7. Antalya Akra Caz Festivali Dany Brillant ile başladı
7. Antalya Akra Caz Festivali Dany Brillant ile başladı
Muratpaşa’nın tüm plajları mavi bayraklı
Muratpaşa’nın tüm plajları mavi bayraklı
Kanser tedavisi gördü, beyaz saçı ve sakalı siyah uzadı
Kanser tedavisi gördü, beyaz saçı ve sakalı siyah uzadı
Bahar dizisi usta oyuncuyu kadrosuna kattı
Bahar dizisi usta oyuncuyu kadrosuna kattı

Prof. Dr. Yakup Alıcıgüzel

Türkiye’nin problemi yok, problemi bireysellik..  
26 Nisan 2023 Çarşamba

GÖZLEMLERİM

Doğaya bakıyorum, her şey ahenk içinde, hiçbir kavga yok, sıkıntı yok.. Harmoni içinde her şey ne kadar güzel uyum içinde gelişiyor.

Bir şey daha dikkatimi çekiyor. Her canlının çoğalması için bir eşe ihtiyacı var. Yani birlikte olmaya ihtiyacı var.

Tek başına doğada yaşayabilen bir tek canlı yok. Mantarlar, virüsler gibi cansız olan varlıkların da bir asalak canlıya bağlanmaları gerek.

Bugüne kadar dünyada gelişen teknolojiye bakıyorum. Hep doğadan örnek alınarak, doğayı kopyalayarak insanlığın kullanımına sunulmuştur. Yani icat dediğimiz, buluş dediğimiz yenilik aslında doğanın kopyalanmasıdır.  Başka bir şey değildir.

Dünya ülkelerine baktığım zaman, halk hep toplumu düşünen, bütünleşmeden yana düşünce ile hareket etmektedirler.  Birey yoktur. Kurum vardır. Kurum devlettir. Vatandaştır. Bizdir. Doğayı örnek almaktadırlar.

Birey bir demektir. Ben demektir. Ben ne dersem o olacak demektir. Ben her şeyi bilirim demektir. Benim çıkarlarım ön planda demektir. Diğerlerini hiçe sayma demektir. Narsizm demektir. Önemli olan benim mutluluğum demektir. Kuralsızlıktır, kanunsuzluktur.

Kurum çok demektir. Birlikte yaşam demektir. Kural demektir. Kanun demektir. Kültür demektir. Ortak çıkar demektir. Herkesin mutluluğu demektir.  Birlikte konulan ortak kurallara uyum demektir.  Biyolojik çoğalma bile tek başına olmaz.

Türkiye de hep bireysel sistem işlemektedir. Kurumsal olan Devlet ve Devlet daireleri dahi hep bireysel işlemektedir. Örneğin bir rektör, bir başhekim, bir vali veya kaymakam, bir bakan veya başbakan ve cumhurbaşkanı hep bireysel hareket etmektedir. Yani sonuçta keyfi idare söz konusu olmaktadır. Bir vali eğer kurumsal düşünceye sahipse kalıcı hizmetler sunmaya çalışır. Ama o vali değişince halefi olan devam etmiyor, selefin yaptıklarını yıkıp kendi isteği doğrultusunda yeni icraatlarda bulunuyorsa bu hareket bireyseldir, kurumsal değildir.  O nedenle kalıcı olmamaktadır. Olamaz da zaten.

En küçük çekirdek aileyi temel alırsak. Anne, baba ve çocuklar. Bir aile içinde organizasyon olursa kurumsallaşır. Yoksa bireysel kalır. Her aile ferdi kendi başına hareket ederse aile içinde kurumsallaşma olamaz. Bireysel kalır. O aile dağılır.

Mesela belediyeler yolun bir şeridini kapatıp otopark yaparak rant elde ediyorlar. Bu bireyseldir. Hâlbuki yolun bir şeridini kapatmak trafiğin akışını zora sokmaktır. Fazla yakıt tüketimidir. Milli servetin heba edilmesidir. Zaman kaybedilmesidir. Çevre kirliliğidir. Sonuçta toplumun zarar etmesidir. Ama birey kazanmaktadır.

Mesala bir resmi daireye gidiyorsunuz. Girişte DANIŞMA var ve soruyorsunuz. Size bilgi veriliyor. Şu kata çıkın oraya dilekçe verin deniliyor. Çıkıyorsunuz, dilekçenizi yazıyorsunuz. Tekrar 3 kat aşağı gidip evrak kayıt yaptırıp ikinci kez 3 kat geri çıkıyorsunuz. Bir defa çıkıp yapmanız gereken işe 3 defa zaman, yol, enerji harcıyorsunuz. Neden mi? Keyfi bireysel düşünceden. Kurumsal düşünce olsaydı o resmi dairede girişteki DANIŞMAya konulan dilekçeler doldurulup evrak kayıt numarası alınıp ilgili kata çıkılabilir. O zaman tek bir iş yapılmış olur. Bu kurumsaldır.

