Madde bağımlılığı ile mücadelede her şeyi sadece devletten beklemeden, toplumun bütün kesimlerine iş düşmektedir. Görev yaptığım Narkotik şubelerdeki deneyimlerimi ve tecrübelerimi eğitim kurumlarında, Üniversitelerde ve Belediyelerde paylaşıyorum.

  Maddeyle mücadelede kamuoyunu yönlendiren ve bilinçlendiren yazılı ve görsel medyaya da görev düşüyor. Zaman zaman medyada ‘ Esrar kansere karşı ilaç olarak kullanılacak ya da falan filan ülkede yasal olarak tıpta kullanılıyor’ şeklindeki ifadeler bu maddeyi sanki aklamak ya da teşvik etmekle eş anlamlıdır. Bu son derece tehlikeli bir yaklaşım tarzıdır. Bilhassa kimlik ve kişilik arayışının zirvede olduğu ergenlik dönemdeki bu yaş grubunun da aklını karıştırmaktadır.

   Kaldı ki esrar maddesinin içindeki tetrahidrakarbon maddesi uzun süreli kullanımlarda halüsinasyon yaptığı bilimsel olarak tespit edilmiştir. Esrar asla masum bir madde değildir. Ele geçirilen maddelerle ilgili haber yapılırken ‘ piyasa değeri milyonluk uyuşturucu maddeler ele geçirildi’ ibaresi ergenlerin ve bireylerin algısında ‘ Madde ticareti kısa yoldan köşeyi dönmek için uyuşturucu ticaretine özendirebilir.’ Bu tarz habercilik anlayışı ‘teşvik’ edicidir.

  Gazetelerde ve Televizyonlarda Aşırı dozda madde alarak hayatını kaybeden birey için ‘ Altın vuruş ya da Altın doz yaptı ve öldü’ ifadesin de geçen ‘ altın’ ifadesi de yanlış bir ibaredir. Piyasada daha çok ergenlerin kullandığı ‘Bally’ ya da ‘ Tiner’ adıyla yer alan kimyasalların kokusu da değişmelidir. Bu maddeleri kullanan bağımlılarla yaptığım görüşmelerde kokuların teşvik edici olduğu yönünde idi. Tiner ya da Bally’in kokusunun tiksindirici olması yönünde görüş bildirdiler.  

Haberlerde ‘ Uyuşturucu madde ‘ ibaresi yerine ‘Kimyasal terör’ ya da ‘Öldürücü madde’ tabiri okuyucu üzerinde daha etkilidir. Konuştuğum bağımlılar da günlük sorunlardan kaçış için ‘uyuşmak’ için madde kullandıklarını sıkça ifade etmektedirler. Dolayısıyla doğal ya da kimyasal olarak sonuçta kişinin ruh ve beden sağlığını bitiren bu maddeler için en uygun dil ‘ kimyasal terör ya da öldürücü maddeler’ ifadesidir.

Gazetelerin 3. Sayfasında ‘ çocuk ya da ergen yaşta bağımlı oldu. Tuzağa düşürüldü gibi ifadelerin yanı sıra ‘kurban’ gibi ifadelerin haber dilinde kullanılmasının önüne geçilmelidir.

Yüklü miktarda ele geçirilen maddelerin organize suç örgütleri tarafından yapıldığı kuşkusuzdur. Konuya ilişkin olarak toplumu zehirleyen, hayatları karartan suç çetelerinin elebaşları için ‘ Baba, patron ya da Baron’ gibi ifadelerden süratle kaçınılması gereklidir.

Tv ya da gazetelerde verilen demeçlerde ‘ Uçurur, zevk verir, kanatlandırır ama sonrasında süründürür ’ gibi görsel sunumlar ve ifadeler internet ortamında sergilenmektedir. ‘Kimyasal terör’ asla uçurmaz. Kanatlandırmaz. Bu gibi sunumların görsel medyada yer alması teşvik edicidir.

Madde bağımlısı olmuş kişilerin haber edilmesi sırasında sıkça yalpan hatalardan birisi de sadece boşanmış ailelere ya da ‘sokak çocuklarına’ atfedilmiş gibi görünse de madde bağımlısı olan bireylerin büyük bölümü ailesi ile birlikte yaşamaktadır.

