Mevlüt Çavuşoğlu ile başkanlığını Gültekin Gencer’in yaptığı DÖSİAD’ın yemeğindeydik. Çavuşoğlu, 10 yıldır milletvekili. Antalyalı vekiller içerisinde Başbakan’a en yakın olan kişi… Partide hatırı sayılır, sözü dinlenir bir siyasetçi…
Seçildiğinden bu yana iç politikadan ziyade, dış politikaya ilgi duymuş biri… Bunun semeresini de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclis Başkanlığı koltuğuna oturarak aldı.
2 yıl sürdürdü bu görevi ve geçtiğimiz ocak ayı sonunda bıraktı.
O gece yemeğin asıl konusu, kente katkısı olan Antalyalı federasyon başkanlarına plaket vermekti. Ancak, resmi konuşmalar ve plaket faslı bittikten sonra sohbete başlanınca konu farklı yönlere kaydı.
Gazeteci Ahmet Dökdök açtı konuyu ve Çavuşoğlu’na direkt sordu; “Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday mısınız?”…
Çavuşoğlu, bu soruya gülünce Dökdök, “Güldüğünüze göre adaysınız” diye ısrarını sürdürdü. Çavuşoğlu’nun cevabı ilginçti: “Tilkiye, ‘Tavuk sever misin?’ diye sormuşlar. Gülmekten cevap verememiş”…
Bu yanıt gazetecilerle Çavuşoğlu arasında polemiğe ve esprilere neden oldu. Gazeteciler ‘Demek ki adaysınız’ diye ısrar etti, Çavuşoğlu, bu örneğin o anlama gelmeyeceğini söyledi.
Sonra, belediye başkanlığı için adaylık düşüncesi olmadığını, böyle bir istekte de bulunmayacağının altını çizdi.
Gazeteciler tam ikna olmuşken bu kez Çavuşoğlu’nun şu cümlesine takıldılar; “Kılıçdaroğlu, ‘CHP genel başkanlığına aday olmayacağım’ demişti, 3-4 gün sonra aday oldu”…
Çavuşoğlu bunu belki de Kılıçdaroğlu’nu eleştirel anlamda söyledi ama bundan biz gazeteciler şu anlamı çıkardık, “Siyasette her an her şey olabilir. Aday değilim dersiniz, kendinizi birden o koltukta bulursunuz.”
GERÇEK NE?
Yemeğin ardından dışarı çıktık. Asansöre doğru ilerlerken ayaküstü ben yine belediye başkanlığını sordum. Çünkü, Başbakan Erdoğan’ın, Avrupa’da önemli bir koltuğa oturan, kendisi ile diyalogları iyi olan birini, öyle düz bir milletvekili olarak bırakmayacağına inanıyordum.
Ya, bir bakanlık verecekti Çavuşoğlu’na, ya bir belediye başkanlığı… Herkesin beklentisi ve benim de içimden geçen buydu…
Ayaküstü şunu sordum; “Koltuğu bıraktıktan sonra Başbakan size ileriye dönük ne dedi? Bir mesaj verdi mi?…
Başbakanın dediği şuymuş; “Antalya’ya git, orada siyaset yap… Bölgeyi gez, dolaş”…
Başbakanın bu cümlesinden de benim çıkardığım, yani kıssadan hisse; Çavuşoğlu’nun yerel siyaset yapacağı… Ancak, kendisinin gönlünden geçen ise kesinle lokal değil, global siyaset… Yani, yerinin uluslararası siyaset arenası olduğunu düşünüyor… Bir dış görev… Lobicilik…
Ve, sonuç:
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığı yapmış biri olarak okyanusta yüzen Çavuşoğlu’nu, Antalya’nın siyaset havuzu tatmin etmeyecek gibi görünüyor.
Ve, bir başka önemli konu…
Suriye ile olan ilişkilerimiz… Toplantıya katılan işadamları ve gazeteciler haklı olarak şunu merak ediyorlar. Suriye işini biz neden üzerimize aldık. Olası bir askeri operasyona Türkiye’nin katkı koyması Suriye’yi destekleyen ülkelerle (örneğin Rusya) olan ticari ilişkilerimize zarar vermez mi?.. Çünkü, Rusya Suriye’den taraf… Türkleri ise maceracı olarak görüyor.
Çavuşoğlu, her ne kadar “Ruslar bizim gibi Suriye ile sınır komşusu değil. Onların bizi macerası görmesi doğal” dese de bu ülkede yatırımları olan iş dünyası tedirgin… Bu tedirginliği gazetecilerin de yaşadığı ortada…