Antalya Expo Alanı deyince nedense benim aklıma 2016’da yapılan ‘Çiçek ve Çocuk’ temalı fuar geliyor.
Şimdi aynı alanda ve hemen karşısında yapılan bölgede 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31), yapılacak.
Çiçek-çocuk ve şimdi de iklim…
Temennim, 2026’da yapılacak konferansın 2016’daki gibi bir fiyasko ile sonuçlanmaması…
Katılımın yüksek, alınan kararların uygulanabilir ve sonuç getirici olması, Türkiye’nin ‘İklim’ konusunda adını dünyaya duyurması önemli…
Türkiye’nin ev sahipliğini ve başkanlığı üstlendiği zirvenin hazırlıkları, Antalya EXPO Alanı'nda sürüyor.
Yeni yapılan alanlarda da hummalı bir çalışma var.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum işi sıkı tutuyor.
Peşinen söyleyeyim, benim meselem, Antalya’daki zirvenin ana gündemi değil.
Tartışılacak konuları eleştirmek hiç değil…
Yok gıda güvenliğiymiş, yok su verimliliğiymiş, tarımmış, halk sağlığıymış, enerji güvenliğiymiş, sıfır atıkmış, iklim dirençli kentlermiş, bunlar uzmanların konusu…
Tabi ki bunlar da çok çok önemli…
Dünyanın geleceğini ilgilendiren meseleler…
Benim meselem, EXPO 2016’daki gibi bazı antin kuntin işlerin COP31’de de dönüp dönmediği…
2016’daki fuar öncesi ve sonrası yazılmadık iddialar kalmadı.
Yolsuzluklardan bahsedildi, paraların çarçur edildiği ileri sürüldü, yöneticiler gitti, geldi, görevden alınanlar oldu, bakanlar bile değişti.
Amaa, ben bir kişi hakkında dahi soruşturma açıldığını hatırlamıyorum.
Bakanın bizzat kendi ağzıyla açıkladığı o gün harcanan para bugünkü kur ile 27.953.800.000 TL’dir…
Yani; 27 milyar 953 milyon 800 bin TL’dir…
Buna, daha sonra bu fuar alanına harcanan 10 yıllık bakım, personel giderleri dahil değildir.
2016’daki bu fuar bu paraya değdi mi?..
Kuruşuna bile değmedi…
Peki, ne oldu?..
Fiyaskonun siyasi ve bürokratik sorumluları hesap verdi mi?..
Hayır…
Çarçur edildiği iddia edilen paralarla ilgili kimseye hesap soruldu mu?..
Sorulmadı…
Bunları niçin yazıyorum.
Bari 2026’da yapılacak COP31 için testi kırılmadan önlem alalım diyorum…
Cumhurbaşkanı Erdoğan bu işe çok önem veriyor…
Sorumlu olarak atadığı Bakan Murat Kurum, hazırlıkları adım adım takip ediyor…
Antalya Valisi Hulusi Şahin, elinden geleni yapıyor.
Hatta ailecek taşın altına eline koymuşlar…
Eşi Ebru Şahin de, COP31’in çevresel ve sosyal projelerinde aktif olarak yer alıyor.
Daha ne yapsınlar…
Sonuçta, onlar iyi niyetle çalışırken, birileri eğer devleti dolandırıyorsa bu beni de, bu satırları okuyan herkesi de yakından ilgilendiriyor.
İşin içinde cukka varsa haksız kazanç da vardır.
Görevi ihmal de vardır.
Ben bu COP31’de yapıldığı iddia edilen ve şimdi anlatacağım bir alım satım meselesi için kimseyi peşinen suçlamak istemiyorum.
Fakat soruyorum, benim kulağıma gelen bazı pis kokular ilgililerin de kulağına gelmiş midir?..
.png)
Misal; COP 31 için alınan klimalardan söz ediliyor.
İddiaya göre, COP31 için salon tipi 48 BTU Carier marka 15 klima alınıyor.
Alınmasın demiyorum tabi ki alınacak…
Bir klimaların bedeli 100 bin TL civarında…
İnternete girdim baktım.
En uygunu hepsi burada alışveriş sitesinde satılıyor.
Tanesi 102.460 TL..

Ana bayine gidip 15 tane alıyorum dersen 100.000 TL’ye düşerler herhalde…
İşte bana gelen iddiaya göre,
Tanesi 100 bin TL’den 15 adet satın alınıyor…
Tamamı 1 milyon 500 bin TL ediyor.
Yine iddiaya göre, aracı firma klimalar için 3 milyon TL fatura çıkarıyor.
Bu bana kadar geldiğine göre, ilgili ve yetkililerin kulağına haydi haydi gitmiştir.
Şimdi soruyorum;
Bu iddia doğru mu?..
COP31 için Carrier marka klimalar alınmış mıdır?..
Bu alım için bir aracı firma kullanılmış mıdır?..
Böyle bir alım satım varsa aracı firma kimdir?..
Bu klima alımı ihale ile mi, yoksa teklif usulü mü yapılmıştır?..
15 klima için klimaları satan şirkete ne kadar para ödenmiştir, ne kadarlık fatura almıştır.
15 klima, 1.5 milyona alınıp devlete iki katı olan 3 milyon TL’den fatura edilmiş midir?..
Bakın fahiş fiyat uygulanmıştır demiyorum.
Bana ulaşan bir iddiayı ortaya koyuyorum ve gazeteci refleksi ile sadece soruyorum.
Eğer böyle bir durum söz konusu ise bu akçeli alım-satım işlerinin başında devlet adına kim vardır?
Kendileri Ankara’da mı, Antalya’da mı görevlidir?..
Benim derdim, yazının başında söylediğim gibi garip gurebanın hakkını birileri yemesin, devletimiz soyulmasın, böyle bir durum söz konusu ise hesap sorulsun…
Böyle bir olay varsa vardır, yoksa yoktur.
Bunu bilmek hakkımızdır.
Hepsi bu?..



Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz paylaşın.