Antalya’da, deniz kenarında bira içen iki genç, ki bunlar ‘yaya’ oluyor, Kabahatlar Kanunu’na göre, alkol kontrolüne tabi tutulup 75’er TL para cezasına çarptırılıyor.
Bu iki ‘yaya’ ortaya çıkıp, ‘Bize araç süren sarhoş muamelesi yaptılar’ demese mesele gündeme gelmeyecekti.
Ama geldi ve sizler gazete ve internet sitelerinde bu haberi okudunuz.
Sadece siz değil, dünya okudu.
Şimdiiii…
Dünya kenti dediğimiz Antalya’da, hem de turist çekmeye çalıştığımız Kaleiçi Yat Limanı’nda bira içenler Zafer ve Mahir adlarındaki bu iki Türk genci değil de Detlef ile Hans adlarında iki Alman genci olsaydı ne olacaktı?..
Hadi, biz ‘Kol kırılır, yen içinde kalır’ diyerek Zafer ve Mahir’in başına gelenleri sineye çektik diyelim. Detlef ile Hans’ın başına geleni Almanlar’a nasıl anlatırdık?..
Ben size söyleyeyim. Alman medyası Antalya’yı diline dolardı.
Alimallah Bild Gazetesi, “Bu çağda bu kafa” diye manşet bile atardı. Sonra ayıkla pirinci taşını…
Bu iş Bild ile kalmaz, önümüzdeki hafta Berlin Turizm Fuarı var, herhalde orada da günün konusu olurdu.
Fuarda ‘Yılın turizm valisi’ ödülünü alacak olan Antalya Valisi Ahmet Altıparmak’a da, Alman gazeteciler, ‘Sayın vali… Sayın vali… Ne olacak bu turizminizin hali?” diye de sorarlardı.
Vali beyde, elinde ‘Yılın turizm valisi’ ödülü ile Alman gazetecilere poz verirken, “Şimdi, bizim orada Kabahatlar Kanunu diye bir şey var” diye anlatmaya başlardı.
İşimiz çok zor, çoookkk…
Bir yerdeki yamayı kapatıyorsun, diğer taraftan delik üstüne delik açılıyor.
Yat Limanı’nı bırakın bir de Kemer’e bakın...
Bir belediye başkanı olarak, bir yandan geceleri sokaklarda, diskolarda, plajlarda neredeyse anadan üryan dolaşan turistleri ‘Velinimetimiz’ diye el üstünde tutacak, öte yandan ‘Çıplak’ ve ‘Müstehcen’ diye meydandaki heykeli kaldırıp bir köşeye atacaksın.
Birbiriyle çelişen bu durumu kim nasıl izah edebilir?..
Kıssadan hisse; Antalya’da güzel şeyler olmuyor.