Ağustos 2024'te, normal şartlar altında tamamen kalın buz tabakalarıyla kaplı olması gereken Doğu Antarktika'daki Breid Körfezi'nde akılalmaz büyüklükte bir açıklık saptandı.

Bilimsel dünyada "polinya" olarak adlandırılan ve tam 89.121 kilometrekarelik bir alana yayılan bu devasa okyanus yüzeyi açıklığı, yılın bu dönemi için daha önce eşi benzeri görülmemiş bir durumdu. Uzmanlar, bu anormalliğin kaynağını bulmak için yürüttükleri araştırmaların sonuçlarını paylaştı ve elde edilen sarsıcı veriler, küresel iklim dengesinin ne kadar hızlı bir şekilde çökmekte olduğunu gözler önüne serdi.

HAVADAKİ NEHİRLER VE DOĞANIN YIKICI GÜCÜ

Hindistanlı yerbilimci Jeebanjyoti Swain liderliğindeki bir ekibin Geophysical Research Letters dergisinde yayımladığı araştırmaya göre, bu devasa deliğin ardında bir dizi aşırı ve yıkıcı hava olayı yatıyor.

"Gökyüzündeki nehirler" olarak da bilinen yoğun atmosferik akımlar, daha düşük enlemlerden Antarktika'nın kalbine devasa miktarda nem ve sıcak hava taşıdı. Henüz kışın ortasında gerçekleşen bu şiddetli doğa olayı, buzların doğal gelişimini tamamen durdurdu.

BU DEVASA DELİĞİN OLUŞUMUNU TETİKLEYEN TEMEL FAKTÖRLERİ ŞU ŞEKİLDE SIRALAYABİLİRİZ:

Gökyüzündeki Nehirler (Atmosferik Akımlar): Aşırı sıcak ve nemli havayı doğrudan kutuplara doğru taşıyarak buzların erimesine zemin hazırlayan, olağanüstü yoğunluktaki atmosferik hava hareketleri.

  • Ekman Emme Kuvveti: Şiddetli ve yönlü rüzgarların yüzeydeki suyu uzaklaştırmasıyla birlikte, okyanusun derinliklerindeki nispeten sıcak ve hareketli suyun hızla yüzeye doğru çekilmesi.
  • Deniz Sıcak Hava Dalgaları: Okyanusun üst katmanlarında yaşanan aralıksız ve aşırı ısınma nedeniyle yüzey sularının donmasının fiziken imkansız hale gelmesi.

ANTARKTİKA BUZULLARI VE KÜRESEL EKOSİSTEM TEHDİT ALTINDA

Bilim insanları, yaşanan bu korkutucu felaket zincirinin aslında buzdağının sadece görünen kısmı olduğu konusunda çok net bir uyarıda bulunuyor. İklim değişikliği her geçen gün hızlandıkça atmosferik nehirler daha da güçleniyor, denizlerdeki ısı dalgaları ise daha inatçı ve yakıcı bir boyuta ulaşıyor.

Tarihsel olarak tamamen buzla kaplı, sabit ve sağlam olması beklenen bu bölgelerde artık devasa delikler görmek sıradanlaşabilir. Nitekim sadece bu yıl, Antarktika kış deniz buzu miktarı kaydedilen en düşük üçüncü seviyeye gerileyerek tehlike çanlarının daha yüksek sesle çalmasına neden oldu. En düşük dört buzlanma rekorunun tamamının son dört yıl içinde yaşanması, durumun vahametini özetliyor.

GEZEGENİMİZİN GELECEĞİNİ NELER BEKLİYOR?

Eriyen deniz buzu doğrudan deniz seviyesini yükseltmese de, kıtanın devasa tatlı su buzullarını okyanusun ısınan sularından koruyan hayati bir kalkan görevi görüyor. Bu koruyucu kalkanın zayıflaması veya tamamen delinmesi, dünyadaki tüm kıyı şehirleri için sinsi ve çok daha yıkıcı bir tehlike anlamına geliyor.

Aynı zamanda, dünya okyanuslarını besleyen devasa besin zinciri de bu buzların mevsimsel döngüsüne derinden bağlı. İnsan faaliyetleri ve kontrolsüz fosil yakıt tüketimi acilen durdurulmazsa, dünyanın doğal sigortası olan Antarktika'daki bu amansız erime, gezegenimizi geri dönüşü olmayan karanlık bir yola sokacak.

(Sabah)