Evet sevgili dostlar, son günlerde gelen acı haberler hepimizi kahretti. Taksim’deki olay daha soğumadan oradaki kayıplarımızın acısı dinmeden üst üste gelen acı haberler dünyamızı karartı.

Hep gece uzun yolculuklar ürkütür beni,  rahmetli anacığım ‘gündüzün şerri gecenin hayrından iyidir, ne iş yapacaksan gündüz yap, bir yere gideceksen gündüz git ‘derdi .  Bu sözler benim kulak arkamda daima tetikte durmuşlardır ama ne kadar uygulayabilmişimdir orada cevap yok maalesef …

Yaptığım işim icabı gece yolculuklarım çok olmuştur anacığımın duaları ile kaldım ayakta herhalde…

Biz sanatçıların hayatı yollarda geçer, sahne çalışmaları yaptığım dönemde bazen gecede üç yada dört yere yetişmek mecburiyetinde kaldığım günler olmuştur… Kar yağışında, belirli saatlerde yollar buz tutmuşken yada sağanak yağmurda İstanbul’un bir ucundan diğer ucuna tabiri caiz ise kelle koltukta çok gitmişliğim olmuştur. Gece konser biter dönüş yolu başlar herkes yorgun uykusuz velhasıl meşakkatli bir iştir bizim işimiz…

Hatırlarsanız bir dönem Beyaz Kelebekler diye bir grup vardı … Bir konser dönüşü yaşadıkları trafik kazasında üç değerli arkadaşımızı kaybetmiştik… Trafik canavarı Barış Akarsuyu, Kerim Tekin’i, Uzay Heparı’yı , Gökhan Semiz’i , Ajlan’ı her ne kadar spekülasyonlar olsa da Esengül’ü  gencecik  yaşlarında aramızdan kopartıp aldı götürdü…

Dünde  tiyatro camiamızdan üç değerli dostu aldı bizden…

Son görüntüleri , son oyunlarını oynamış olmanın mutluluğu ile başarılarını kutlamaları ve ardından yola çıkmaları…  Sonrasında gelen haber tüm Türkiye’yi ve sanat camiasını yasa boğan o melun kaza…

Bu kazada maalesef ki  üç değeli insan hayatını kaybetti …  Burak Topçu, Özgür Karataş ve Tolga Güleryüz…  8 de yaralı …

Söylenenler , kaza sebebinin aşırı hız nedeni ile olduğu … ’Acele eden, ecele gider’ boşuna değil bu sözler… Sürücü hayatta… Nasıl bir hızla öndeki tıra çarpmış ki minibüsün  sadece arka koltukları kalmış…

Ağır yaralı olarak ambulans uçakla İstanbul’a sevk edilen  Sergen Deveci’nin sabah ekranda  gördüğüm hastanede köpeğinin karşılaması ve ona sarılması tüylerimi diken diken etti… Hayvan deyip geçenlere kapak olacak bir görüntüydü… Evlat onlar bunu ancak yaşayan bilir Sergen’i rabbim ailesine ve evladı Sherlok ‘a bağışlasın …

Kayıplarımıza çok üzgünüm … Allah’tan rahmet ailelerine sabırlar diliyorum…

Artık bu trafik canavarına lütfen dur demeyi bilelim… Gelişmiş ülkelerde insanlar bu canavarı bizim kadar yakından tanımıyor… En büyük canavar CEHALET’tir … Cehalet ,heyecen ve adrenalin dolu genç bedenlerde birleşiyor birde buna uykusuzluk,alkol ve hız tutkusu,yorgunluk eklenince  işte ortaya çıkan manzara KAZA …  Bense kazadan çok cehaletin  getirdiği cinayet olarak yorumluyorum… Direksiyon başında olanlar lütfen size emanet olan canları, onları bekleyen yakınlarını , kendinizi ve ailenizi düşünerek basın ayağınızı gaza…

Savaş dermiş ki :tek rakibim trafik terörü…  Unutmayalım ki;  geç gitmek, hiç gitmemekten iyidir.  Hızlı giden ölüme , yavaş giden evine gider… Lütfen evine gidenlerden olun…

Terör demişken  dün Gaziantep  Karakamış’taki  roketli  saldırıyı da şiddetle kınıyorum .. Saldırıda 1 öğretmen 1 öğrenci ve birde vatandaşımız şehit olmuş.. 2 ağır 6 da yaralı… Ne acı ki ölenlerden biri de daha henüz 5 yaşındaki Hasan … Bu saldırıyı yapan kansızlar kanınızla boğulun inşallah…

Offf kötü haber bitmiyor … Armağan Çağlayan o kötü melun hastalığa yakalandığını kendisi bizzat açıkladı…  Tüm duaları Armağan Çağlayan’a… Şifa diliyorum ve inanıyorum ki bunu yenecek…

Son sözüm de anne ve babalara… Lütfen çocuğunuzu dinleyin gözlemleyin…  Bunu niye mi yazdım ? Eski Galatasaray yöneticisi  Abdurrahim Albayrak’ın 15 yaşındaki torunu Nişantaşı’ndaki bir AVM nin 4. katından düşerek hayatını kaybetti. Rahmetler olsun … Ama söylentiler bu ölümün bağıra bağıra geldiği yönde.. Anne baba tartışıyor ve anne 10 gün önce evden ayrılıyor, çocuğun sosyal medya sayfasında bir mezar taşı ve üstün de ölüm tarihi, son gece gittiği bar kafeye yaşı tutmadığı için alınmak istenmiyor o da ‘bu gece son gecem’ diyor… o geceyi kız arkadaşı ile geçiriyor… Herkese ölümüm yakın mesajları veriyor…Tüm bunları arkadaşları babasına anlatıyor ama babası inanmak istemiyor . Nasıl inansın ki gencecik oğlu böyle şeyler düşünüyor!!!

Anne baba olmak yanında bir sürü sorumluluklar da getiriyor…  Öyle her istediğimizi ne yazık ki yapma şansımız elimizde kalmıyor… Kapıyı çekip gitmek gibi… Bazı çocuk bunu kaldıramıyor… Çocukları dinlemek, izlemek ve gözlemlemek çok önemli… Cenazede anne ve baba birbirlerine sarılarak ağlamışlar !!  Keşke o kırgınlık hiç  yaşanmasaydı şimdi üçü birbirine sarılmış olsalardı… Çok yazık bir fidan daha yok yere heba oldu gitti… Dünyada ki en büyük acı evlat acısı…Bu acıyı  yaşamış biri olarak rabbim hiçbir anneye, babaya yaşatmasın diyorum…

Annesi ölene öksüz, babası ölene yetim derler; Ama evladı ölen kişiye  hiçbir şey diyemezler . O kadar büyük bir acıdır ki, o acıyı tanımlayacak bir kelime yoktur…