Arabulucu tarafından son tutanağın düzenlenmesi, dava açma süresinin değerlendirilmesi, görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi ve dava dilekçesinin hazırlanması gerekir. Arabuluculuk sürecinin tamamlanmış olması, davanın kabul edileceği veya taraflardan birinin haklı bulunacağı anlamına gelmez.

Anlaşmazlık tutanağından sonra dava hazırlığında taleplerin kapsamını belirlemek ve usule ilişkin eksiklikleri önlemek önem taşır. Bu aşamada arabuluculuk avukatı tarafından sağlanan hukuki destek, son tutanağın incelenmesi, dava şartlarının değerlendirilmesi ve dava dilekçesinin hazırlanmasını kapsayabilir. İstanbul Sancaktepe'de faaliyet gösteren Av. Özgür Onbaşı hukuk bürosu, iş, ticaret, kira ve tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk süreçlerine ilişkin taraf vekilliği ve anlaşmazlık sonrası hukuki takip hizmetleri yürütmektedir.

Arabuluculukta Anlaşamama Son Tutanağı Nedir?

Arabuluculuk son tutanağı, taraflar arasındaki görüşmelerin hangi sonuçla tamamlandığını gösteren resmî nitelikte bir belgedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında düzenlenen bu tutanak, anlaşma sağlanıp sağlanmadığını veya sürecin hangi nedenle sona erdiğini ortaya koyar.

Görüşmeler sonucunda uzlaşma gerçekleşmemişse arabulucu, anlaşmaya varılamadığını belirten son tutanağı hazırlar. Kanunda öngörülen imza ve bilgilendirme usulleri uygulanır. Tutanağın düzenlenmesiyle arabuluculuk faaliyeti sona erer.

Son tutanak bir mahkeme kararı değildir. Tarafların taleplerinin haklılığını belirlemez, borcun varlığını kesinleştirmez ve uyuşmazlığı esastan çözmez. Dava şartı arabuluculuk bakımından temel işlevi, mahkemeye başvurulmadan önce gerekli sürecin tamamlandığını belgelendirmektir.

Belgede uyuşmazlığın kapsamının açık olması ayrıca önemlidir. Sonradan açılacak davadaki taleplerle arabuluculukta ele alınan konular arasında bağlantı kurulabilmelidir.

Anlaşma Sağlanamadığında Dava Şartı Yerine Getirilmiş Olur mu?

Dava şartı arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlıkta, usulüne uygun yürütülen arabuluculuk faaliyetinin anlaşma sağlanmadan sona ermesiyle arabuluculuğa başvuru şartı yerine getirilmiş olur. Bunun için tarafların mutlaka uzlaşması gerekmez.

İşçi ve işveren alacaklarının önemli bir bölümü, belirli ticari davalar, bazı kira uyuşmazlıkları ve kanunda düzenlenen diğer özel hukuk uyuşmazlıkları bu kapsamda değerlendirilebilir. Bununla birlikte her hukuki talep zorunlu arabuluculuğa tabi değildir. Dava şartının bulunup bulunmadığı, talebin niteliğine ve ilgili kanundaki istisnalara göre belirlenir.

Arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açılması durumunda mahkeme, dava şartı eksikliği nedeniyle davayı usulden reddeder. Buna karşılık arabuluculuk tamamlanmış fakat son tutanak dilekçeye eklenmemişse farklı bir usul uygulanır.

6325 sayılı Kanunun 18/A maddesi uyarınca mahkeme, son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin sunulması için davacıya bir haftalık kesin süre verir. Eksiklik bu süre içerisinde giderilmezse dava usulden reddedilir. Bu süre, hiç yapılmamış bir arabuluculuk başvurusunu sonradan tamamlama imkânı sağlamaz.

Arabuluculuktan Sonra Dava Nasıl Açılır?

Anlaşmazlık sonrasında mahkemeye başvuru, birbirini tamamlayan birkaç işlemden oluşur. Hukuki değerlendirme yapılırken yalnızca son tutanağın bulunması değil, davanın konusu ve usul şartları da dikkate alınmalıdır.

  1. Son tutanak incelenir: Arabuluculuk faaliyetinin sonucu, tarafların bilgileri ve anlaşmazlık konusu olan talepler kontrol edilir.
  2. Görevli ve yetkili mahkeme belirlenir: Uyuşmazlığın iş, ticaret, tüketici veya kira hukukuna ilişkin olması, hangi mahkemede dava açılacağını etkiler.
  3. Dava açma süreleri değerlendirilir: Zamanaşımı, hak düşürücü süreler ve varsa özel kanunlarda öngörülen dava süreleri hesaplanır.
  4. Dava dilekçesi hazırlanır: Talep sonucu, hukuki sebepler, uyuşmazlığın dayandığı olaylar ve dayanılan deliller açıkça belirtilir.
  5. Belgeler tamamlanır: Arabuluculuk son tutanağı ile davaya dayanak oluşturan diğer belgeler dilekçeye eklenir.
  6. Mahkemeye başvurulur: Dava, ilgili usul hükümlerine göre açılır. Gerekli harç ve gider avansı işlemleri tamamlanır.

Bu işlemlerin tamamlanmasının ardından mahkeme dava şartlarını ve dilekçenin usule uygunluğunu inceler. Arabuluculuk aşamasının tamamlanmış olması, diğer dava şartlarının ayrıca incelenmesine engel değildir.

Arabuluculuktan Sonra Dava Açma Süresi Ne Kadardır?

Arabuluculuk sonrasında bütün uyuşmazlıklar için geçerli tek bir dava açma süresi bulunmaz. Süre, uyuşmazlığın hukuki niteliğine ve uygulanacak özel kanun hükümlerine göre değişir.

6325 sayılı Kanun uyarınca dava şartı arabuluculukta, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Böylece tarafların arabuluculuk görüşmelerinde geçirdikleri zamanın süre hesabına etkisi kanunla düzenlenmiştir.

Ancak bu durum, bütün sürelerin son tutanak tarihinde baştan başlayacağı anlamına gelmez. Arabuluculuk öncesinde geçmiş olan süre, uygulanacak zamanaşımı veya hak düşürücü süre kuralları çerçevesinde ayrıca dikkate alınır.

İşe İade Davasında Süre Nasıl İşler?

İşe iade uyuşmazlıklarında özel bir düzenleme vardır. 4857 sayılı İş Kanununun 20. maddesine göre, gerekli koşullar altında işe iade talebiyle arabulucuya başvurulması ve anlaşma sağlanamaması durumunda, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılabilir.

Bu özel süre, her işçilik alacağına veya diğer arabuluculuk uyuşmazlıklarına uygulanmaz. Örneğin ücret alacağıyla işe iade talebinin tabi olduğu süre kuralları aynı değildir. Süre hesabında talebin hukuki niteliği belirleyicidir.

Son Tutanak ile Dava Dilekçesinin Kapsamı Neden Önemlidir?

Arabuluculukta görüşülen uyuşmazlık ile dava dilekçesinde ileri sürülen taleplerin kapsamı, dava şartının yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesinde önem taşır. Bu nedenle son tutanaktaki uyuşmazlık konusu ile mahkemeye yöneltilen talepler birlikte incelenmelidir.

Son tutanakta belirli bir alacak veya hukuki talep hakkında görüşme yapıldığı belirtilirken dava dilekçesinde farklı talepler ileri sürülmesi, dava şartı bakımından tartışma doğurabilir. Her farklı ifade yeni bir arabuluculuk başvurusu gerektirmez. Değerlendirmede taleplerin hukuki niteliği ve görüşmelerin gerçek kapsamı dikkate alınır.

Dava dilekçesinin hazırlanması sırasında talep sonucu, alacak kalemleri, hukuki sebepler ve deliller arasında tutarlılık kurulması gerekir. Eksikliklerin dava açılmadan önce belirlenmesi, usule ilişkin uyuşmazlıkların önlenmesine yardımcı olabilir.

İlk Arabuluculuk Toplantısına Katılmamanın Sonuçları Nelerdir?

Zorunlu arabuluculukta ilk toplantıya katılmamak ile toplantıya katılıp anlaşamamak aynı hukuki sonucu doğurmaz. Taraflar görüşmelere katıldıkları hâlde uzlaşamayabilir. Bu durumda sırf anlaşma sağlanmadığı için özel bir gider yaptırımı uygulanmaz.

