Antalya Havalimanı büyüdü.
Kapasitesi 35 milyondan 82 milyona çıkarıldı. Daha fazla uçak, daha fazla turist, daha fazla gelir…
Bu Antalya için büyük bir fırsat.
Fakat asıl soru şu:
Havalimanının kapasitesini artırırken, kentin kapasitesini de artırdık mı?
Terminal büyüyor, yollar aynı kalıyor. Daha fazla yolcu geliyor, onları taşıyacak ulaşım sistemi aynı hızda gelişmiyor. Bir zamanlar bir saatte gidilen mesafe bugün bazı dönemlerde iki-üç saate çıkabiliyor. Hatta beş saatten söz edenler var.
Bu yalnızca trafik sorunu değil.
Bu, planlama sorunu.
Bir evin kapısını büyütüp koridorunu aynı bırakırsanız, içeri daha fazla insan girer; içeride hareket etmek zorlaşır.
Antalya’da da biraz bunu yapıyoruz.
Havalimanını büyütüyoruz, ancak terminaller arasında dahi güçlü bir toplu ulaşım sistemimiz yok. Ardından yolları genişletmeye, yeni kavşaklar yapmaya, oluşan sıkışıklığı başka noktalara taşımaya çalışıyoruz.
Daha çok yol, daha çok otomobil; ardından yine yetmeyen yollar ve yeni yatırımlar…
Böylece çözmeye çalıştığımız sorun bizi bir kısır döngünün içine çekiyor.
Bugün yaptığımız çözüm beş yıl sonra yeni bir sorunun nedeni oluyorsa, sorun yaptığımız yatırımın büyüklüğünde değil, baktığımız ölçeğin küçüklüğündedir.
Bu biraz acil serviste yalnızca ağrı kesici vermeye benziyor.
Ağrıyı azaltırsınız. Fakat nedenini bulmazsanız sorun geri gelir.
Kent planlamasında da asıl mesele budur:
Sorunu çözmek değil, sorunun neden sürekli yeniden üretildiğini görmek.
İşte “obez kent” derken kastettiğim bu.
Antalya fakir bir kent değil.
Turizm büyüdü. İnşaat büyüdü. Tarım büyüdü. Nüfus büyüdü. Toprak değerlendi. Oteller, konutlar, ticaret alanları çoğaldı.
Fakat ulaşım, kamusal alan, kent estetiği, kültür ve kentlilik bilinci aynı hızda gelişmedi.
Obezite yalnızca büyümek değildir.
Dengesiz büyümektir.
Antalya da büyüdü, fakat henüz büyümesini rahatça taşıyabilecek kadar “fit” bir kent olamadı.
Beş yıldızlı otellerimiz var. Bu çok değerli.
Ancak turist otelin kapısından çıktığı anda Antalya’yı deneyimliyor.
Yolu Antalya. Trafiği Antalya. Kaldırımı Antalya. Kamusal alanı Antalya. Kent estetiği Antalya.
Oteller beş yıldız olunca kent beş yıldız olmuyor.
Bu nedenle kenti bir bütün olarak gören uzun vadeli bir ana plana ihtiyacımız var.
Havalimanını şehirden ayrı düşünemeyiz. Yeni konut alanlarını ulaşımdan, turizmi altyapıdan, nüfus artışını sudan, raylı sistemi arazi kullanımından ayrı düşünemeyiz.
Havalimanı çevresindeki yapılaşmayı da yalnızca bugünün arsa değeriyle değil, yarının nüfusu, trafiği, ulaşımı ve altyapı kapasitesiyle birlikte düşünmek zorundayız. Terminaller arasında şu an bile toplu taşım düşünülmemiş.
Üniversitelerin, meslek odalarının, yerel yönetimlerin, merkezi yönetimin, uzmanların ve kent halkının birlikte oluşturduğu uzun vadeli bir Antalya vizyonu.
Çünkü kentler beş yıllık dönemlerle değil, kuşaklarla yaşar.
Havalimanı aslında yalnızca bir örnek.
Orada sorun çok görünür olduğu için dikkat çekiyor.
Asıl mesele şu:
Antalya daha fazla büyümeyi değil, büyümesini yönetmeyi ve taşıyabilmeyi öğrenmeli.
Havalimanımız 82 milyon yolcuya hazır.
Şimdi sormamız gereken soru şu:
Antalya, 82 milyonluk bir geleceği taşıyabilecek kadar fit mi?
![]() |
![]() |
|||||
|
||||||
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |
|
||||||||||||
|
|
||||||||||||
![]() Koç ![]() 21 Mart - 20 Nisan
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||


