Antalya’da Milli Eğitim ve Valilik, Nurettin Topçu’nun ‘Türkiye’nin Maarif Davası’ kitabını öğretmenlere dağıtmaya başladı.
Kağıdın altın değerinde olduğu günümüzde, ansiklopedi gibi bir kitaptan 30 bin adet bastırıp dağıtmak akıl alır gibi değil…
Bu kitaba kim sponsor oldu, olmadıysa nerede kaça bastırıldı gibi akçeli işler faslına pek girmek istemiyorum.
Nurettin Topçu, 1970’li yılların ortalarında vefat etti. Eğitim dünyasında belli gruplar dışında adı sanı pek bilinmezken, Ak Parti iktidarı döneminde adı altın harflerle yazılmaya başlandı.
Sanıyorum, Külliye bir ödüle de layık gördü onu...
Sonra Milli Eğitim, öğretmenlerin yaz dönemi seminerlerine Nurettin Topçu’nun ‘Türkiye’nin Maarif Davası’ kitabını ekledi.
Ve, şimdi bu kitap bila bedel, öğretmenlere Antalya Valisi Ersin Yazıcı’nın da katıldığı törenle dağıtılıyor.
Ak Parti, devlet eliyle kendi yazarlarını, çizerlerini, kahramanlarını, kurtuluş günlerini yaratıyor.
Misal; Tarihin tozlu sayfalarını karıştırılıyor, 800 küsür yıl öncesine gidiliyor, Atatürk’ün Antalya’ya geldiği güne yakın bir tarihte Antalya’nın Selçuklular tarafından fethedildiği keşfediliyor.
Neyse, işte 30 bin adet kitabı dağıtılan Nurettin Topçu’da öyle bir düşüncenin hortlattığı bir yazar…
Ama, Ak Partililer’in ve sayın valinin bilmediği bir şey var.
Nurettin Topçu, katıksız bir sosyalist…
Daha doğru tarifi; Sosyalizm cihatçısı…
‘İslami’ düşünür ve aydınlar arasında sosyalizmi benimseyen ve savunan tek kişi…
Günümüzde yaşasaydı, 5’li çeteye tek isyan bayrağını sallayacak İslami düşünür o olurdu herhalde…
Çünkü, döneminde de servet sahiplerini, sömürücü dediği kapitalistleri tek eleştiren kişiydi Topçu…
Topçu'ya göre kapitalistler, sosyalizme düşmandırlar. Ona göre, sosyalizm bir hak ve adalet davasıdır.
İslamcıların dini sömürdüğünü, İslam’ın içteki düşmanlarıyla yarıştığını söylemiştir Nurettin Topçu…
Tabi bunun yanısıra Topçu ile ilglili bazı iddialarda yok değil.
Topçu’nun erkek-kız karma eğitimine karşı olduğu, Atatürk’ü eleştirdiği, CHP'ye diktatör dediği, Alevilere hakaret ettiği de yazıldı, çizildi.
Ak Parti’yi, Topçu’nun bu özelliklerinden biri mi cezbetti bilinmez ama ‘Sosyalizm’ olmadığı kesin…
Bundan 6-7 yıl önce öğretmenlerin yaz seminer listesine alınan bu kitap, Eğitim İş Sendikası’nın tepkisini çekmişti. Hatta, üyesi olan öğretmenlerin seminerlere katılmayacağını da duyurmuştu.
Şimdi sadece 30 bin kitap Antalya’da bizzat öğretmenlere törenle dağıtılıyor, Eğitim-İş Sendikası ise sessizliğini koruyor.
Ya bu kitabın içeriğinden tepki çeken cümleler çıkarıldı veya Eğitim İş Sendikası yetkilileri ikna edildi.
*** *** ***
MUSTAFA GÜL’DEN BÜYÜK İDDİA
Koza TV’de Cem Çon ve Yalçın Teke’nin sunduğu, ‘Başkanlar konuşuyor’ programına katılan Kemer eski Belediye Başkanı CHP’li Mustafa Gül öyle bir laf etmiş ki, yenilir yutulur cinsten değil.
Demiş ki ‘Kemer CHP ilçe binasında CHP’ye oy veren kimse yok’…
Biliyorsunuz, Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu DSP’den CHP’ye geçmişti. CHP’de siyasete başlayan, Ak Parti’ye adaylık başvurusu yapıp ardından DSP’den Kemer Belediye Başkanı seçilen Topaloğlu’nun yeniden CHP’de karar kılması Gül’ü epey kızdırmışa benziyor.
Bir dönem Antalya’da CHP’li bir belediye başkanını eleştirmek için söyleniyordu, ‘Belediyesinin kapısına sandığı koy, çalışanlardan CHP’ye bir tane oy çıkmaz’ diye, şimdi Gül’ün bu sözleriyle çıta yükselmişe benziyor.
