Kadın cinayetleri, istismar ve şiddet haberleri her geçen gün artarken, sadece mesajlar paylaşarak 8 Mart’ı kutlamak gerçekten yeterli mi?
Bir yanda çiçekler, kutlama mesajları, sosyal medya paylaşımları…
Diğer yanda her gün gelen kadın cinayeti haberleri.
İnsan ister istemez soruyor:
Kadınlar öldürülürken 8 Mart’ı gerçekten kutlayabilir miyiz?
8 Mart Dünya Kadınlar Günü…
Bugün birçok yerde çiçekler verilecek, mesajlar paylaşılacak, “Kadınlar gününüz kutlu olsun” denilecek.
Oysa bu günün başlangıcı bir kutlama değil, acı bir hikâyedir.
1857 yılında Amerika’da daha iyi çalışma koşulları isteyen kadın işçilerin fabrikada çıkan yangında hayatlarını kaybetmesiyle tarihe kazınan bir gündür.
Yani aslında 8 Mart;
kadınların emeğinin, acısının ve mücadelesinin hatırlandığı bir gündür.
Peki bugün…
Kadınlarımızı gerçekten koruyabiliyor muyuz?
Daha birkaç gün önce iki kadın…
İkisinin de adı Fatma.
Biri genç bir öğretmen.
Sebepsiz yere bir öğrencinin bıçaklı saldırısıyla hayattan koparıldı.
Üstelik o çocuk utanmadan, arlanmadan “Ben hep bıçak taşırım” diyebiliyordu.
Peki şimdi…
O öğretmenin küçük oğlu ne yapacak?
Annesiz büyümenin acısını kim anlatabilir?
Diğer Fatma…
Hayatın en ağır yüklerinden birini taşıyan bir kadın.
Küçük yaşta istismara uğramış, sonra da istismarcısıyla evlendirilmiş.
Bir kızı olmuş.
Ama o karanlık bitmemiş…
Bu kez o adam kendi kızını da istismar etmiş.
Kadın günlerce feryat etti:
“Kızıma bir şey olacak… Başımıza bir şey gelirse bilin ki ben intihar etmem.”
Ve sonra…
Anne ile kızı ölü bulundu.
Şimdi sormak gerekiyor:
Kadını koruyabiliyor muyuz?
Şiddet gören, tacize uğrayan, korku içinde yaşayan kadınlarımızı gerçekten koruyabiliyor muyuz?
Bir ülkede kadınlar korkarak yaşıyorsa, o ülkede hiçbir kutlama samimi değildir.
Eğer koruyamıyorsak,
sadece mesajlar paylaşarak neyi kutluyoruz?
Evet…
Tarlada çalışan, çocuğunu sırtına bağlayıp ekmeğinin peşinde koşan emekçi kadınlarımız var.
Hayata karşı dimdik duran, yılmadan mücadele eden kadınlarımız var.
Ama mağdur olan kadını koruyabildiğimiz gün…
İşte o gün Kadınlar Günü gerçek anlamını bulacak.
Kadınlar Günü'nün kutlanması, toplumdaki kadınların karşılaştığı zorluklara dikkat çekmenin yanı sıra, cinsiyet eşitliğinin önemini vurgulamak için bir fırsattır. Kadınlar, her alanda ve her zaman ilham kaynağı olurlar. Onlar, sevgi ve şefkatin yanı sıra güç, liderlik ve cesaretin de simgesidir. Kadınlar Günü’nde yalnızca kutlama yapmamalı, aynı zamanda bu eşitlik mücadelesinin ne kadar önemli olduğunu hatırlamalıyız. Çünkü toplumun kalkınması ve ilerlemesi için kadınların güçlü, sağlıklı ve eşit şartlarda yaşaması gerekmektedir.
Bu toprakların bir de büyük gerçeği var.
Mustafa Kemal Atatürk, kadına birçok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkını veren bir liderdi.
Bu yüzden her şeye rağmen şunu gururla söylüyorum:
Ne mutlu bana ki böyle bir Atanın yurdunda yaşayan bir kadınım.
Ama yine de soruyorum…
Savaşlarda kadınlar ve çocuklar ölürken, sokaklarda kadınlar katledilirken, biz gerçekten “Kadınlar Gününü kutluyor” muyuz?
Yine de umudumuz var.
Çünkü öyle kadınlar var ki…
Tüm engellere rağmen ayakta duran, pes etmeyen, hayatı omuzlarında taşıyan kadınlar.
“Her zorluğu göğüsleyerek, her başarıyı zarifçe kucaklayarak yaşamına yön veren Kadınlar Günün kutlu olsun,
Hayata rağmen dimdik duran, “Her zorluğu göğüsleyerek, her başarıyı zarifçe kucaklayarak yaşamına yön veren tüm kadınların günü kutlu olsun.
Kadınların öldürülmediği bir ülkede, 8 Mart gerçekten bayram olacak.
Önceki sayfa
Sayfa başına git
|
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |


