Antalya'da 'Çantaların Dansı' sergisi açıldı
Antalya'da 'Çantaların Dansı' sergisi açıldı
Antalya’da 2026’nın ilk bebeklerine sürpriz telefon
Antalya’da 2026’nın ilk bebeklerine sürpriz telefon
Tarkan yıllar sonra İstanbul'u salladı
Tarkan yıllar sonra İstanbul'u salladı
Antalya'da 'Gönüllüyüz Biz' projesi tamamlandı
Antalya'da 'Gönüllüyüz Biz' projesi tamamlandı

İsa Altun

Bağımlılık bir sonuçtur
17 Ocak 2026 Cumartesi

Madde Bağımlılığı seminerlerimde belirttiğim bir husus var: ' Bağımlılık bir sonuçtur. Bağımlılık bir beyin hastalığıdır. Sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın ortak sorunudur. büyük bir yarasıdır. Tedavisi güç ve pahalıdır. Hepimize önemli görevler düşmektedir. Bağımlılığı önlemek tedavi etmekten daha kolaydır. Bağımlılıkla mücadele sadece Yeşilay'a bırakılmayacak kadar önemli ve büyük bir sorundur.

Ergenlik dönemi maddeye bulaşmada en riskli dönemdir. Bunun nedeni ise ergenliğin oldukça zor, karmaşık ve çalkantılı bir dönem olması. Burada merak ve “Bir kez denesem bir şey olmaz” düşüncesi hakimdir.

Ergenler aynı zamanda sosyal ortamlarda kabul görme ve kendilerini kanıtlama, kabul ettirme isteğiyle de madde kullanımını deneyebilirler. Bu dönemde kimlik çatışmalarını yoğun olarak yaşayan ergenler dürtüsel davranma eğilimindedir, tehlikeli davranışlara girmekten kaçınmayabilirler.

Sabah Gazetesi Yazarı Psikolog Esra Ezmeci makalesinde de ifade ettiği üzere: 'Madde bağımlılığı 15 yaşa kadar düştü ama asıl tehlike rakamlarda değil, fark edilemeyen sessizlikte. Uyuşturucu bir neden değil, konuşulamayan ihtiyaçların sonucu. Başkalarının çocukları sandığımız gençler aslında sizin çok yakınınız olabilir. Bağımlı gençleri geri kazanmanın tek yolu düzenli aile ve doğru arkadaşlık bağlarıdır

Bir sabah uyanıyorsun. Televizyon açık, sosyal medya kaynıyor. Bir genç daha... Bir çocuk daha... Bir aile daha yıkılmış. Haber başlıkları benzer: "Madde bağımlılığı 15 yaşa kadar düştü, uyuşturucu kullanımında artış, Bonzai yeniden yayılıyor." Ama asıl soru şu: Bu çocuklar nereden geliyor, hangi evden, hangi okuldan, hangi sokaktan? Çünkü bu çocuklar "başka bir ülkenin çocukları" değil. Bu çocuklar bizim çocuklarımız. Yan apartmandaki, aynı servise binen, aynı kantinden tost alan çocuklar. Ve şunu en baştan söyleyeyim: Hiçbir genç 'uyuşturucu bağımlısı olmak' için başlamaz. Toplumda çok kullanılan bir cümle var: Uyuşturucuya düşmüş. Hayır. Kimse bir anda düşmez. Bu bir kayma sürecidir. Önce bir boşluk vardır. Sonra bir merak. Ardından bir deneme. Sonra alışma. En sonunda bağımlılık. Bu süreç çoğu zaman sessiz ilerler. Bağırmaz, çağırmaz. Evde kimse fark etmez. Okulda öğretmen "ergenliktir" der geçer. Ve bir bakarsın ki çocuk gitmiş

ANNE BABALARIN EN BÜYÜK HATASI

Dürüst olalım... Bugünün gençleri zor bir çağda büyüyor. Gelecek belirsiz, ekonomi güvensiz, aileler yorgun, ebeveynler kaygılı, okullar yarış alanı, sosyal medya kıyas cehennemi. Genç bir zihin için bu yük ağır. Uyuşturucu çoğu zaman keyif aracı değil, kaçış aracıdır. Kaçış nereden? Evdeki baskıdan, sürekli eleştirilmekten, başarısızlık korkusundan, görülmemekten, duyulmamaktan, "Yetemiyorum" hissinden.
Bir psikolog olarak en çok duyduğum cümlelerden biri: "Bizim çocuk öyle şeylere bulaşmaz. Uyuşturucu karakter seçmez. Başarılı öğrenciyi de alır, içine kapanığı da. Zengin çocuğu da alır, yoksulu da. Bağımlılık ahlak meselesi değildir. Ruhsal bir yaralanma meselesidir. Kimse çocuğun kapısını çalıp "uyuşturucu ister misin?" demez. Bu işler genelde şöyle başlar: "Bir nefes çek, rahatlatıyor, Herkes deniyor, sigara gibi düşün, kafa dağıtıyor, sadece bugün." En tehlikelisi ve yalan olanı da: "Bağımlılık yapmıyor." Her madde bir boşluğu doldurduğu için tutulur. O boşluk kapanmadıkça madde yerleşir. Ebeveynler genelde "kötü arkadaş" der. Ama kimse şu soruyu sormaz: Çocuk neden o arkadaş grubuna ihtiyaç duydu? Çünkü bazen gençler için...
 O ortamda yargılanmazlar
 Dinlenirler
 Kabul görürler
 "Olduğu gibi" olurlar

AİLELER NE ZAMAN ALARM VERMELİ?

Bazı işaretler vardır: Ani ruh hali değişimleri, içine kapanma, para kaybolmaları, uyku düzeninin bozulması, okuldan kaçma, eskiden zevk aldığı şeyleri bırakma. Bunlar "ergenlik" deyip geçilecek şeyler değildir. Bu gibi durumlar ortaya çıkmaya başladığında uyuşturucu kullanan gence bağırmak işe yaramaz. Tehdit etmek işe yaramaz. Aşağılamaksa zararı artırır. Bu gençlerin ihtiyacı olan şey: Güvenli bir ilişki, yargısız bir dinleme, profesyonel destek. Son yıllarda tehlikeli bir şey daha oldu: Uyuşturucu sıradanlaştı. Dizilerde, şarkı sözlerinde, sosyal medyada madde kullanımı bazen 'cool', bazen 'özgürlük', bazen 'asi ruh' olarak gösteriliyor. Genç zihin ise şunu ayırt edemiyor: Kurgu ile gerçek arasındaki farkı... "Bir şey olmaz" cümlesi sadece ailelerde değil, toplumun dilinde de dolaşıyor. Oysa bağımlılık tam da bu cümlenin içinden büyüyor.

ERKEK ÇOCUK "GÜÇLÜ OL" DİYE BÜYÜTÜLÜYOR!

Kimse ilk kullanımda hayatının altüst olacağını düşünmez. ama her bağımlı, geçmişine baktığında aynı noktayı hatırlar: "Keşke o gün hayır deseydim." Bir başka önemli gerçek daha var. Erkek gençler duygularını bastırarak, genç kızlar ise saklayarak bu sürece giriyor. Erkek çocuk "güçlü ol" diye büyütülüyor. Ağlaması ayıp, korkması zayıflık sayılıyor. Madde, duygunun yerine geçiyor. Kız çocuk ise utanma, ayıp, el alem ne der baskısıyla susuyor. Madde, gizli bir kaçış oluyor. Bu yazıyı karanlık bir yerde bitirmek istemem. Çünkü umut var. Gençler doğru bir ilişkiyle, doğru destekle, doğru zamanda geri dönebiliyor. Bir gencin hayatı bazen tek bir cümleyle değişiyor: "Seni anlıyorum." Bazen tek bir temas, bazen gerçekten dinleyen bir yetişkin bazen de "yalnız değilsin" duygusu bir bağımlılığı durdurabiliyor. Ve belki de bugün bu yazıyı okuyan biri, bir gencin hayatında o kişi olur.

BEDEN BAŞKA BİR DİL KONUŞUR

Madde bazen aidiyet bileti olur. Bağımlı bir genç şunu söyleyemez: Ben çok yalnızım, kendimi değersiz hissediyorum, gelecekten korkuyorum. Ama beden başka bir dil konuşur. Madde, gencin kendini susturma şeklidir. Bazı evlerde: Çok kural vardır, çok az temas, çok nasihat vardır, çok az dinleme, çok kontrol vardır, çok az güven. Bazı evlerde ise: Kimse kimseye dokunmaz, herkes kendi telefonunda, kimse kimsenin ruhunu bilmez. Her iki uç da risklidir. Gençler terapilerde genellikle şunları söylüyor: "Annemle konuşamam, hemen kızar, babam anlamaz, anlatsam da değişmez." Uyuşturucu bazen konuşulamayan duyguların yerine geçer. Okullarda da maalesef bu durumu önlemek için yapılan çalışmalar yetersiz. Çünkü okullarda madde anlatılır ama ruh anlatılmaz. "Şunu kullanırsan ölürsün" denir. Ama "neden kullanmak istersin?" sorulmaz. Korku bilgilendirir ama iyileştirmez. Bağımlılık: Bir günde başlamaz, bir günde de bitmez... Ama erken fark edilirse geri döndürülebilir. Sorun şu ki biz genelde en son noktada fark ediyoruz...

UNUTMAYALIM

Bağımlılık tedavi edilir. Ama yalnız bırakılırsa kronikleşir. Aile, okul, toplum birlikte hareket etmezse bu yara büyür. Bu sadece bir ailenin meselesi değil. Mahallelerin, okulların, medyanın, devletin, hepimizin meselesi... Gençleri sadece 'sorun' olarak görürsek kaybederiz. Gençleri anlaşılması gereken insanlar olarak görürsek kurtarırız. Bir genç maddeye yönelmişse, orada bir cümle yarım kalmıştır. Bir ihtiyaç duyulmamıştır. Bir el uzanmamıştır. bu çocukları geri alabiliriz. Uyuşturucuya karşı en güçlü mücadele, yasaklar değil ilişkidir. Gençleri kaybettiğimiz yer, onları dinlemediğimiz yerdir. Kazandığımız yer ise çok nettir: Gördüğümüz, duyduğumuz ve gerçekten yanında durduğumuz yer. Çünkü bir genci kurtarmak, bir toplumu onarmaktır. Bugün kurulan bağ, yarının karanlığını aydınlatır. Sessiz kalmak değil, temas etmek iyileştirir.'

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Dursun Gündoğdu
Kriz kapıyı çaldı
YAZARLAR
İsa Altun
İsa Altun
Bağımlılık bir sonuçtur
Serpil Nur Abiral
Serpil Nur Abiral
Kemer’de umut, ülkede çelişki
Halit Çelikbudak
Halit Çelikbudak
Hakkındaki iddialar ciddi
Turgut Güngör
Turgut Güngör
Emekliyi güldürün
Sude Karataş Geyikci
Sude Karataş Geyikci
2025'e veda, yeni yıla merhaba
Mesut Gürkan
Mesut Gürkan
Yeni Başhekim hızlı başladı
Prof. Dr. Yakup Alıcıgüzel
Prof. Dr. Yakup Alıcıgüzel
Türkiye’nin problemi yok, problemi bireysellik..  
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA GÜN HABER
ASTROLOJİ
Koç
 
21 Mart - 20 Nisan
Sevgili Koç, Ocak 2026'nın ilk yarısında ev, aile ve gayrimenkul konularında uzun süredir sizi meşgul eden belirsizlikler ...
 
Ana Sayfa Türkiye Antalya BURDUR ISPARTA Siyaset Turizm Resmi REKLAMLAR KAMPÜS Spor GÜN'ün ürünü
KünyeHakkımızda KünyeKünye İleti�YimIletisim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva