Ekim geldiğinde Almanya'da Frankfurt’un havası biraz değişir. Main Nehri’nin kıyısından fuar alanına doğru uzanan yollarda dünyanın dört bir yanından gelen insanlar, kitaplar, afişler, farklı dillerde konuşmalar… Birkaç günlüğüne Frankfurt, kitapların buluştuğu bir şehir olur...

* * *

Bu yıl 78. kez düzenlenecek Frankfurt Kitap Fuarı, 7 Ekim Çarşamba kapılarını açacak. 11 Ekim’de sona erecek... Çekya’nın onur konuğu olduğu fuarda yine binlerce kitap, yüzlerce yazar ve dünyanın farklı köşelerinden gelen hikâyeler Frankfurt’ta buluşacak.

* * *

Fuarda bu yıl da yer alacak Türkiye, 1985 yılından beri düzenli olarak katılıyor. Türkiye fuara, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Ticaret Odası öncülüğünde hazırlanan ulusal stantlarla katılım göstermekte. 2008 yılında da fuarın konuk ülkesi olmuştu.

* * *

Frankfurt Kitap Fuarı yalnızca kitapların sergilendiği bir fuar değil...Bir bakıma dünyanın hafızasının, hayallerinin ve düşüncelerinin buluşma noktası... Ama bütün bunların yanısıra insanın aklına ister istemez başka bir soru da geliyor...

* * *

Kitaplar çoğalırken biz gerçekten daha çok okuyor muyuz? Okuma alışkanlığının zayıfladığına ilişkin haberler de çoğalıyor. Örneğin Almanya’da kitap sektörünün son verileri, özellikle gençlerde okuma yeterliliğinin gerilediğine işaret ediyor...

* * *

Okuma alışkanlığındaki düşüş, yaş grupları, cinsiyet ve eğitim seviyeleri fark etmeksizin yaşanıyor. Akıllı telefonlar ve yapay zekâ dikkat sürelerimizi kısaltıp konsantrasyonumuzu yok ettiği için, halihazırda "okuryazarlık sonrası bir toplumda" yaşadığımız iddia ediliyor.

* * *

Detaylı olarak bir başka yazıda anlatırım... Örneğin Almanya‘da 2020-2024 arasında 300 kitapçı kapanmış... Bu sadece kitapların internette sipariş edilmesinden kaynaklanmıyor. Anlam arayışını edebiyattan sosyal medyaya, yapay zeka araçlarına kayıyormuş...

* * *

Yine Almanya’da 12 aylık bir dönemde en az bir kitap satın alan insan sayısı da azalmış... 2013'te bu rakam 36 milyon iken, 2017'de 29,6 milyona ve 2025'e gelindiğinde bu sayı 25,9 milyona kadar düşmüş... Bu düşüşün diğer ülkeler için de geçerli olduğu da bir gerçek...

* * *

Ağustos ayında Amerikan The Atlantic dergisi "Okuma Çağı Sona Erdi" başlığını atmıştı . İngiliz gazeteci James Marriott'ın Almanca çevirisi yeni yayınlanan kitabı "Okumanın Sonu"nda ‚‘dijital eğlence teknolojileri zamanımızı ele geçirmiş durumda‘ diyor...

* * *

2026 Nobel Edebiyat Ödülü de Perşembe 8 Ekim 2025’te saat 13:00’de açıklanacak. 1901 ile 2025 arasında 122 farklı yazara 118 kez verilmiş. Ödül, tarihi boyunca sadece 4 kez iki kişi arasında paylaştırılmış. Kazananlar arasında 18 kadın yazar yer almakta...

* * *

Tahminler kolay değil... Şair Metin Celal ‘Son yıllarda ödülün büyük oranda Avrupa kökenli yazarlara vermesi akademinin Batı dışı coğrafyalara yöneleceğini düşündürüyor. Afrika, Asya, Orta Doğu, Latin Amerika’dan bir yazar seçilme ihtimali yüksek‘ diyor...

* * *

‘Benim gönlümden geçen aday ise, İspanyol Enrique Vila-Matas. Matas kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırları yıkan deneysel vizyona sahip bir yazar. Başyapıtlarında yazma eylemini, edebi takıntıları ve yaratıcı tıkanıklığını entelektüel bir ironiyle ele alıyor‘ diye ekliyor...

* * *

Metin Celal şöyle diyor; En son 1975 kayıtları açıklandı. (40 yıl gizlilik süresi var) 1975 yılı 114 isimlik aday listesinde, Fazıl Hüsnü Dağlarca ile Yaşar Kemal de aday gösterilmiş. Dağlarca o yıl doğrudan İsveç Akademisi Nobel Komitesi tarafından listeye dahil edilmiş.

* * *

Yaşar Kemal ise hem Strasbourg Üniversitesi Bilimsel Konsey’i hem de İngiliz edebiyat eleştirmeni ve Cambridge Üniversitesi’nde akademisyen Raymond Williams olmak üzere iki kaynak tarafından aday gösterilmiş‘...