Mesela bir çok belediyede, şehrin dört bir yanına tabelalar konuluyor. Çiçeklere basma. Çevremizi temiz tutalım gibi… Altında da şehrin adı ve BELEDİYE BAŞKANININ ADI Yazılı. Niye? Bu tabelaların parası başkan beyin cebinden mi ödeniyor? Hayır. O zaman neden kişinin ismi yazılıyor? İlgili belediye yazardı kurumsal olsaydı. Demek ki belediyeler bireysel.

Mesela bir hükümet düşünün, hükümeti kurmak için devletin yasalarına göre, sözüm ona seçimle iş başına gelmiş olsun. İlk icraatı kişisel menfaatlerine uymayan kanunları değiştirerek çıkarlarına uyan yasalar yapmaksa bu bireysel değil midir? Yine ilk icraat devletin kurumlarındaki bürokratları değiştirmektir. Neymiş ekip olmalıymış. Kendi ekibi ile çalışmak hakkıymış. Olur mu hiç? Biz hep beraber bu ülkenin sahibiyiz. Yönetimde kim olursa olsun işi bilen görevine devam eder. İşte KURUMSALLIK budur. Diğeri BİREYSELLİKTİR. Kurumsal olan milletin ve devletin huzur, güven, refahı mutluluğu. Birlik ve beraberliği için gerekli ortamı sağlamaktır. Bu kurumsaldır. Bir hükümet başkanı çıkıp ben bu yasayı tanımıyorum diyorsa, kendini inkâr etmiş demektir. Çünkü kendisi de bulunduğu göreve o yasalarla getirilmiştir.

Mesela bir ülkede bilmem kaç tane siyasi parti düşünün. Ve bunlar vatandaşın vergileri ve milli gelirlerin kasası olan maliyeden her seçimde,  seçim harcamaları için pay alıyorlar. NEDEN? Hazineden pay almak için yasa çıkartan meclisteki siyasi partilerdir. Kendilerine milletin kasasından para aktarıyorlar. İşin ilginç tarafı hazineden kendilerine ödettikleri paralarla üstelik bize kendi reklamlarını yapıyorlar, bizi ikna etmek için, inandırmak için, “ kandırmak için”. BU nasıl bir dolaptır? Benim paramla beni kandırmak? Bu olay şimdi devletin yapacağı bir iş midir? Bu olay şimdi KURUMSAL mıdır? BİREYSEL midir? Düşünün bir dahaki seçime kadar zamanınız var.

Mesela bir rektör düşünün. Evrensel düşünce ile üniversitenin gelişmesi, bilimsel çalışmaları ve buluşları ile patentlerin sayısını artırmak, topluma hizmet vermek ve yeni bilim insanları yetiştirmektir. Bu kurumsal bir üniversite örneğidir. Ama gel gör ki bizim üniversitelerimiz TAMAMEN BİREYSEL dir. Neden m? Çünkü bir rektörün yaptığını sonra gelen rektör bozar da ondan. Kim zarar görüyor. Millet, Vatan, Devlet, Bilim.

Bizim ülkemizde bu örnekleri o kadar çoğaltabiliriz ki .. Ama sözü bağlamak istiyorum.

Peki burada sorumlu kim?

Sorumlu, kendisini devletin sahibi olarak görmeyen ve hükümetin kendisinin emrinde olması gerekirken , o’nu “Devlet baba “ olarak gören ve kabullenen VATANDAŞtır.

Yani bu gün Türkiye’de bir sorun varsa sorun vatandaştadır. Hükümette değildir.

Çünkü vatandaş kendisine hizmet edecek vekillerini değil , kendisine emir verecek, kendisinin ezilmesini , mutsuz olmasını sağlayacak vekillere destek veriyor. Hâlbuki vatandaş ASİLDİR, vekil onun emrindedir. Düşünün bir kere hepimiz birilerine bir işi yapmak için vekâlet veririz. Eğer vekil olan kişi sizin iyi niyetinizi suiistimal ederse, ne yaparsınız? Hemen gidip yakasına yapışırsınız. Hakkınızı ararsınız. Ama Meclise gönderdiğiniz vekillere ise el pençe durursunuz. NEDEN?

Türkiye’nin sorunu vatandaşın, vatandaşlık görevini yapmamasından kaynaklanmaktadır. Vatandaş bu ülkenin sahibidir. Tapusu da kimlik cüzdanıdır. Vatandaşın üstünde hiçbir güç yoktur. Tüm kurumlar millet meclisi, valilik, kaymakamlık, rektörlük, belediye başkanlıkları vatandaşın emrindedirler. Görevlerini yerine getirebilmeleri için kendileri seçilmişlerdir. Ve kendilerine ücret ödenmektedir.  Sorumluluklarını bilmelidirler, lütfen.. İşte o zaman kurumsal oluruz. Toplum oluruz. Millet oluruz. Vatan oluruz. Her yönetim kadrosu değiştiğinde tüm çalışanlar değişmez. Biz, bizim için varız. Yaşasın birlik beraberlik yurttaşlık.

O halde Türkiye’nin problemi VATANDAŞIN DEVLETİNE SAHİP çıkmamasıdır. Sahiplenilmeyen yeri birileri gelir sahiplenir. Hiç bahane aramayalım, önce sorumluluklarımızı yerine getirelim.

Seçimlerde oy kullanmak sorumluluğu, vatandaşlık görevini yerine getirmek demek değildir. Vekâlet verdiğimiz kişileri sıkı takip edip, yanlışlıklarından vazgeçirmektir. Sessiz kalmak demek değildir. Bir dahaki oylamaya kadar beklemek demek değildir.

Türkiye’de problem yoktur. Vatandaşın seçtiğini zannettiği siyasiler problem yaratmaktadır. Sonra çözüyormuş gibi davranmaktadırlar. Vatandaş ise onlara kanmaktadır. Mesela, taşınmazların emlak vergileri ve tapu harçlarında alınan vergiler. Neden hep belediye rayiç değerleri piyasa değerlerinin  altında gösterilir. Daha az vergi ödenmesi için. Piyasa değerinde gösterin vergi oranını, düşürün, daha çok vergi toplanır. Hem de kurumsallaşır. Yok ama şirin görünmek için resmi rayiç değer bilinçli olarak piyasa değerinin altında gösterilerek vatandaştan az vergi almak için deniliyor.  Ne komedi. Sonra da vatandaş vergi kaçırıyor, piyasa değerinden düşük gösteriyor diye feryat ediliyor. Yok efendim problem yok, yaratılıyor. Sonra da sisteme kabahat bulunuyor. Sistemi oluşturan kim? Sensin. Sistem bozuksa düzelt. O nedenle görev başındasın.

Türkiye’nin probleminin çözümü kolay. Vatandaş demokrasinin anlamını anladığı an vekâlet verdiği kişileri kontrol ettiği zaman problem kalmaz. Balık baştan kokmaz, kuyruk başı yönlendirir. Uçakta ve gemide de olduğu gibi.

Bireyselliği terk edip, kurumsallaşmak problemin çözülmesidir.

KURUMSAL DÜŞÜNCE, YAŞAM TARZI KURTULUŞTUR.

Sevgilerimle…

 

 

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Durmuş SAK 11 Ekim 2023 Çarşamba  14:34

Yaşadığımız bu süreçte ayrıştırıcı politikalar son hızla çoğalırken, birlikte olmaktan söz etmek iyimserlik olur. Önce insanı merkeze alan politikalar üretecek beyinlerin iş başına gelmesi ve ülke çıkarlarını şahsi çıkarlarının önünde tutacacak dürüst politikaların üretilmesi sağlanmalıdır.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Dursun Gündoğdu
Ak Parti Antalya'da ders almamış
YAZARLAR
Mesut Gürkan
Mesut Gürkan
Denizin güzelliği ve yaşadığım simit şoku…
Turgut Güngör
Turgut Güngör
Karanlık ilişkiler
Halit Çelikbudak
Halit Çelikbudak
19 Mayıs ve Milli Mücadele
Serpil Nur Abiral
Serpil Nur Abiral
Tünektepe teleferik faciası
İsa Altun
İsa Altun
Belediye başkanı olmak...
Sude Karataş Geyikci
Sude Karataş Geyikci
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun
H.O.P
H.O.P
Ülkemize biçilen rol
Prof. Dr. Yakup Alıcıgüzel
Prof. Dr. Yakup Alıcıgüzel
Türkiye’nin problemi yok, problemi bireysellik..  
Nesrin Mater
Nesrin Mater
Karadağ ve tembellik üzerine 10 tavsiye
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA GÜN HABER
ASTROLOJİ
Koç
 
21 Mart - 20 Nisan
Nisan ayında finansal konularda büyük şanslar yakalayabilirsiniz. Kazançlarınızı arttırabilmek adına pek çok fırsatın ...
 
Ana Sayfa Türkiye Antalya BURDUR ISPARTA Siyaset Turizm Resmi REKLAMLAR KAMPÜS Spor GÜN'ün ürünü
KünyeHakkımızda KünyeKünye İleti�YimIletisim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva