Ülkemde yaşanan acı olaylar nedeniyle inanın içimden tebessüm etmek, gülmek, gezmek velhasıl mutlu olmak gelmiyor... Ama hayat bir şekilde tatsız tutsuz da olsa devam ediyor...
Kanıksadık herşeyi... Hiç bir şey yapmadan, felaketleri önleyememenin çaresizliği ile hayata devam etmeyi öğrendik ne yazık ki...
Ne yapıyoruz; sosyal medyadaki sayfalarımızda profilleri karartıp, siyah resimler koyup kınama dolu yazıları paylaşmaktan başka.. Birde topluca "İsyan"... Peki sonra?...
Ha, birde bu yaşanan olaylar bizim ülkemizde değil de başka bir galakside, ülkede yaşanıyormuş gibi yetkililerin insanların karşısına çıkarak verdikleri kınama mesajları... İşte esas bu delirtiyor insanı...
Kimse sorumlu değil, kimsenin ihmali yok, güvenlik zafiyet asla yok... İyi de bu olaylar nasıl oluyor?... Sorgula istediğin kadar, cevap anlaşılmaz derece karmaşık... Çöz çöze bilirsen...
Ahlar vahlar taziyeler... Yıkılan yuvalar, yüreği yanan analar, babalar öksüz, yetim kalan çocuklar...
Ve bir süre sonra hayat tekrar devam ediyor... Unutulmuş gibi gözüksede içimize gömülüyor tâki bir diğeri yaşanana kadar... Yine kınama.... Yine... Yine....
Sonuç evlere kapanış, mecbur kalmadıkça sokağa çıkmama isteksizliği... Televizyonlarda ise yayın yasağı... Diziler devam... Ama eğlence sektörü bile sayılmayan sergiler açılışlar konserler iptal... Çünkü yastayız...
Balık hafızalı gibi bir süre sonra unutup, şehrin ortasında insanlık suçu işlenmemişçesine hayat aynı hızıyla devam ediyor... Kalabalık yerlere gitmeye başlanacakken, insanlar mutlu gözüksün olur mu? Tekrar birileri tarafından karanlığa, karamsarlığa, sessizliğe itiliyoruz...
Peki soruyorum şimdi bu hayat böyle mi olmalı? Biz, çocuklarımız böyle endişe içinde mi yaşamalıyız?... Bombalar arasında yaşamak zorunda mıyız? Yok mu bunun çaresi? Çok mu zor huzuru barışı sağlamak?...
Geçtiğimiz günlerde, Antalya Kemer’de şehit haberi ile sarsıldı. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde teröristlerin silahlı saldırısı sonucu şehit olan evli ve 1 çocuk sahibi Jandarma Uzman Çavuş 31 yaşında ki Serdar Akın Kemer’i yasa boğdu… Aileye haber sağlık ekibi ve bir psikolog eşliğinde verildi… Evin bulunduğu sokak Türk Bayrakları ile donatıldı. Kemer Belediyesi evin kapısına taziye çadırı kurdu… Ağladık, üzüldük, aileye sabır diledik ve yine başımız sağ olsun dedik çaresizce…
Ülkemin bir kısmında insanlar sokağa çıkamıyor bu nasıl özgürlük bu nasıl hürriyet... Onlar kendi memleketlerinde tutsak hayatı yaşarken hiç birşey yaşanmıyorcasına yaşamak siniyor mu içimize?... Huzur istiyoruz... Barış istiyoruz... Savaş! asla asla istemiyoruz... Kim duyar bilmem ama bunları duyuralım istiyorum... Çocuklarımızın, torunlarımızın yarına daha güvenli adım atmaları için bunu yapmalıyız...
Mülteci kedi...
Kedinin de mültecisi mi olur diyebilirsiniz?... Olurmuş işte!... Kankuş isimli kedi sahipleriyle birlikte Irak'ta İŞİD den kaçarak Avrupa'ya sığınmak üzere, aile ve ailenin 5 çocuğu ile önce Türkiye'ye gelirler. Buradan tekne ile Midilli adasına geçerler ancak tekneden inerken Kankuş pisi panikleyerek kaçar... Aile tüm aramalara rağmen Kankuşu bulamaz ve mecburen yollarına devam ederler ve Norveç'e ulaşırlar... Bu arada Alman hayvan hakları örgütü Midilli'de bulduğu kedinin sahibine ulaşmak için internet sitesinde bir sayfa açar... Aylar sonra aile bu ilanı görür, örgüte ulaşır ve Kankuş ailesine kavuşur... Mutlu bir haber.... Ev taşıma bahanesiyle canlarını yolda bırakanlar örnek alsın... İnsanlık böyle bir şey işte... 5 evladı alıp gitmek değil altıncı evlat olan evinizdeki canı da alıyorsanız insansınız ...
‘’Bazen fırtınalar iyi gelir insana, tekneni yıpratır ama güvertende hiç pislik kalmaz’’...
Diliyorum ki yaşanan bu fırtınalı günlerde, ülkemizin üzerindeki pislikleri temizlesin...
Hepinize Huzur ve sevgi dolu günler diliyorum...
Suskunuz. Sessiziz...
OKUR GÖRÜŞLERİ
0 yorum · 0 onay bekliyorYorumlar
Yorumunuzu paylaşın
Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.


Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz paylaşın.