Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun (TUK) 16 Haziran 2026 tarihli ve 2826 sayılı kararı, diş hekimliği alanında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Belirli tarihler arasında doktora eğitimine başlamış diş hekimlerine, bazı şartları yerine getirmeleri halinde uzmanlık belgesi alabilme imkânı tanıyan düzenleme, DUS yoluyla uzmanlık eğitimi alan diş hekimleri açısından eşitlik ve liyakat tartışmalarını beraberinde getirdi.
Türk Dişhekimleri Birliği (TDB), karara karşı çıkarak iptal davası açacağını duyururken, Genel Sağlık-İş de 14 Eylül 2026’da düzenlemenin iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle Danıştay’da dava açtı. Her iki kurum da doktora ve uzmanlık eğitimlerinin farklı süreçler olduğunu vurgulayarak düzenlemenin hukuki ve mesleki sonuçlarına itiraz etti.
Karar kapsamında, 26 Nisan 2011’den sonra ve 4 Şubat 2026’dan önce doktora eğitimine başlamış, doktorasını tamamlamış veya halen eğitimine devam eden diş hekimlerinin belirlenen koşulları yerine getirerek uzmanlık belgesi alabilmelerinin önü açılıyor. Bu süreçte doktora eğitiminin tamamlanması, ÖSYM tarafından belirlenecek ayrı bir kodla DUS’a girilmesi, ilgili uzmanlık dalının son beş yıllık taban puan ortalamasına eşit veya üzerinde puan alınması, klinik uygulamaların ve işlem sayılarının belgelenmesi, eksik eğitimlerin tamamlanması ve zorunlu rotasyonların yapılması gerekiyor. En az üç yıl aktif öğretim üyeliği yapmış belirli diş hekimleri ise işlem sayısı şartından muaf tutuluyor.
Düzenlemenin ardından başlayan hukuki süreç ve mesleki tartışmaların odağında, doktora eğitiminin uzmanlık belgesi edinmek için yeterli bir temel oluşturup oluşturamayacağı ve farklı eğitim süreçlerinden geçen diş hekimleri arasında eşitliğin nasıl sağlanacağı yer alıyor.
GENEL SAĞLIK-İŞ: “TUK YETKİ SINIRLARINI AŞTI”
Genel Sağlık-İş, karara karşı çıkmalarının temel nedenlerinden birinin TUK’un yasal yetkilerini aşması olduğunu belirtiyor. Sendika, 1219 sayılı Kanun’un TUK’a bu kapsamda bir düzenleme yapma yetkisi tanımadığını savunuyor.
Sendikanın itirazları arasında doktora ve uzmanlık eğitimlerinin eşdeğer kabul edilmesi, kanunda öngörülmeyen yeni bir uzmanlık edinme yolunun oluşturulması, klinik ve rotasyon şartlarının parçalı ölçütlere indirgenmesi ve üç yıl öğretim üyeliğinin işlem sayısı şartından muafiyet için yeterli görülmesi de bulunuyor. Genel Sağlık-İş, düzenlemenin eşitlik, belirlilik, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkeleri bakımından da sorunlar taşıdığını ileri sürüyor.
DUS İLE UZMANLIK EĞİTİMİ ALAN DİŞ HEKİMLERİNİN EŞİTLİK TARTIŞMASI
Genel Sağlık-İş’e göre DUS yoluyla uzmanlık eğitimi alan diş hekimleri, giriş sınavından eğitim programının tamamlanmasına kadar belirli bir müfredat, klinik uygulama ve rotasyon sürecinden geçiyor. Doktora eğitimi alan diş hekimlerine ise belirli ek koşulları yerine getirmeleri karşılığında uzmanlık belgesi verilmesinin, birbirinden farklı eğitim süreçlerini aynı mesleki yeterlilik sonucuna bağlayacağı belirtiliyor.
Sendika, doktora sürecindeki eğitimin sonradan saha uygulamalarıyla desteklenmesinin uzmanlık eğitimiyle aynı sonucu ortaya çıkarmayacağını savunuyor. Ayrıca düzenlemenin mevcut uzmanlık sisteminde eğitim süreçleri ve mesleki statü bakımından eşitsizlik tartışmalarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.
“KARARIN TAMAMININ HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ”
Düzenlemede olumlu olarak değerlendirilebilecek bir yön bulunup bulunmadığına ilişkin sorumuzu yanıtlayan Genel Sağlık-İş, kararın tamamının hukuka aykırı olduğu kanaatinde olduklarını belirtiyor. Sendika, hukuk müşavirlerinin değerlendirmeleri doğrultusunda kararın bütününe karşı dava açtıklarını ve düzenlemenin herhangi bir bölümünü olumlu olarak nitelendirmediklerini ifade ediyor.
TUK kararını destekleyenlerin uzman sayısını artırma gerekçesini öne sürdüğünü belirten sendika, bu amacın doktora ve uzmanlık eğitimleri arasındaki farklılıkları ortadan kaldırmak için yeterli olmadığını savunuyor. Genel Sağlık-İş, iki eğitim sürecinin birbirinden tamamen farklı olduğunu ve düzenlemeyi destekleyecek akademik ve hukuki bir zemin bulunmadığını ileri sürüyor.
DANIŞTAY’DAN YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEBİ
Genel Sağlık-İş, Danıştay’da açtığı iptal davasında TUK’un yetkisini aşmasının yanı sıra doktora ve uzmanlık eğitimlerinin farklı hukuki statülere sahip olmasına, klinik uygulama ve rotasyon süreçlerinin birbirinden ayrılmasına ve DUS’a girmenin doktora eğitimini uzmanlık eğitimine dönüştüremeyeceğine dayanıyor.
Sendika ayrıca TUK’un 2016 yılında aldığı bir kararla mevcut düzenleme arasında çelişki bulunduğunu ileri sürüyor. Yeni uygulamanın, uzmanlık eğitimi alarak uzman olan diş hekimlerinin mesleki statülerini zayıflatabileceğini savunuyor.
Danıştay’dan beklentilerini de aktaran Genel Sağlık-İş, dosyanın özenle incelenmesini, öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini ve yargılama sürecinin sonunda TUK kararının iptal edilmesini talep ediyor.
GENEL SAĞLIK-İŞ İLE TUK KARARI ÜZERİNE
TUK’un aldığı kararın hukuki dayanaklarını, mesleki sonuçlarını ve DUS yoluyla uzmanlık eğitimi alan diş hekimleri açısından doğurabileceği etkileri Genel Sağlık-İş’e sorduk.
Bu kapsamda TUK’un aldığı bu düzenleme tam olarak ne getiriyor? Hangi diş hekimleri, hangi şartlarla uzmanlık belgesi alabilecek?
Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun 16.06.2026 tarih, Toplantı No: 151 ve Karar No: 2826 sayılı kararı ile 26.04.2011 tarihinden sonra ve 04.02.2026 tarihinden önce doktora eğitimine başlamış ve doktorasını başarıyla tamamlamış veya halen doktora eğitimine devam eden diş hekimlerinin, belirli koşulları yerine getirmeleri halinde uzmanlık belgesi hakkı elde edebilmelerine yönelik yeni bir sistem öngörülmüştür.
Belirtilen yeni sistem doğrultusunda söz konusu TUK kararının 1. ve 7. maddeleri arasında, doktora eğitiminin tamamlanması, ÖSYM’nin belirlediği ayrı bir kodla DUS’a girilmesi, ilgili uzmanlık dalının son beş yıllık DUS taban puanları ortalamasına eşit veya üzerinde puan alınması, doktora sırasında gerçekleştirilen belirli uygulamaların ve işlem sayılarının belgelenmesi, eksik işlem ve eğitimlerin belirli kurumlarda tamamlanması ve ilgili tıp uzmanlık dallarında zorunlu rotasyonların yapılması şeklinde şartlar öngörülmektedir.
Ayrıca TUK kararının 8. maddesinde, doktorasını tamamlamış ve diş hekimliği fakültelerinde öğretim üyesi olarak görev yapanlardan en az üç yıl aktif öğretim üyeliği yapanların işlem sayılarını tamamlama şartından muaf tutulmaları öngörülmektedir. Bu koşulların yerine getirilmesi halinde diş hekimlerinin uzmanlık belgesi alabilmesinin önü açılmıştır.
Genel Sağlık-İş olarak bu karara neden karşı çıkıyorsunuz? İtirazınızın temel hukuki ve mesleki gerekçeleri nelerdir?
Genel Sağlık-İş olarak TUK’un söz konusu kararına karşı çıkmamızın ana nedenlerinden birisi, TUK’un yetki sınırlarını aşmasıdır. Çünkü TUK’un bu kararı verebilmesi yasal olarak mümkün değildir. 1219 sayılı Kanun, TUK’a bu kararda olduğu gibi bir yetki tanımamıştır. Bu bakımdan TUK’un, yargıya taşıdığımız kararı verebilme yetkisi yoktur.
Öte yandan, TUK kararına karşı çıkmamızın diğer nedenleri; doktora ve uzmanlık eğitiminin birbirine eşdeğer kabul edilmesi, kanunda öngörülmeyen yeni bir uzmanlık edinme yolu oluşturulması, uzmanlık eğitimindeki klinik ve rotasyon şartlarının parçalı ölçütlere indirgenmiş olması, üç yıl öğretim üyeliği gibi uzmanlık yetkinliğini göstermeyen bir ölçüt üzerinden işlem sayısı şartının kaldırılması ile eşitlik, belirlilik, hukuki güvenlik ve ölçülülük ilkelerinin ihlal edilmiş olmasıdır.
Bu düzenlemeyi savunanların temel gerekçeleri nelerdir? Doktora eğitiminin uzmanlık eğitimiyle eşdeğer kabul edilmesini savunan herhangi bir bilimsel veya hukuki gerekçe bulunuyor mu?
Genel Sağlık-İş olarak hukuka aykırılığını savunduğumuz her idari işlem, idarenin kendisi tarafından ve birtakım kişi ve kurumlar tarafından da savunulmaktadır. TUK’un bu kararını destekleyenler, uzman sayısını artırmak gibi bir amaçla hareket ettiklerini iddia etmektedirler.
Fakat biz, bu amacın tıp etiğiyle bağdaşmadığı gibi makul ve mantıklı olmadığını da düşünüyoruz. Çünkü TUK kararını destekleyebilecek hiçbir akademik ve hukuki zemin yoktur. Doktora eğitimleri ve uzmanlık eğitimleri birbirinden tamamen farklı süreçlerdir.
Düzenlemenin DUS yoluyla uzmanlık eğitimi alan diş hekimleri açısından nasıl bir sonucu olacağını düşünüyorsunuz? Eğitim süreçleri arasında eşitsizlik veya hak kaybı doğacağını düşünüyor musunuz?
DUS yoluyla uzmanlık eğitimi alan diş hekimleri, bu programlara giriş ve aldıkları eğitim bakımından farklı süreç ve uygulamalara tabi tutulmaktadırlar. Fakat TUK kararında olduğu gibi bir uygulamanın benimsenmesi, öncelikle ÖSYM’nin farklı bir kodla açacağı DUS sonucunda uzmanlık eğitimine başlanmasına yol açacaktır.
Bunun yanı sıra doktora eğitimindeki süreçlerin, bu şekilde bir modelle sonradan saha uygulamalarıyla desteklenmesi, uzmanlık eğitimi ile aynı sonucu ortaya çıkarmayacaktır.
Düzenlemenin olumlu görülebilecek yönleri var mı? Varsa bunlar nelerdir?
Genel Sağlık-İş olarak yaptığımız tüm işlemlerde hassas bir adalet anlayışıyla hareket ediyoruz. Zaten birlikte çalıştığımız hukuk müşavirlerimiz de sağlık hukuku alanına yıllarını vermiş profesyonel hukukçulardır.
Hal böyle olunca herhangi bir genel düzenleyici idari işleme karşı dava açarken, tümünün hukuka aykırılığını tespit etmişsek bu genel düzenleyici idari işlemin tamamını yargıya taşıyoruz. Tamamını yargıya taşıdığımız genel düzenleyici idari işlemlerden birisi de TUK kararı oldu.
Çünkü TUK kararının tamamının hukuka aykırı olduğunu, bu karar içerisinde olumlu bir yan olmadığını düşünüyor ve savunuyoruz.
İptal davasında özellikle hangi hukuki gerekçelere dayanıyorsunuz ve Danıştay’dan beklentiniz nedir?
Davamızda temel olarak TUK’un 2016 yılında almış olduğu bir kararla çelişmesine, TUK’un yetkisini aştığına, uzmanlık eğitimi ile doktora eğitiminin farklı statülerde olmasına, dışarıdan yürütülen doktora eğitimi ile uzmanlık eğitiminin klinik ve rotasyon boyutunun birbirinden tamamen farklı olmasına, TUK’un doktora eğitimine uzmanlık belgesi sonucu bağlayacak biçimde yeni bir hukuki statü ihdas etmemesi gerektiğine, DUS’a girilmesinin doktora eğitimini uzmanlık eğitimine dönüştüremeyeceğine ve bu uygulamanın uzmanlık eğitimi ile uzman olan diş hekimlerinin statülerini zayıflatmasına dayandık.
Danıştay’dan beklentimiz, tüm davalarımızda olduğu gibi dosyanın özenle incelenmesi ve öncelikle yürütmenin durdurulması kararı vermesi, devam eden süreçte de iptal kararı vermesi yönündedir.
(Odatv.com- Esmanur Karabakla)


Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz paylaşın.