Arif Ahmet Denizolgun’un doktoru adliyeye sevk edildi
Arif Ahmet Denizolgun’un doktoru adliyeye sevk edildi
3 faili meçhul cinayet daha aydınlatıldı
3 faili meçhul cinayet daha aydınlatıldı
Turunç Masa, Ağustos'ta 11 bin 596 başvuruyu takip etti
Turunç Masa, Ağustos'ta 11 bin 596 başvuruyu takip etti
Yazdığı kitapla Antalyalı gençleri camide buluşturdu
Yazdığı kitapla Antalyalı gençleri camide buluşturdu

Serpil Nur Abiral

İpin ucu kaçtı!
4 Eylül 2026 Cuma

Sokaktan sahneye, trafikten denize… Kaybettiğimiz yalnızca görgü değil; saygı ve sorumluluk duygusu.

Bazen etrafımıza bakıyorum ve kendi kendime soruyorum:

Biz ne zaman bu kadar ölçüsüz olduk?

Ne zaman birbirimize karşı saygıyı, görgüyü, hoşgörüyü ve en önemlisi sorumluluk duygusunu bu kadar kolay kaybettik?

Sanki toplum olarak ipin ucunu kaçırdık.

Herkes özgürlüğünden söz ediyor ama özgürlüğün yanında bir de sorumluluk olduğunu unutuyor.

Herkes “Ben istediğimi yaparım” diyor ama yaptığı şeyin karşısındaki insanı nasıl etkilediğini düşünmüyor.

Oysa birlikte yaşamanın görünmeyen bazı kuralları vardır.

Bunların hepsi kanunda yazmaz.

Bazıları vicdanda, terbiyede ve saygıda yazılıdır.

ÖZGÜRLÜK BAŞKA, GÖRGÜ BAŞKA…

Yıllar önce yazdığım bir yazı vardı.

Kemer’de çarşıda alışveriş yapan bazı turistlerin bikiniyle, hatta oldukça açık şekilde dolaşmalarını konu etmiştim.

Bugün de aynı tartışmayı zaman zaman görüyoruz.

Şunu açıkça söylemek gerekir:

Kimsenin kıyafeti, bir tacizin ya da saldırının gerekçesi olamaz. Bir insana yönelik suçun sorumluluğu her zaman suçu işleyene aittir.

Ama bunun yanında başka bir gerçek daha var:

Her yerin, her ortamın kendine göre bir giyim ve davranış adabı vardır.

Plajda bikini giymek son derece normaldir.

Ama plajdan çıkıp markete, restorana, mağazaya ya da çarşıya giriyorsanız, bulunduğunuz ortama göre üzerinize bir şey almak da bir saygı meselesidir.

Bu, kimsenin özgürlüğünü kısıtlamak değildir.

Bu, birlikte yaşam kültürüdür.

Turist bizim misafirimizdir.

Elbette başımızın üstünde yeri vardır.

Ama misafir olmak, bulunduğunuz toplumun bütün kurallarını yok saymak anlamına gelmez.

Çünkü özgürlük, her istediğini her yerde yapmak değil; başkasının varlığını da düşünerek yaşamaktır.

SAHNE SANATÇILARINA NE OLUYOR?

Gelelim başka bir meseleye…

Son zamanlarda sanatçıların sahnedeki bazı davranışlarını görüyoruz.

Elinde sigarayla sahneye çıkan…

Seyirciye hakaret eden…

Küfürlü sözler söyleyen…

Arka sıralarda oturan insanlara “fakirler” diyerek sözde şaka yapan…

Hatta kendisini korumakla görevli güvenlik görevlisine bile küçümseyici, tehditkâr sözler söyleyenler…

Bunlar sanatçıya yakışıyor mu?

Bence hiç yakışmıyor.

Çünkü sahneye çıktığınızda karşınızda sadece bir kalabalık yoktur.

Orada sizi dinlemek için bilet alan, sizi alkışlayan, sizin şarkılarınızı söyleyen insanlar vardır.

Bugünkü varlığınızı, şöhretinizi, alkışınızı biraz da o insanlara borçlusunuz.

Sizi siz yapan, sizi alkışlayan seyircidir.

Sizin için bilet alıp gelen, saatlerce bekleyen, sizi izlemek için para ödeyen o insanlar olmasa…

Siz kimsiniz?

Belki de eski sanatçılardan öğrenecek çok şeyimiz var.

Zeki Müren bunun en güzel örneklerinden biriydi.

Sahne programı bittiğinde seyircisini selamlar, sahneden ayrılırken arkasını dönmemek için geri geri yürüyerek çıkardı.

Bu, yalnızca bir sahne hareketi değildi.

Bu, seyirciye duyulan saygının göstergesiydi.

Bugün de bu saygıyı sürdüren sanatçılarımız var.

Tarkan da bunlardan biri.

Sanatçı olmak yalnızca güzel şarkı söylemek değildir.

Sanatçı olmak, kendisini dinlemeye gelen insana değer vermektir.

Şöhret geçicidir.

Alkış bugün vardır, yarın olmayabilir.

Ama insanın bıraktığı saygı kalır.

BİR DE TRAFİK VAR…

Sokağa çıkıyoruz, başka bir tablo…

Trafikte birbirimize tahammülümüz kalmamış.

Motosikletli otomobile kızıyor.

Otomobil motosikletliyi görmüyor.

Yaya deseniz, bazen herkesin arasında unutulmuş gibi.

Herkes yolun sahibi kendisiymiş gibi davranıyor.

Oysa o yolda herkesin bir hakkı, herkesin bir hayatı var.

Kemer’de genç yaşta motosiklet kazalarında hayatını kaybeden o kadar çok insan gördük ki…

Daha birkaç ay önce tanıdığım bir ailenin 19 yaşındaki evladı trafik kazası geçirdi.

Uzun süre hastanede yaşam mücadelesi verdi.

Babası, evladından gelecek iyi bir haberi bekleyerek aylarca hastanenin önünde, bir konteynerde yaşadı.

Ama sonunda o genç evlat hayatını kaybetti.

Şimdi bana söyleyin:

Kim haklıydı, kim haksızdı?

Ne önemi var?

Bir insan gitti.

Bir aile yıkıldı.

Trafikte bazen birkaç saniye kazanmak için yapılan bir hata, bir insanın bütün hayatını elinden alabiliyor.

Bu yüzden trafikte en önemli önceliğimiz;

“Ben haklıyım” demek değil, eve sağ salim dönebilmek olmalı.

VE YİNE DENİZ…

Daha Kıbrıs’ta yaşanan tekne faciasının acısını konuşurken, bugün Marmara Denizi’nden yeni ve yürekleri ağza getiren bir haber geldi.

Silivri açıklarında, gece saat 03.00 sıralarında iki Türk bayraklı ticari gemi çarpıştı.

Kocaeli’den Aliağa’ya seyreden ALSU ile İskenderun Limanı’ndan Karadeniz Ereğli’ye giden TUĞBERK İMAMOĞLU isimli gemiler, Silivri açıklarının yaklaşık 18 mil güneyinde çarpıştı.

İlk belirlemelere göre ALSU’da gözle görülür bir hasar bulunmazken, TUĞBERK İMAMOĞLU isimli gemi ve gemide bulunan 10 mürettebatla irtibat kurulamadı. Denizden ve havadan arama-kurtarma çalışmaları sürüyor. 

Şu anda hepimizin tek dileği var:

O 10 insanımıza sağ salim ulaşılması.

Henüz ne olduğunu bilmiyoruz.

Henüz kazanın nedenini bilmiyoruz.

Kimsenin suçunu, kusurunu peşinen söylemek doğru değil.

Ama bir şeyi biliyoruz:

Deniz hata kaldırmaz.

Bir anlık dikkatsizlik, bir ihmal, bir yanlış karar insanların hayatına mal olabilir.

Daha birkaç gün önce Kıbrıs’ta yaşanan olayda da aynı soruları sormadık mı?

Denizde güvenlik neden bu kadar önemli?

Sorumluluk neden bu kadar önemli?

Ve neden insan hayatının önüne hiçbir şey geçmemeli?

Para kazanma hırsı…

Daha fazla yolcu…

Daha fazla sefer…

Daha fazla kazanç…

Bunların hiçbiri bir insan hayatından değerli değil.

Çünkü gemi yeniden yapılır.

Tekne yeniden alınır.

Para yeniden kazanılır.

Ama giden can geri gelmez.

İPİN UCU GERÇEKTEN KAÇTI

Bütün bunları yan yana koyduğumda aynı şeyi görüyorum:

Sokakta saygı eksiliyor.

Trafikte saygı eksiliyor.

Sahnede saygı eksiliyor.

Denizde sorumluluk duygusu eksiliyor.

Herkes kendi hakkını biliyor ama başkasının hakkını unutuyor.

Herkes özgürlüğünü biliyor ama sorumluluğunu unutuyor.

Herkes “Ben” diyor.

“Biz” diyemiyoruz.

Oysa toplum dediğimiz şey “ben”lerden değil, “biz”lerden oluşur.

Birbirimize saygı göstermeyi yeniden öğrenmezsek, bugün küçük gördüğümüz şeyler yarın çok daha büyük sorunlara dönüşür.

Bir kıyafetle başlayan tartışma…

Bir küfürle normalleşen saygısızlık…

Trafikte “bana ne” diyerek yapılan bir hata…

Denizde birkaç kuruş daha fazla kazanma hırsı…

Hepsi aynı yere çıkıyor:

İpin ucu kaçıyor.

Ve ipin ucu kaçtığında yalnızca görgüyü kaybetmiyoruz.

Saygıyı…

Sorumluluğu…

Vicdanı…

Ve bazen insan hayatını da kaybediyoruz.

Belki artık durup kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi:

Biz nasıl bir toplum olmak istiyoruz?

Çünkü değişmesi gereken sadece başkaları değil.

Hepimizin aynaya bakması gerekiyor.

Birbirimize biraz daha saygı…

Birbirimize biraz daha anlayış…

Biraz daha dikkat…

Biraz daha vicdan…

Çok mu zor?

Bence değil.

Yeter ki ipin ucunu yeniden elimize almayı bilelim.

SÖZÜN BİTTİĞİ YER…

“İpin ucu bir kez kaçarsa; yalnızca görgünün değil, saygının, sorumluluğun ve sonunda insan hayatının sınırları da kaybolur.”

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Dursun Gündoğdu
Danışman çıktı meydane...
YAZARLAR
Serpil Nur Abiral
Serpil Nur Abiral
İpin ucu kaçtı!
Akif Aktuğ
Akif Aktuğ
Antalya obez bir kent mi?
Sude Karataş Geyikci
Sude Karataş Geyikci
Girne açıklarında yarım kalan hayatlar
Turgut Güngör
Turgut Güngör
Zafer günleri
İsa Altun
İsa Altun
Mobil hesabınızı şarjla boşaltabilirler
Halit Çelikbudak
Halit Çelikbudak
İtalya ‘Mancini‘ dedi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA GÜN HABER
ASTROLOJİ
Koç
 
21 Mart - 20 Nisan
Eylül ayı çalışma ortamınız, günlük rutinleriniz ve sağlığınızla ilgili konuları ön plana çıkarıyor. İş hayatınızda ...
 
Ana Sayfa Türkiye Antalya BURDUR ISPARTA Siyaset Turizm Resmi REKLAMLAR KAMPÜS Spor GÜN'ün ürünü
KünyeHakkımızda KünyeKünye İleti�YimIletisim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva