Bu devirde en zor şey artık umut kurmak değil… Umut kurmaya cesaret etmek.
Ev almak hayal…
Kiracı olmak işkence…
Ev boyatmak bile lüks artık…
120 metrekare bir evin boya badanası, Dört yıl önce 4 bin liraydı…
Bugün 40 bin lira…
Rakamlar büyüyor, ama hayat küçülüyor.
Eskiden insan bir ev kurmayı hayal ederdi, şimdi o evde kalabilmenin hesabını yapıyor.
Bir maaş kiraya, kalanı borçlara…
Peki nasıl olacak bu denklem? Nasıl kurulacak bu hayat?
“Nereden nereye geldik” diyorlar ya…
Aslında mesele sadece nereden nereye geldiğimiz değil… Nasıl bu kadar sessiz geldiğimiz.
Çünkü alıştık…
Yavaş yavaş, fark etmeden…
Önce hayaller küçüldü, sonra beklentiler…
Şimdi ise sabır sınanıyor.
Bir yanda aylarca maaşını alamayan işçi, diğer yanda kirasını ödeyemeyen kiracı…
Farklı hayatlar…
Ama aynı sıkışmışlık…
Aynı soru:
Bu hayatın içinden nasıl çıkacağız?
Aslında daha önemli soru şu:
Neyi kaybederken bu kadar sessiz kaldık?
Gençler artık hayal kuramıyor…
Gıdadaki artışı TÜİK %31 gösterirken, gerçek hayat %64’lere dayanmışken insan “Ne olacak halimiz?” demekten başka ne yapabilir ki…
Ve gelelim turizm cenneti KEMER’e…
Tam sezon açılmış…
Nefes alacağız diye bekleyen esnaf umutlanmış… Ama yollar…
Yollar başka bir hikâye anlatıyor.
Yamalı, çukurlu, yarım bırakılmış… Resmen “Yamalı Kemer”.
Dünya markası diye tanıtılan bir ilçenin hali yürek yakıyor. Akdeniz EDAŞ kazıyor, bitiyor.
ASAT kazıyor, bitmiyor.
Türk Telekom ya da başka altyapı kurumları geliyor, yeniden kazıyor… Ortaya çıkan manzara ise tek kelimeyle: Felaket.
Ve bu kazılar sürerken… Elektrik kesintileri bitmiyor. Su zaten ayrı bir sorun.
İnternet “şansa bağlı”… Peki neden bu kazılar?
Sezon açılacak diye apar topar kapatılan çukurlar, üzerine atılan yamalarla “bitti” deniyor.
Ama ilk yağmurda her şey yeniden çamur tarlasına dönüyor.
Yöneticilere soruyorsun:
“Burası bizim değil, Büyükşehrin.” Büyükşehre soruyorsun:
“Orası bizim değil.”
Sonuç?
Sorumluluk var ama sahip çıkan yok.
Ve paylaşılamayan sorumlulukla çukur kapanmıyor. 3 milyon turist ağırlayan bir yerin hali bu mu olmalı?
Liman caddesi… Havuzlar boş…
Tadilatlar sezon ortasına bırakılmış…
Üstelik bu su birikintileri sadece görüntü değil… Sivrisinek üretiyor, hastalık riski büyütüyor.
Bir başka çarpıklık daha…
Dükkanların çoğu ya eczane ya tekel bayi…
Marketler kapanıyor, eczaneler yan yana çoğalıyor.
Aynı sokakta karşılıklı dizilmiş eczaneler… İnsana şu soruyu sorduruyor:
“Bu şehirde en çok neye ihtiyaç var?”
Kemer artık ne yazık ki
“yamalı kent” görüntüsüyle turistin karşısına çıkıyor.
Ve son olarak…
Dünyanın konuştuğu bir başka haber:
Donald Trump’a yönelik saldırı girişimi.
Saldırganın yakalandığı, hatta geçmişte ödül aldığı konuşuluyor… Bir oyun mu, bir gerçek mi, zaman gösterecek…
Ama ne olursa olsun, her türlü şiddeti kınıyorum. Güzel mutlu bir hafta dileklerimle….
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|||||
|
|
|||||||
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |
|
||||||||||||
|
|
||||||||||||
![]() Koç ![]() 21 Mart - 20 Nisan
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||

