Yılın en uzun günlerine denk gelen, 11 ayın sultanı Ramazanı artık uğurluyoruz... Başlangıcında ne yalan söyleyeyim 17 saat susuz kalmak bayağı korkutmuştu beni... Hatta Rabbim ne olur yardım et bıraktırma bana orucumu diye çok dua etmiştim.. Ve su gibi aktı gitti 30 gün... İnanın hiç de korktuğum gibi olmadı... Rabbim yardım etti ne susuzluk çektim ne de açlık... Şimdi bir dahakine buluşmak üzere vedalaşma zamanı...
 
Aslında alışmıştık sana, sahura kalkışla başlayan (gerçi ben sahur saatine kadar oturuyorum) imsak vaktini aşmak korkusuyla bir yandan yemekle içmekle meşgul olup, çocukluğumuzdan alıştığımız “ağzım burnum arıca, niyet ettim oruca” tekerlemesiyle niyet etmeye... Oysa şimdi;
Hüzünle birlikte elveda demek zamanı geldi çattı... Sana veda ederken bir başka mutluluğa hoş geldin demeye hazırlanıyoruz...
 
Hani insan yolcusunu bekler ya... İstasyon tıklım tıklım insan dolu, kimisi yolcusunu bekliyor, kimisi yolcusunu uğurluyor. Ağlayan, gülen yan yana duruyor. İşte arife günü, yolcu trenini bekleyen istasyon gibi... Herkes Ramazan'ı uğurlayıp bayramı karşılıyor bir sevinç bir neşe ve hüşuyla...
 
Evlerde bayram telaşı... Temizlik, alışveriş... Gerçi günümüzde Bayramlar daha çok tatil için beklenir oldu... Nerede o eski Bayramlar demeye başlayalı uzun yıllar oldu... Sanırım zaman o çocuksu sevinçleri bizden alıp götürdü birer birer... Ailelerimizde ki büyüklerimiz, değer verdiklerimiz usulca bırakıp gidiyor bizleri, sonrası biraz öksüzlük hissi... Ah anacım Bayram için nasılda çırpınırdı... Bir hafta önceden başlardı hazırlıklara... Tatlılar yapılır ev dip, köşe temizlenir ve çocuklara verilmek üzere kenarları dantelli, işlemeli mendiller alınırdı... Şimdilerde kalmadı böyle adetler...
 
Alınan bayramlıklarla birlikte uyuyan çocuk kaldımı bilmem? Ama bizler, cicilerimizle yatar sabah erkenden onları giyecek olmanın heyecanıyla uyurduk... Hayatın koşturması ve karmaşası içinde şimdiki gibimi yaşamalı bayramları bilemiyorum ama ben elimden geldiğince bayram coşkusunu yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyorum. Hayatta kalan büyüklerimi, dost ve arkadaşlarımı arayarak, kırgın olduklarımla da kırgınlığımı kalbimden söküp atarak, küçüklerimden de aranmayı bekleyerek...
 
Sevgili dostlar; ülkemiz son günlerde çok acılar yaşadı, bu Bayramın ülkeme mutluluk, huzur, barış ve dirlik getirmesini dilerken sizlere de şeker tadında nice Bayramlar diliyorum...
Ve sizleri sevgili Barış Manço' nun  şarkısı ile hep birlikte Bayrama "Hoş geldin" demeye davet ediyorum...
 
"Bu gün Bayram, erken kalkın çocuklar
Giyinelim en güzel giysileri
Elimizde taze kır çiçekleri,
Üzmeyelim bu gün annemizi"...  Sevgiyle kalın...
 
 Kemer'de fırtınalar dinmiyor... 
 
Hepimiz biliyoruz ki bu yıl turizm en kötü sezonunu geçiriyor... Rus uçağının düşürülmesi nedeniyle Rusya'nın Türkiye'ye koymuş olduğu seyahat ambargosu Antalya'yı bilhassa da Kemer'i fena vurdu... Kemer özellikle turizmle beslenen bir belde... Rus turistin gelmemesi bir çok otelin açılmamasına neden oldu... Esnaf perişan, insanlar siftahsız dükkan kapatıyorlar... Ama hayatta bir yandan devam ediyor... Borç batağına düşen esnaf ne yapacağını şaşırmış durumda... Hatta canına kıyanlar bile oldu... Sokaklar Ekim, Kasım ayında sezon kapanışı gibi bomboş... Ve güzel haber herkesi sevindirdi... Rusya ile Türkiye arasında ki buzlar eridi... Putin seyahat yasağını kaldırdı... Bu arada Kemer Belediye Başkanı sayın Mustafa Gül'de otelciler ve s.t.k lar ile bir araya gelerek düşürülen uçağın pilotunun ailesine Kemer'den bir ev hediye etme kararı aldıklarını açıkladı... İşte bu açıklama ile birlikte yer yerinden oynadı... Kimileri alkışladı, kimileri yerdi... Birlikte yol aldığı yoldaşları karşı durdular... Partisinin olumsuz karar alacağını bile bile bu kararı alan Mustafa Gül'ü ben Kemer adına bu girişiminden dolayı kutluyorum... Kabul edelim ki Kemer'e Rus gelmediği takdirde Kemer bitik sayılır... Bunu da yaşadık... Evet şehitlerimiz var içimiz de yanıyor... Ama hayat bir tarafta da devam ediyor... Milyarlar harcansaydı Kemer'in tanıtımı bu kadar yapılamazdı... Kemer'e gelmeyi düşünmeyen bile fikrini değiştirecek bence... Neden yapılan olumlu şeyler göz ardı edilerek altında art niyet aranır anlayamıyorum... Devletler barışmış gerisi teferruat değil mi?...
 
Bu gün partisine istifasını verecek olan Mustafa Gül'e yeni çıkacağı yolda başarılarının devamını diliyorum... Kemer'in tanıtımı için nasıl çalıştığını daha önceki bir yazımda Alanya'daki bir otelci dostumdan ( fuarlardaki dik duruşu ile ilgili) duyduğumu yazmıştım... Umarım Kemer'de  yaşanan bu fırtına bir an önce yerini mutlu huzurlu bir sakinliğe bırakır... Yazın ortası tüm esnafın bir nebze olsun yüzü güler... 
 
Son söz;
 
"Küçük kararları, akıl ile büyük kararları ise kalp ile almak gerekir".
Jackson Brown