*** *** ***
ZAMMIN SUYUNU ÇIKARDINIZ
Antalya’da Türkiye’nin en pahalı suyu satılıyormuş.
Dünya Su günü nedeniyle hazırlanan su raporuna göre, Türkiye’de suyun metreküpünü 3,80 TL’ye satan şehirde var, Antalya gibi 13, 82 TL’ye satanda…
Diyarbakır’ın 3,80’e, Van’ın 4,05’e, Mardin’in 4,75’e içmesini anlarım…
Ama, Ankara’nın 8,69’a, İstanbul’un 8,76’ya, İzmir’in 9,83’e su içtiği bir memlekette, her tarafından su fışkıran Antalya’da 13, 82’ye su satılmasını anlamam.
Üç tane komşu ilimiz var büyükşehir olarak; Konya, Muğla, Mersin…
Muğla’da suyun metreküpü 5,72, Konya’da 5,76, Mersin’de 6,55 TL…
Düden’den, Manavgat’taki şelalesinden suyu boşuna denize akıtan, Kırkgöz gibi toprağından şu fışkıran, Oymapınar gibi il sınırında bir barajı olan, Toros’un zirvelerinden, yaylalarından karın eksik olmadığı bir coğrafyaya sahip Antalya’da bu fiyat olacak iş değil…
Hazır laf Antalya’nın suyundan açılmışken, ASAT ile ilgili bir dedikodu vereyim.
ASAT Genel Müdür Yardımcısı Recep Çalı 10 günlük izne ayrılmış.
Çalı, İSKİ’de görev yapmış, Adalar Belediyesi için CHP’den aday adayı olmuş, Tekirdağ’dan sonra Antalya’da ASAT’ın yönetim kadrosuna girmiş biri…
Bana söylenen, Çalı’nın kurumdaki işleyişten rahatsız olduğu ve bu 10 günlük süresi içinde düşünüp taşınıp devam mı, tamam mı kararı vereceğine yönelik bir dedikodu…
Kurumun başında Av. İbrahim Kurt var…
Yıllardır tanırım…
Taa Hasan Subaşı’nın belediye başkanlığı döneminden beri…
Bugüne kadar hakkında bırakın çaldı, çırptı, adam kayırdı lafını, bunların tek bir iddiasını bile duymadım.
Şu anda Antalya Büyükşehir’in en tecrübeli bürokratıdır…
Belediyeciliği, kanunu, nizamı bilir.
Ben ne bu zamların, ne de Çalı’nın rahatsızlığının ondan kaynaklandığını sanmıyorum.
Sadece bu dönem için söylemiyorum.
Siyasetçiler olarak, eşi, dostu, akrabayı ASAT’a hem yönetici, hem çalışan olarak doldurursan, bir mekreküp suyun 1 dolar olması da kaçınılmazdır.
ASAT’ı ASAT genel müdürüne bırakın yeter…
Yazık bu millete…


Davut Çetin + Ali Bahar bu seçimler kasımdaymış
Ülkemizin 5.ci en büyük kenti ve turizmin başkenti Antalya'ya son 25 yıla yakın seçilen Belediye Başkanlarına bir bakın, birer dönem seçilmişler ve gitmişler.Bu da gösteriyor ki Antalya'da ikamet edenleri memnun edememişler,şehrin sorunlarını tespit ederek ileriye dönük projeler yapamamışlar.Bir kentin en önemli konularından biridir, suyu vatandaşın temiz ve ucuz içmesi,bir yılın nerede ise yarısında yağmur alan bir bölgede, sular şarıl şarıl denize aksın,yetkililer öyle seyir etsinler ve yeraltından elektrikle su çıkarmaya devam etsinler,insanın aklı ve hafızası almıyor.En ucuz suya ulaşacak bir coğrafyada olacaksın ve en pahalı suyu vatandaşa satacaksın.Demek ki bu son yıllarda seçilen Belediye Başkanları buna kafa yormamışlar,ama çoğunluğu partizanca davranarak gereksiz yere boş adamları doldurmuşlar.Muhittin Böcek'e gelince hiç bir uzmanlık alanı olmayan Konyaaltı gibi küçük bir kasabadan, bölgesel nedenlerle seçilmiş ve alınan göçlerle de, hep bir partiye yönelmiş oylarla, sürekli Belediye başkanı seçilen birinin koşullar gereği Büyükşehir'e aday yapılması siyasi çam devirmeden de öte bir şey.Bir adayın bir yere seçilmesini hesap etmekten öte seçildikten sonra ne yapabileceği de göz önüne alınması gerekirdi.Yazık oldu Antalya'ya,Muhittin Böcek'in Büyükşehir Başkanı olduğu bir ülkede inanın herkes her yere aday olabilir,çünkü son 20 yılda liyakat ortadan kalktı,şu son yıllarda Maliye Bakanlarına bakın,bunların çoğunluğunu bir özel şirkette muhasebe müdürü yapmazlar.Konuya dönersek Antalya suyu bu fiyata içtiğine dua etsin,direksiyonu acemiye vermişsiniz geri alana kadar katlanacaksınız.Hatta yetmez Muhittin Böcek'i ödüllendirmek lazım, diyor ya 28 yıldır belediye Başkanlığı yaptım,en iyisi ittifak adayı yapıp Ankara'ya göndermek gerekir.Nasıl olsa oradakilerin çoğunluğu da Muhittin Böcek'ten beter.Ülkeyi batırır mı derseniz herhalde bu günlerden daha kötü olmaz.Kısacası ''Varol,Yaşa Muhittin Böcek''sen bu Antalya'da yaşayanlara ne yapsan haklısın,o koltuğa gelmek için kimseye silah çekmedin,vatandaşın oyuyla geldin,o halde sezon sonuna kadar zıpla oyna her şeyi yap.Hatta yetmez ara sıra taklada atabilirsin,ama dikkat et bir yerini kırmayasın.Çünkü bu millete daha lazımsın.)))))))
