Uyuşturucu madde bağımlılığı can yakan bir sorun olmaya devam ediyor. Aileler ergenlik dönemindeki çocuklarının maddeye ‘Hayır’ diyemeyişleri konusunda bilgi istiyorlar. Neden kendilerine uzatılan maddeleri red edemiyorlar. Haz odaklı bu anlayış neden gençleri esir alıyor. Aileler bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak istemiyorlar. Okuyucumuz da evladının uyuşturucu maddelere ‘Hayır’ diyemediğinden şikayetçi. Bizden yardım istiyor. Konuya ilişkin Psikolog İlkay Soykal şu görüşlere yer veriyor : ‘ Uyuşturucu madde kullanımı son yıllarda küçük yaş kümelerinde de görülen, kronik bir gidişatı olan halk sağlığı sorunu olarak karşımızda. Madde, girdiği vücudu etkilemekle kalmayıp, o vücudun sorumluluğuna ortak olan, ona dikkat eden eşleri, çocukları, aileleri, öğretmenleri, bakıcıları ilgilendirmektedir.
Bir kere madde denemek sağlığa zarar verdiğinden, vücut ve beyin yapısı zedelendiğinden hemen girişimde bulunup insana yardım edilmesinde yarar vardır. Burada birinci yardımı insanın kendisi yapabilir.
İlk adım madde ortaya çıkınca, madde isteği gelince, onu geri çevirmek, kabul kapısından içeriye almamakla işe başlanabilir. Bunun için yöntemler var, dikkati başka yöne çevirmek alışılagelmiş bir eylem. Etkili bir yöntem de duygu paylaşımı. Güvendiği bir kişiyle duygularını paylaşmak.
Bir bakıma düşünce-duygu yolculuğunda rota değiştirmek. Hayır, kelimesinin anlamına baktığımızda “inkâr bildiren söz” olarak Arapça’dan gelen bir kelimeyi görüyoruz. Buradan hareketle “maddeye hayır” demek uygun olmuyor. Niçin? Çünkü madde gerçeği inkâr edilemeyecek biçimde, yüzyıllardır insan yaşamında uğraşılmış, çalışılmış bir konudur, sorundur, sarmaldır.
Onu inkar etmek, maddeden kaynaklı hastalığı tetikler. Peki, ne yapılabilir? “maddeye ret” denilerek ilerlenebilir. Yani “Ey madde, seni, senin gibileri, sana benzeyenleri, seni bana getirenleri geri çeviriyorum, kabul etmiyorum, uygun bulmuyorum.” denebilir. Ret kelimesi, yine Arapça’dan dilimize geçmiştir. “uygun bulmama, geri çevirme, kabul etmeme” anlamları vardır.
Şimdi olaya işlevsiz açıdan yaklaşacağım. İnsan maddeyi nasıl reddedemiyor? Neye takılıyor? Maddenin verdiği etkinin süreceği yanılgısına, madde içerek uzaklaşacağını sandığı duygulara, çevresiyle-ailesiyle olan çatışmaya, yaşadığı maddi sorunlara, erteledikleri işlere, yaşadığı fiziksel-cinsel sorunlara, tamamen eğlenme ve başka bir duygu yakalama isteğine, cinsel işlevini abartma dürtüsüne takılabiliniyor.
Aslında insan, maddeyle sorun değil, madde aracılığıyla edinmek isteyip ancak edinemediği duyguyla sorun yaşıyor. Dikkat edelim, duygusal bir tablo var, sorunlu. Ona ulaşmak veya ondan uzaklaşmak için ismine madde denilen diğer sorunla ulaşılıyor. Çivi, çiviyi söker izlemi var. Ancak uyuşturucu konusunda çivi, çivinin üzerine biner, iki çivi insan ruhuna girince de zarar büyük oluyor.
Madde, burada bir sonuç aslında, köprüdür. Asıl sorun duygusal karmaşadır. Peki, uyuşturucu nasıl geri çevrilecek? Duygusal karmaşa profesyonel destek alınarak aşılır.
Bağder Derneği’nden anlamlı iki kampanya
Merkezi İstanbul’un Avcılar ilçesinde bulunan ‘Bağımlılıklarla Mücadele ve Eğitim Derneği’ Başkanı Öztürk Karahan yaşamını uzun yıllardır kötü alışkanlıklar ve maddeyle mücadeleye adamış samimi bir insan. Bir şekilde maddeye bulaşmış gençleri bulup, tedavileri ve rehabilitasyonları ve iş hayatına kazandırmak için çeşitli girişimlerde bulunuyor. Karahan geçtiğimiz günlerde iki projeyi uygulamak üzere start verdi. Birinci kampanyada madde bağımlısı gençleri topluma kazandırmak amaçlı. Dernek bünyesinde Spor kulübü kuruldu. Önümüzdeki günlerde tamamı madde bağımlısı gençlerden oluşacak bir futbol takımı oluşturuluyor. Şu anda futbol takımına ilgi çok büyük. Amaç gençleri spora yönlendirmek. Bu konuda bağımlı çocukların aileleri de destek veriyor. Dernek Başkanı Öztürk Karahan yoğun ilgiden dolayı Gençlik ve Spor Bakanlığından ve spora destek veren kurum ve kuruluşlardan da destek beklediklerini vurguluyor. Derneğin diğer bir vurgusu ise cihaz bağımlılığı. Başta dernek üyeleri ve yakınları akşam yemeğinden sonra iki saat boyunca başta Televizyon olmak üzere, tüm teknolojik cihazları kapatıp internet ve sosyal medyaya ara verip çocukları ve aileleri ile vakit geçiriyorlar. Başkan Öztürk Karahan; internetin faydalı olduğu kadar, dozunu kaçırdığımızda, aile içi sosyalleşmeyi olumsuz yönde etkilediğini belirtiyor. Evlerde aile sohbetlerinin azaldığını, aile içi iletişimin ve etkileşimin azalması ile beraber bazı sorunların ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Derneğin bu kararını ayakta alkışlıyor ve bilincin tüm ülkeye yayılmasını umut ediyoruz. Zira elektronik cihazlar bağımlılık yapıyor ve insanlar arasındaki diyalogların azalmasına neden oluyor.
Uyuşturucuyu reddetme(me)k
OKUR GÖRÜŞLERİ
0 yorum · 0 onay bekliyorYorumlar
Yorumunuzu paylaşın
Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.


Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz paylaşın.