Buna karşılık taraflardan biri geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmadığı için arabuluculuk faaliyeti sona ermişse bu durum son tutanakta belirtilir.

6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, toplantıya mazeretsiz katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.

Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması nedeniyle süreç sona ermişse tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Uyuşmazlığın tabi olduğu özel hükümler de değerlendirmede dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle toplantıya katılım, yalnızca uzlaşma ihtimali bakımından değil, olası yargılama giderleri bakımından da hukuki sonuçlar taşır.

Kısmi Anlaşma Sağlanmışsa Dava Açılabilir mi?

Arabuluculuk görüşmelerinde tarafların bütün konularda uzlaşması zorunlu değildir. Uyuşmazlığın bazı bölümlerinde anlaşma sağlanırken diğer bölümlerinde anlaşmazlık devam edebilir. Bu durum kısmi anlaşma olarak değerlendirilir.

Kısmi anlaşmada üzerinde uzlaşılan ve uzlaşılamayan hususların son tutanakta açıkça belirtilmesi gerekir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda üzerinde anlaşmaya varılan hususlarda taraflarca dava açılamaz.

Buna karşılık anlaşmaya varılmayan ve dava şartı bakımından gerekli süreç tamamlanan talepler, diğer dava şartlarının da bulunması hâlinde mahkemeye taşınabilir.

Burada belirleyici nokta, hangi hakkın veya yükümlülüğün anlaşma kapsamına alındığıdır. Anlaşma belgesindeki ifadelerin belirsiz olması, daha sonra dava konusu yapılabilecek taleplerin belirlenmesini güçleştirebilir.

Arabuluculuk Görüşmelerindeki Beyanlar Davada Delil Olur mu?

Arabuluculuk sürecinin gizliliği, anlaşma sağlanamaması durumunda da önemini korur. 6325 sayılı Kanunun 5. maddesi, arabuluculuk faaliyeti sırasında yapılan belirli açıklama ve tekliflerin sonraki yargılamalarda delil olarak ileri sürülmesine ilişkin sınırlamalar getirir.

Tarafların arabuluculuğa katılma isteğini bildirmesi, uzlaşma amacıyla sundukları teklifler veya yalnızca görüşmeler kapsamında hazırlanan belirli belgeler, kanunda öngörülen delil yasakları çerçevesinde değerlendirilir.

Bununla birlikte arabuluculuk sürecinden bağımsız olarak mevcut olan ve başka şekilde elde edilebilen belgeler, sırf görüşmeler sırasında kullanıldıkları için delil niteliğini kaybetmez.

Dolayısıyla dava hazırlığında, arabuluculuk müzakerelerinin içeriği ile uyuşmazlığın temelini oluşturan hukuka uygun deliller birbirinden ayrılmalıdır.

Dava Açıldıktan Sonra Süreç Nasıl İlerler?

Dava dilekçesinin mahkemeye sunulmasından sonra dosya, uygulanacak yargılama usulüne göre ilerler. Öncelikle dava şartları ve usule ilişkin gereklilikler değerlendirilir. Ardından gerekli koşullar altında dilekçelerin teatisi, ön inceleme, tahkikat ve karar aşamaları gerçekleşir.

Tarafların sunduğu sözleşmeler, yazışmalar, ödeme belgeleri, ihtarnameler ve diğer hukuka uygun deliller uyuşmazlığın niteliğine göre incelenebilir. Tanık dinlenmesi veya bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediği de davanın konusuna ve delil durumuna göre belirlenir.

Arabuluculukta anlaşma sağlanamamış olması, mahkemenin tarafları yeniden uzlaşma imkânları hakkında bilgilendirmesine veya tarafların yargılama sırasında sulh olmasına engel değildir.

Arabuluculuk sonrasında dava açılmasının temel koşulu, ilgili uyuşmazlık bakımından dava şartının usulüne uygun tamamlanması ve diğer hukuki gerekliliklerin karşılanmasıdır. Son tutanağın doğru değerlendirilmesi, dava açma süresinin hesaplanması ve talep kapsamının belirlenmesi, uyuşmazlığın mahkemeye taşınmasında dikkat edilmesi gereken başlıca konulardır.