Asat the end. 2008-2014 arası Antalya''nın hatta Türkiye''nin en iyi kurumu olan asat. Vay ve. Siyasilerin çiftliği olmuş.
Asatın hâli. Herkes torpilli, AKP''li CHP''li oluyor, MHP''li böcek zaten ülkücü diyor, CHP''li ah ulan gerçek CHP''li başkan gelseydi asati dağitirdim diyor, asatın tek sorunu, kalıplaşmış aynı tipler. Bin kişilik kurumda hep aynı tayfa, başkanlar değişir bunlar kalır.
Okadar su parası ödüyoruz, işçilerin maaşları düşükmüş. Lütfen başkan. Su parası 20 olsun metreküp, işçi kardeslerimizin hakkı odensin. Özellik 40 yaşını geçtikten sonra her konuyu bilip çalışmayan , her konuda fikri olan işçi kardeşlerimiz. Bence eyt çıksın, asat iscileri emekli edilsin, su fiyatları 5 liraya düşer.
Asat her dönem belediye başkanını yer.
Sevgili meslektaşım D. Gündoğdu'nun "küçük küçük notlar"ının altında bence önemli sorunlar var. Bunlardan birini ben de yaşadım, ASAT'a yardımcı olmak bakımından ne olduğunu özetliyorum:
Bu ay (Mart 2022) içinde iki adet su faturası aldık. Biri, son günü olan 4 Mart'ta ödendi, 125 lira. Öteki iki gün sonra vade bitiminde ödenecek, 193 lira. Bir ay içinde iki fatura ödetmek için çok mu uğraştılar, bilmiyorum. Toplamda 318 liralık bir su kullanımı yapmışız. Ne kadar zamanda? 6-7 haftalık sürede... Evde belli yaşı aşmış iki kişi yaşıyoruz. Fakat faturayı duyanlar dördüncü katta hamam işlettiğimizi sanıyor.
Bütün sistemi kontrol ettim; en küçük bir delik bulamadım. Hiçbir sızıntı ve damlama yok. İki şeyden şüphelendim: Eşimden ve sayaçtan... Eşimi değiştirmeyi göze alamadım,(zaten kadıncağız yemin billah çamaşır ve bulaşık dahil evin her işinde azami tasarrufa dikkat ettiğini söylüyor); bu durumda sayacı değiştirdim, 100 lira da ona ödeyeceğiz.
ASAT'a ve yönetenlerine sözüm yok ancak bu durum suyun son fiyatından kaynaklanıyorsa, kuru temizleme fiyatlarına bir göz atmayı deneyeceğim ama oradan da gözüm şaşkınlıktan patlamış dönmekten çekinirim.
Başkanım asatdaki kritik yerlerdeki sözleşmeli ve işçileri görevden alin. Sözleşmeli ve işçileri sorumlu yapmayın, Konyaaltı bediyesi gibi yönetim asati.yoneticiler memur olmalı, ahbap çavuş ilişkisi asati götürmedi, götürmez
Çalışmıyoruz kardeşim. Enflasyon farkı istiyoruz. Memurların iki katı alırken şimdi aynı olduk, zam vermezse birdaha seçilemez başkan, asat her türlü oy kaybettirir
Madem Nurettin Topçu nun fikirleri AK partiye ters,sizde bir muhalif olduğunuza göre bu kitaptan niçin rahatsız oluyorsunuz.Üstelik bu kitabı okuduğunuzuda hiç zannetmiyorum.