16 Nisan pazar sabahı bende vatandaşlık görevimi yerine getirmek üzere Sakız kızımı da yanıma alarak oy vereceğim okula doğru yürüyüşe çıktım. Ülkesini seven herkesin de yapması gereken budur diye düşünüyorum. Ve çoğunlukta böyle düşünmüş olmalı ki katılım diğer seçimlere göre daha yoğundu. Bu seçim Türkiye için önemliydi. Bu seçim de herkes demokratik haklarını kullanarak inançları doğrultusunda bastılar mühürü seçeneklere... Zaten iki seçenek vardı ya Evet ya da Hayır... Saat 17.00 de sandıklar açılmaya başladığında tüm Türkiye'de nefesler tutuldu... Zarflar açıldı sayım başladı... Ve Türk halkının kararının EVET olduğu açıklandı. Hepimize hayırlı olsun... Bu ülke hepimizin, ülkede birlik beraberliktir esas olan... Kutuplaşmak, evetçi, hayırcı olmak çok yanlış. Oyumuzu verdik çıktık. Sonrasında bizler yine bu ülkenin insanlarıyız... Hayatımız kaldığı yerden aynen devam ediyor... İnşallah verilen sözler de tutulacak, artık şehit haberleri duymayacağız, terör duracak, ekonomi düzene girecek, okulunu bitiripte iş bekleyen binlerce mezun iş sahibi olacak, dolar ve euro düşecek yani herşey güllük gülistanlık olacak. Eeee bizler daha ne isteyelim ki... O yüzden bırakın spekülasyonları... Ne dedi sayın Cumhurbaşkanımız " Atı alan Üsküdarı aştı "... Evet halk kararını verdi... Stres bitti...
17 Nisan pazartesi sabahı yeni bir Türkiye'ye uyandık ... Hayırlara vesile olsun inşallah... Ama bu arada kafa karıştıran mühürsüz oy pusulalarının kabul olacağı da YSK tarafından açıklandı... İşte bunu pek anlayamadım! Daha önce ki yıllarda mühürsüz bir oy geçersiz sayılmamıştı mı? Aman ne yoruyorum ki kafamı büyüklerimiz mutlaka en iyisini düşünürler bizler için...
"Bu gün düşüncelerinizin sizi getirdiği yerdesiniz, yarın da düşüncelerinizin sizi götüreceği yerde olacaksınız." James Allen
Ben pazartesi günümü güzel bir sinema filmi seyrederek geçirdim. Sizlere biraz o filmden bahsetmek istiyorum. Filmin adı " Yaşamak güzel şey " vallahi çok doğru... Hayat yaşamak istediklerimizi ertelemek için çok kısa... Yapmak istediğimiz hiç bir şeyi yarına bırakmamayı öğrenmeliyiz... Yoksa gerçekten tren kaçıyor ve bir daha yakalamanın da imkanı olmuyor... O yüzden de filmin ana temasını göz ardı etmeyelim...
"Çıkarın sandıklardan işli, saten geceliklerinizi, henüz kutusundan çıkmamış hediye ayakkabılarınızı, ya da ‘özel bir günde kullanırım’ dediğiniz ama dokunmaya kıyamadığınız fincan takımlarını! Yırtılsın, kırılsın, olsun varsın… Zira antikacılar, ikinci elciler ya da belediyelerin yardım kutuları ve daha nicesi, sahipleri bir kez bile kullanamadan elden çıkartılan, etiketi üzerinde eşyalarla dolu! Bu girişin nedeni yaşamanın herkesten, her şeyden, her filmden ve her işten güçten bağımsız, gerçekten “güzel bir şey” oluşundan kaynaklanıyor; bu kadar güzel bir şeyi paketi açılmadan, içindeki hazlardan bir haber, ‘o canııımm porselen takımını’ doya doya kullanmadan kendimizi tüketip, sonra da çekip gidiyoruz. Üçüncü uzun metraj filmiyle sinemaseverleri bir kez daha selamlayan Müfit Can Saçıntı, Yaşamak Güzel Şey ile bu kez “İşte sakın ola böyle davranmayın” diyor, tüketmeyin hem kendinizi hem de sizi sevenleri. "
Oyunun baş rol oyuncusunun da dediği gibi gerçekten mutlu olmak istiyorsanız " Mutluluk bedava" unutmayalım...
Büyük bir keyifle izledim filmi emeği geçenlerin emeklerine sağlık... Bol kazançlı gişeler olur inşallah...
Ve üzücü haber Tunceliden geldi. Tunceli'de, polise ait Sikorsky tipi helikopter düştü. Ekiplerin enkaza ulaşmasıyla helikopterde bulunan 7 polis, 1 hakim, 1 asker ve 3 personelin şehit olduğu öğrenildi. Yani 12 canımız gitti... Şehitlerimize rahmet ailelerine sabır diliyorum.
Başımız sağ olsun Türkiyem...
Evet, hayır bitti hayat devam ediyor
OKUR GÖRÜŞLERİ
0 yorum · 0 onay bekliyorYorumlar
Yorumunuzu paylaşın
Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.


Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz paylaşın.