Dijital çağın yeni nesil dolandırıcıları artık yalnızca maddi kazanç peşinde koşmuyor; mağdurların psikolojisini hedef alan çok daha karmaşık yöntemler kullanıyor. Kimi zaman bir devlet görevlisi, kimi zaman güven veren bir aile dostu ya da ‘yardım eli uzatan’ nüfuz sahibi biri gibi davranan bu kişiler, kurdukları manipülasyon ağıyla mağdurları hem maddi hem de psikolojik bir kuşatmanın içine çekiyor.
Siber suç uzmanı Avukat Dr. Ceren Küpeli de son bir yıldır bu tip dolandırıcılık dosyaların arttığının altını çizerek bu yeni nesil yöntemi ‘bukalemun dolandırıcı’ olarak tanımladı.
Peki bu dolandırıcılık ağında süreç nasıl ilerliyor? Mağdurlar nasıl hedef alınıyor? Nasıl bir tehlike barındırıyor?
BAZEN BİR İSTİHBARATÇI, BAZEN YÜKSEK YARGIDA TANIDIKLARI OLAN BİR BÜROKRAT, BAZEN DE DERT ORTAĞI
“Bu dolandırıcılar; A kişisi için yardımsever bir hayırsever iken, B kişisi için devletin gizli operasyonlarını yürüten vatansever bir istihbaratçı, C kişisi içinse önemli bir bürokratın çevresinde sevilen ve sayılan aile ferdi olurlar” diyen Ceren Küpeli, faillerin önce mağdurların kişisel verilerine hukuka aykırı şekilde ulaştıklarını söyledi.
Küpeli, “Fail önce kurbanın ailesi, borçları, adli geçmişi ve zaafları gibi bilgileri ele geçiriyor. Ardından bu mahrem verileri kullanarak ‘her şeyi bilen, çok güçlü bir figür’ illüzyonu yaratıyor” ifadelerini kullandı.
Küpeli, dolandırıcıların kullandığı gerçek bilgilerin mağdur üzerinde güçlü bir manipülasyon etkisi oluşturduğunu vurgulayarak, “Yasa dışı elde edilen fakat doğru olan bilgiler, failin ‘nüfuzlu’ olduğu yalanını besleyen en büyük veri haline geliyor. Mağdur, ‘Bunu bildiğine göre gerçekten devletin içindedir’ diye düşünüyor. Oysa yaratılan ‘her şeyi bilen, çok güçlü figür’ imajı, çalınan verilerin ustaca manipüle edilmesinden ibaret” diye konuştu.
MADDİ OLARAK NASIL BİR YOL İZLENİYOR?
Bu tip dolandırıcıların ‘parayı bana gönder, süreci ben yöneteyim’ şeklindeki yönlendirmelerle kendilerini sözde aracı, danışman ya da çözüm sağlayıcı gibi konumlandırdıklarını söylen Ceren Küpeli, “Ardından banka transferlerinde açıklama kısmına; gerçekte yürütüldüğü iddia edilen aracılık, hizmet veya işlem ilişkisini açıkça yazdırıyorlar” dedi ve şu önemli bilgileri ekledi:
“Failin amacı tam da bu algıyı oluşturmak. Gönderilecek tutarın hangi banka üzerinden iletileceğini, açıklama kısmına hangi işlemin yazılacağını, ödemenin neye karşılık yapılıyor gibi gösterileceğini ve transferin nasıl ifade edilmesi gerektiğini de yönlendiriyorlar. Böylece mağdur, dekont üzerinde açıkça belirtilen işlem detaylarının transferi hukuken güvenli ve meşru hale getirdiği sanrısına kapılıyor. Özellikle açıklama kısmına yazdırılan sözde aracılık, hizmet veya ticari işlem ifadeleri; mağdur açısından saklanmayan, kayıt altına alınmış ve dolayısıyla sorun teşkil etmeyecek bir işlem algısı yaratıyor. Oysa fail açısından bu yöntem, transferin sorgulanmasını zorlaştıran psikolojik bir güven mekanizması. Mağdur artık yalnızca para gönderen kişi değil; işlemin meşruluğuna kendi eliyle ikna edilmiş bir özne haline geliyor.”
PEKİ, BU KOMPLİKE YALAN AĞINA KARŞI NASIL BİR SAVUNMA GELİŞTİRİLMELİ?
Bukalemun dolandırıcıların en büyük panzehrinin şeffaf doğrulama olduğunu vurgulayan Ceren Küpeli, “Bu failler, kurdukları sistemin bozulmaması için kurbanı ‘sakın kimseye anlatma, gizli operasyon, aramızda kalsın’ diyerek izole ediyorlar. Eğer bir kişi size ait gizli bir bilgiyi önünüze koyup bunu ‘nüfuzla’ çözeceğini vaat ediyorsa, o kişi kurtarıcı değil, en azından dolandırıcılığı gerçekleştirene kadar kişisel verilere hukuka aykırı erişmiş ve nüfuz ticareti gerçekleştirmiş kesin ve net bir suç failidir” dedi.
“Teknik iz takibiyle bu kişilerin farklı maskeler altında kullandıkları ortak dijital dili ve para trafiğini tespit etmek mümkün” diyen Küpeli, “Aynı şekilde karmaşık kripto cüzdan ağları veya paravan hesaplar kullanılsa da, paranın nihai varış noktası ve transfer metodolojisi failin operasyonel profilini ele verir. Ancak ilk savunma hattı, ‘kişiye özel kurgulanan’ o parıltılı ‘yardım’ yalanına inanmamak. Bukalemun dolandırıcı, kurbanın değerlerini (din, siyaset, aile) saniyeler içinde analiz edip kurbanın aynısı oluyor. Kurban, ‘tam benim gibi biri’ dediği an savunma mekanizması çöküyor. Şüphe, sorgulama ve teyit gerekli” ifadelerini kullandı.
Birçok vakada bu kişilerin kendi aileleri tarafından dahi yeterince korunamadığına tanık olduğunu söyleyen Küpeli, “Dolayısıyla, bu tür faillerin çevresinde sadece bir suç şebekesi değil; bazen gerçeği göremeyen veya örtbas etmeye çalışan güçlü bir aile ve arkadaş desteği dahi görebilirsiniz. Bu ‘koruyucu aile’ zırhı, failin hem şikâyetlerden kaçmasını kolaylaştırıyor hem de suç işleme motivasyonunu besleyen bir cezasızlık alanı yaratıyor. Fakat buna karşılık ülkemizde suçluları kollayan ailelerin cezai sorumluluk yönetimleri de titizlikle ele alınmaya başladı” dedi.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|||||
|
|
|||||||
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |
|
||||||||||||
|
|
||||||||||||
![]() Koç ![]() 21 Mart - 20 Nisan
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||


