Atatürk'e koşuyorlar. Genç, yaşlı, kadın, erkek,  çocuk, büyük her yaştan insan atasına gidiyor. Kimi köyünden yola çıkmış. Kimi Başkent'in sokaklarından, kimi el ele, kimi tek başına Anıtkabir'e gidiyorlar.

 Bir gün değil, bayramlarda değil, özel günlerde değil, her gün, evet her gün, kovanlarına dolaşan arılar gibi Mustafa Kemal'e doğru adım atıyor, yürüyor, koşuyorlar. Minnet için, teşekkür için, bir dua için, evet bir dua etmek niyetiyle Aslanlı yolu geçiyor, o merdiven basamaklarını tırmanıyorlar.

HER ŞEY GÖNÜLDEN OLUYOR

 Türkiye insan seli olmuş, akıyor. Yüzünü görmese de, akrabalık ilişkisi olmasa da, şükran duygusunu bir saygı duruşu ile bildirmek için adeta yarışıyorlar.

Özgürlük için savaşan uluslara örnek olan bir başkomutana koşuyorlar. Ne bedava köfte ekmek dağıtılıyor, ne yemek fişi veriliyor, ne gelmezsen ceza yazarız tehdidi var, ne katılım zorunludur uyarısı. Her şey gönülden oluyor.

O, bir umut. Gelecek umudu, mutluluk umudu, özgürlük umudu. Başkomutan ve siyaset üstü bir lider.

O'nun sevgisi başka bir duygu ile ölçülemez. O'nu ziyarete gidenler birer Atatürk gönüllüsü. Çağdaş Türkiye'ye gönül verenler. Severek gidiyorlar. 

KOCAMAN YÜREKLİ İNSANLAR

Her yıl, her ay, her gün doluyor taşıyor Anıtkabir. El ele bir çift gördüm. Kütahya'nın bir köyünden gelmişler. Bayramlık elbiselerini giymişler, temiz ve ütülü. Çiftçi olan kasketli adam dedi ki: "Beni milletin efendisi yapan eşsiz insana teşekkür etmek için geldim." Eşi de, "O büyük insana bir dua edeceğim. Anam değil, babam değil, ama vatanı kurtardı" dedi. Bir küçük kız çocuğu seslendi: "O başöğretmenimiz." Bir genç haykırdı: "O bize vatanı, cumhuriyeti emanet eden büyüğümüz."

Kocaman yürekli insanlar Ata'sına vefasını gösteriyor, minnet, şükran borcunu böyle ödemeye çalışıyor. Mustafa Kemal sevgisi ile dolu o kalplere binlerce kez selam olsun.