecek yıllarda onların başını belaya sokacaksın demektir.Örnek,Yunanistan Ege'de burnumuz dibine kadar yakın olan adalara yerleşiyor ve silahlanıyor,daha ilk anda buna müsaade edilmeyeceği söylense ve dinlemediklerinde müdahale edilseydi,bu gün birden fazla ada da bu girişimlere kalkamazdı.Adamlar ha bire yerleşiyorlar,peki ilerde buralar gelecek nesillerimize dert olmayacak mı.O nedenle yeri ve zamanında bir Devlet kendi ''BEKASI''için her şeyi göze alır,yoksa ilerde daha fazla hesabı ödemekle karşı karşıya kalır.Ne yazık ki bizler veya bizlerden sonra gelenler bunlarla yüzleşecekler ve bedeli neyse ödemek zorunda kalacaklar gibi,iyisi mi şimdiden sorunlar büyümeden bunları halletmeliyiz,onun içindir ki dopdolu bir hazine,kendi kendini besleyebilecek bir üretim ve tabi ki vuruş gücü çok yüksek bir ordu olmazsa olmaz.
İlkokul 1.sınayan beri bilinçaltımıza enjekte edilen ‘uyu uyu yat,yat yat uyuyu devam ettiren bir kuşaktan bu kadar olur…