GECE DOĞAL YAŞAM ÇOK DAHA ZENGİNDİR
Ortalığı gündüz gibi aydınlatan el fenerleri ve kafa lambalarının yürüyüşte kullanılmadığını belirten Yakışıklı, şöyle konuştu:
“Tıpkı atalarımız gibi savaş döneminde, gece karanlığında, doğal duyularımız ile yaptığımız bir yürüyüş. Farklı duyularınız devreye girer. Gündüz esas olarak görme duyunuz ön planda olup size yön verirken, gece yürüyüşlerinde, gündüzleri geri planda kalan işitme, dokunma ve koku alma duyularınız öne çıkar. Gece doğa çok farklı görünür. Çok iyi bildiğiniz yerleri, patikaları bile gece tanımakta zorluk çekersiniz. Eski yürüyüş yolları size sanki yeni bir yol gibi görünür. Gece doğal yaşam çok daha zengindir. Pek çok küçük hayvan, karanlığa saklanarak güvenle beslenebilmek için gece faaliyete geçer. Doğal olarak onlarla beslenen yırtıcılar da gece faaliyetlerini artırır. Bu nedenle zaman zaman gece karanlığında size bakan bir çift parlak göz görürsünüz. Hayal dünyanız hızla devreye girer. Gece karanlığı sesleri büyütür. Küçücük bir sincabın bile orman zeminindeki hareketi büyük gürültü çıkarır ve size kocaman bir ayının dolaştığı hissini verir. Uzaklardaki bir baykuşun ötüşü veya bir çakalın uluması, gece karanlığında tüm ormanda yankılanır. Gece gökyüzü çok daha iyi görülür. Ay, yıldızlar, düşen meteorlar, kentin yapay ışıkları altında kaybolmadıklarından gece karanlığında çok daha iyi ve heybetli görünürler. Mutlak karanlık yoktur. Gece yürüyüşü size mutlak karanlık diye bir şeyin olmadığını gösterir. Kapalı bir havada yapılan gece yürüyüşlerinde bile, bir müddet sonra (yaklaşık 30 dakika) pek çok şeyi görebilir hale gelirsiniz."
Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA) -


Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz paylaşın.