Mübarek Ramazan'ın ilk haftasını tamamladık. Havalarında serin ve nemsiz geçiyor olması oruç tutanları bunaltmadı. Rabbim bu uzun günlerde oruç tutanlara nasılda yardımcı oluyor... Ramazan ayının en sevdiğim tarafı kalabalık iftar sofraları... Sıcacık pide kokusu ve tabi iftariyelikler... Tüm Türkiye'de Ramazan çadırları kuruluyor. Antalya'da Ramazan, parklarda Ramazan şenlikleri de yapılarak kutlanıyor. Kemer'de ise şenlik değil ama belediyenin düzenlediği toplu iftarlarda buluşuluyor... Kardeşlik, birlik, beraberlik ve paylaşım ile...
 
Paylaşım dedim de, bunca yıldır Kemer'de yaşıyorum gözüme çarpan ve beni hem şaşırtıp, hem de çok mutlu eden bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
Malumunuz Kemer esnafı turizm sezonunun kötü gitmesi nedeniyle zor bir dönem geçiriyor. (Gerçi bu sıkıntı sadece Kemer' de yaşanmıyor). Esnaf toplanıp yazar kasalarını yerlere atıp eylem yapıyor dükkan kapatıyor. Tüm bu olumsuzluklar içinde bir esnafın camına yapıştırdığı yazı inanılmaz duygulandırdı beni... Sakız kızımla rutin yürüyüşümüzü yaptık dönüyoruz gözüm vitrindeki yazıya takıldı önce yanlış okudum zannettim, durdum bir daha baktım yanlışlık yok yazı aynen şöyle " Tüm Ramazan ayı boyunca ihtiyaç sahibine ekmek ücretsizdir." Helal olsun esnaf kardeşim sana... İşte budur... Ekmeğini paylaşmak... Bu haberi sosyal medyadaki sayfamdan paylaştığım zaman Kemer' de yaşayan bazı esnaf tanıdıklarım inanmak istemediler ve bana "Şaka'mı bu" diye sordular, hatta inanmayıp gidip vitrinine bakanlar bile oldu... İşte sevgili dostlar inanıyorum ki bu kardeşimizin de sıkıntısı var ama vicdanı daha ölmemiş...  Bu davranış takdir edilmez de ne yapılır...
 
Antalya'nın 7 Mehmet restorant'ı na el Fatiha...
 
Antalya'nın en önemli lokantasıdır 7 Mehmet... Bu lokanta ile tanışmam 16- 17 yaşlarıma denk gelir... Tabi o yıllarda böyle kocaman ve lüks değildi... Antalya'nın Dönerciler Çarşısı’nın karşısında ki pasajın üst katında mütevazı ama inanılmaz lezzetli ev yemekleri yapan bir şehir lokantası idi... O küçücük yeri tüm Antalyalı'lar doldurur taşırırdı. O dönemler bende Şehir Kulübü’nde programa gelir ve uzun kalırdım... Ev yemeği alışkanlığım olduğundan, anacığımın yemeklerini özlediğimde doğruca bu lokantada bulurdum kendimi... Daha sonraki yıllarda büyüdü, büyüdü Konyaaltı’na daha sonra da muhteşem 7 Mehmet binasına geçerek Antalya'nın klasiği oldu... Antalya'ya gelip buraya uğramayan yok gibidir... Kimler gelmiş, kimler geçmiştir buradan... Hem Antalya'nın hem de burada işi olan tüm İş adamlarının buluşma yeridir 7 Mehmet... Babadan oğula, oğuldan toruna geçen işletme ünlülere de ev sahipliği yapmıştır. Şimdi bunları niye anlattın diyenleriniz var biliyorum. Cumartesi günü dostlarımla birlikte iftarımızı açmak için tercih yerimiz olarak lezzetini de bildiğimizden burayı seçtik... Telefonla görüştük önce iftar menülerinin olmadığını 15 kişinin üzerinde olursa iftar menüsü verebileceklerini söylediler. Eskilerden tanıdığım şefi rica ettim oda "Ne demek, siz buyrun tabi ki iftar menüsü ayarlarız" deyince kalktık gittik. Yılların 7 Mehmet lokantası iftar için hazırlıklı olmaz mı?  Neyse oturduk masamıza.... Masada bir kase salata, dört adet hurma, yoğurt ve biraz tulum peyniri ile ceviz var bide 4 dilim pide... Önce şaşırdım herhalde daha getirecekler diye düşündüm, zeytin, peynir, bal ya da reçel yok... Ezan okunacak hizmet eden garson geldi çorba siparişini aldı, zeytin sorduk, cevap "salatanın içinde var ya" oldu..  Neyse top patladı çorbalar geldi. Gerilmek istemiyorum, Allah kabul etsin orucumuzu açtık. 5 kişiyiz 4 parça pide bitti. İstedik getirdiler... Ve sıra ana yemeğe geldi. İftar için ne hazırladınız diye sorduk "tandır ve iç pilav" dediler. Eh iyi o zaman bu lokantanın lezzetini bildiğimizden tandır güzel bir seçim diye düşündük verdik siparişimizi... Bu arada çorba gerçekten lezzetliydi. Ama tandır???
Önce arkadaşım normal pilav değil, iç pilav istiyorum dedi cevap; işte iç pilav... Herhalde karanlık biz göremiyoruz diye düşündük iç pilav dediği bademli bildiğimiz pilav ve buz gibi dibi kalmış yağ içinde... Üzerine tandır diye konulan ise kaburga kemikleri... Et yok... Çağırdık garson beyi biz kaburga istemedik tandır istedik bu ne diye kibarca sorduk. Aldığımız cevap yılların 7 Mehmet Lokantası çalışanına hiç yakışmayan bir üslupla "kalan bunlar" demez mi? İşte orada bende kontaklar attı ama ya sabır... Eski tanıdığım olan (yani ta Şehir Kulübü’nde çalıştığım dönemlerden) şefi rica ettim geldi. Hemen tabakları aldı, başka bir şey sipariş verin özür dileriz dedi ve gitti... Bizim masanın garsonu bize hiç bir şey sormadan tekrar tabaklarımızı önümüze getirdi. Bu defa yine buz gibi ağzımızda donan pilav ve biraz öncekine nazaran deriye yapışmış üzerinde çatalla deşerek bulunabilecek adına tandır denen etle... Anladık ki sorun çözülmeyecek çayımızı içtik tandır ve pilavı da ben Sakız kızıma diğer arkadaşlarımda kedilerine götürmek üzere paket yaptırdık... Yani bizim 4 porsiyon  tandır diye önümüze getirdikleri ve sadece bunun için 180 TL para yazdıkları bizim evcil hayvanlarımıza yiyecek oldu. Onu da yağlarını atıp verebileceğiz... Şimdi sevgili dostlar, ben bunları neden yazıyorum biliyor musunuz böyle Antalya ile özdeşleşmiş bir lokantaya rahmetli Hakkı beye yakıştıramadığım için... Ben onları Kemer'deki " Monte Kemer" restauranta davet etmek ve orada bir tandır yedirmek istiyorum... Birde yeni alınan çalışanların üsluplarına dikkat diyorum... Buna şaşıran sadece ben değilim masamızda bulunan Antalya'nın köklü bir ailesi de şaşkınlığını saklayamadı... Bu yüzden de diyorum ki Hakkı beyin ardından "7 Mehmet Restaurant'da ölmüş ruhuna el Fatiha"...