Maddeyi sorunlara karşı ‘destek’ olarak sanan insanların sayısı azımsanmayacak kadar çok. Bu yanlış bir bakış açısı. Çünkü madde bağımlılığı sorunlar çözmediği gibi daha da karmaşık hale getirmektedir. Her zaman değindiğimiz gibi, çocuklarımızı öyle bir yetiştirelim ki, yaşam boyu önlerine çıkan sorunlara karşı güçlerini maddelerden değil de kendilerinden alsınlar.
Aile unsuru çocuklar için çok şey demek
Narkotik şubede görev yaparken yolu şubeye düşen gençlerin ifadesini aldığımda gözlemlediğim tek unsur şuydu: ‘ Aile çocuklar için herşey demek. Aile içindeki sevgi ve saygı ne denli güçlüyse, birey o denli güçlü. Aile ne içi iletişim kadar zayıfsa ergen de o denli bağımlılığa yatkın.’ Tabi madde bağımlılığına iten genetik faktörleri bu sıralamaya dahil etmiyorum. O ayrı bir konu.
Sağlıklı kimlik çok önemli
Çocuklarına iyi bir gelecek sağlamak ve onları sevgi dolu bireyler olarak yetiştirmek her anne-babanın hedefi. Özellikle ergenlik döneminde yaşanabilecek sorunları önlemede oldukça etkili olan koşulsuz sevgi, çocuklara bağımlılıklardan uzak bir gelecek sağlamada büyük önem taşıyor.
Çocukların yaş dönemlerine bağlı olarak ihtiyaçları da birbirinden farklı. Bu noktada önemli olan çocuğun içinde bulunduğu dönemi sağlıklı yaşayabilmesi ve sağlıklı bir kimlik oluşturabilmesidir. Sınav stresi ve daha yüksek başarı hedefleri, beraberinde çocuklarda erken büyüme ve yaşından büyük sorumluluklar alma gibi problemlerin ortaya çıkmasına neden olurken, ebeveynlerin aklında çocuğun sağlıklı bir kişiliği gelişimini nasıl sağlayabilecekleri sorusu beliriyor.
“Ergenlik dönemlinde denetim uzaktan ve kontrollü olmalı”
Kln. Psk. Nurgül Yılmaz, sevginin bağımlılık tedavisindeki yerini Yeşilay Dergisi’nin Şubat sayısında anlattı. Çocuklar, ergenliğe geçiş sürecinde, fiziksel özelliklerinden, giyim-kuşam tercihlerine, yeme alışkanlıklarından, arkadaş seçeneklerine kadar birçok konuda farklılıklar sergilerler. Ebeveynlerin, bu değişim döneminde çocukları üzerindeki denetimlerini uzaktan yapmaları gerektiğini belirten Yılmaz, anne-babaları baskı yapmamaları konusunda uyararak şu önerilerde bulunuyor: “Anne ve babasının kendisini dinlediğini gören çocuk, değer verildiğini, kabul edildiğini, buna bağlı olarak da sevildiğini düşünür. Bunların beraberinde duygularını ifade etme imkânı bulduğu için “anlaşıldım” duygusunu yaşar. Bu durum, çocuklarda hem benlik saygısının artmasını, hem de kendisini dinleyen kişiye yakınlık duymasını sağlar. Sağlıklı mesaj akışı, çocuğun ailesiyle bağını güçlendirir. Çocuğun kendini boşlukta hissetmesini önler ve bağımlılık gibi tehlikelere karşı güçlü olmasını sağlar.”
Çocuklarınıza bunları söylemekten kaçının!
Kln. Psk. Yılmaz, etkisi düşünülmeden söylenen bir cümlenin, çocuklar üzerinde büyük bir travma ortaya çıkartabileceği konusunda aileleri uyarıyor. Sıklıkla “kalk, yüzünü yıka, sütünü bitir, ödevini yap” gibi emir cümleleri kullanmak, “ödevini bitiremezsen televizyonu unut, terliksiz dolaşırsan hastalanırsın” tarzı gözdağı veren konuşma biçimleri, “senin yerinde olsam plan yaparak çalışırdım, bak sana bir öneri vereyim” gibi istenmeden verilen öğütler, anne-babaya bağımlı çocuklar oluşturuyor.
Sürekli övmek kaygı oluşturabilir
Bunların yanı sıra, sıklıkla yargılamanın ve eleştirmenin çocuklarda yetersizlik hissi uyandırabileceğinin altını çizen Yılmaz, tam tersi çocuğu sürekli övmenin de kaygı oluşturabileceğini, çocuğun kendisine yapılan değerlendirmeleri gerçekçi bulmayacağını söylüyor. Bu nedenle samimi ve sürekli iletişim ile aile bağlarının güçlendirilmesinin ve çocukla güvene ve sevgiye dayalı bir bağ kurulmasının, onu ergenlikte ortaya çıkabilecek sorunlardan korumada en büyük etken olduğunu belirtiyor.
Sevgi bağımlılığı önlüyor
OKUR GÖRÜŞLERİ
0 yorum · 0 onay bekliyorYorumlar
Yorumunuzu paylaşın
Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.


Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz paylaşın.