Madde bağımlılığı durdurulabilen bir beyin hastalığıdır. Tedavisi de mümkündür. Tv’lerde ve bazı yayın organlarında sanki tedavisi zormuş ya da imkânsız gibi bir algı yaratmak ta bağımlı olup ta tedavi olmak isteyenlerin umudunu kırmaktan başka bir şey değildir.

Oğlum bunu yapacak birisi değildi

Yedam çok güzel işlere imza atıyor. Tüm ekibini kutluyoruz. Bir annenin paylaştığı anıyı nakletmeyi istiyorum: ‘ C.S., oğlunda bu aralar bir değişiklik olduğunu fark ediyordu. Çok çabuk sinirleniyor, çok fazla para istiyor ve verilenler yetinmiyordu. Akşam eve geç geliyordu ve derslerini tamamen boşlamıştı. Sevdiği şeylere artık eskisi gibi ilgisi yoktu. Ya eve geç geliyor ya da saatlerce yataktan çıkmıyordu. İştahı da öyle bir artmıştı ki, bu kadarcık beden nasıl bu kadar şeyi yiyebiliyordu. Bu işte bir gariplik vardı. 

Bir gün odasındaki kıyafetleri katlarken hırka cebinden bir şey düştü. Minik bir paketin içindeydi. Paketin içindeyse kurutulmuş, minik minik parçalanmış ot parçaları vardı. Acaba bu tahmin ettiği şey miydi? Akşam derhal bunun hesabını verecekti. 

Akşam olmuştu, eve geldi. Hafif mayhoş bir haldeydi. Sordu ona:

"Oğlum bu ne?!"

Anne bir şey değil, bana ait değil.

Nasıl senin değil, cebinden çıktı! Sen uyuşturucu mu kullanıyorsun! Başımıza eroinman mı olacaksın!

Hayır, anne ne alakası var, onun ne olduğunu bile bilmiyorum.

Bundan sonra dışarı çıkmıyorsun! Bunu kullandığını görürsek polise veririz seni!

Oğlu sinirle kapıyı vurup çıktı ve o akşam hiç geri gelmedi…

C. S.'nin eli ayağı birbirine dolanmıştı. Evde oğluyla yalnız yaşıyordu, ondan başka kimsesi yoktu. Durumu konuşabileceği biri de yoktu. Derhal internette madde bağımlılığı ile ilgili araştırmalara başlamıştı.

Araştırmaları sonucunda bir telefon numarası buldu ve "yardıma hazırız" deniyordu. Önce durdu sonra denemenin zararı olmaz diyerek çevirdi numarayı. Karşısında tanımadığı bir ses, "Buyrun size nasıl yardımcı olabilirim ben psikologum" diyordu. Acaba bu anlattıkları bir yerde paylaşılacak mıydı? Bunlar bir suç teşkil ediyor muydu? Karşısındaki ses konuşulan her şeyin gizli kaldığına dair bilgi verdi. Ve başladılar konuşmaya… 

C.S. anlattı; o çok sevdiği, değer verdiği oğlu bunu yapacak birisi değildi, neler dönüyordu, neden bir insan kendisine zarar veren bir şeye bu kadar bağlanırdı, bunları sordu. Telefonun ucundaki psikolog bunun nasıl bir hastalık olduğundan, oğlunu neler beklediğinden, kurtuluşunun nasıl olacağından bahsetti. Ama daha önemli bir konu vardı; oğluna nasıl davranıp kendi çekirdek ailesine nasıl yeniden çekebileceğini de anlattı.  

O telefon görüşmesinden sonra anne ve oğlu, YEDAM'a geldi. Demek ki anne, onunla iletişime kurabilmişti. Oğlu da destek almaya karar vermişti. Oğlu, hala düzenli olarak
YEDAM'a geliyor ve 8 aydır temiz (madde kullanmayan) bir YEDAM danışanı olarak diğer madde kullanıcılarına da umut ışığı oluyor. ( KAYNAK: YEDAM. Psikolog Kübra )