Dedesinden öğrendiği sanatını sürdürmeye çalışan İsmail Çavuş, ürünlerini satamadığı zaman atölyesini kapatıp inşaatlarda çalışmaya başlıyor. Kazandığı parayla da yeni ürünler için hammadde satın alan Çavuş, bu şekilde mesleğini sürdürmeye çalışıyor. Ürünlerinde hammadde olarak ceviz, dut, sedir ve çınar ağaçlarını tercih ettiğini belirten Çavuş, "Bir ağacı 80- 100 TL'ye satın alıyorum. Yaptığım tablo, Osmanlı tuğrası, nü tablo veya biblo gibi eserlerimi satamadığım zaman yeni ağaç alamıyorum. Bunun için atölyemi kapatıp inşaat işi yapıyorum. Para biriktirdikten sonra tekrar malzeme alıp atölyemde çalışmaya başlıyorum. Her şeye rağmen bu mesleği severek yapıyorum" diye konuştu.

'MESLEĞİMİ ÖĞRETECEK KİŞİ BULAMIYORUM'

Çavuş, kaybolmaya yüz tutmuş bu sanata 15 yaşındayken dedesinin yanında başladığını anlattı. Çavuş, şunları söyledi:

"İlk başta kapı işlemeleri ve tavan süslemeleri yapmayı öğrendim. Zamanla mesleğimi geliştirerek Osmanlı tuğraları, hat sanatını sevdiğim için de yazıya yönelik çalışmalar yapmaya başladım. Ancak bizim meslekte para yok. Bu nedenle mesleği öğretecek kimseyi bulamıyorum. Birçok sanat dalında olduğu gibi bu mesleğin de sadece manevi yönü var."

İsmail Çavuş, sabah atölyesine geldiğinde elinde başka bir iş yoksa arşivini karıştırarak hoşuna giden objeyi yapmaya başladığını söyledi. Çavuş, "Nü çalışmak benim için ayrı bir zevk. Osmanlı tuğrasında sadece bir yazı yazıyorsunuz ancak bir nü tablosu çalışmaya başladığımız zaman orada bir anatomi vardır. Anatomi çalışmak benim için çok güzel bir duygu. Vakit buldukça cezaevinde ve kültür merkezinde kurslar da veriyorum. Rahmetli dedem sağ olsaydı benimle gurur duyardı" diye konuştu.