Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. İsrafil Kurtcephe, 2008’de kendisini eleştiren yazarlara, çizerlere sitem etmiş, büyük işler başardığını ve hatta bu yıl Nobel ödülünü bilem beklediğini söylemiş.
Yerden göğe haklı…
Nobel dediğin nedir ki?..
Elinin kiri…
Nobel, mobel, Altın Portakal, Oskar ve bilimum ödüllerin alayı kurban olsun size hocam…
Hadi, bizim Akaydın Hoca’nın size, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül sizi seçti onu seçmedi diye rektörlük seçimlerinden dolayı garezi var, Altın Portakal’ı vermez diyelim.
Oskarcıları da boş ver…
Onlar da çıkıp, ‘Üniversitenin imkanlarıyla o kadar film çevirmişsin ama sonunu getirememişsin. Bizim Hollywood kriterlerine uymuyor’ diyebilirler…
Onun içindir ki Nobelciler, öncelikle lafım size…
Belli ki, hoca direkt Nobel’e heveslenmiş.
Kırmayın şevkini…
Kırmayın şevkini…
Ben olsam ikiletmem Nobel’i hocaya veririm.
Çünkü, hoca hak etti…
Bir kere, hakkında söylenen şu iddiaları sakın ola ki dikkate almayın;
Neymiş; yıllardır buzdolabına kaldırılan, uyumaya bırakılan İlahiyat Fakültesi’ni o hayata geçiriyormuş.
Neymiş; Antalya’nın en büyük camisini kampusun içine o yaptırıyormuş.
Neymiş; Daha önce Olbia Çarşısı’nda birayı yasaklamıştı, geçenlerde sosyal tesislerde bilumum alkollü içeceklerini kaldırtmış.
Neymiş; Rektörlük makamına ait 2005 model Volvo ve 2009 model Mercedes marka araç varken, piyasa değeri en az 800 bin TL olan Audi A8 makam aracını aldırtmış.
Bunların hepsi hocanın Nobel almaması için çıkarılan dedikodu, safsata…
Hoca’yı çekemeyenlerin yalanı, dolanı…
Hocam; siz ki; Alper gibi üniversitenin Demirbaş’ının elinden istifasını alıp bir çırpıda kapı dışarı etmiş birisiniz…
“Arkadaşlar, Alper yapıyor da biz yapamaz mıyız?” diye elinizdeki bilumum sakatatlarla profesörlerin kapılarını aşındırdığınızı biz biliyoruz ama o nankörler bilmez hocam…
Hele hele, elinizdeki böbreği görüp; “Bunu nakletmek kolay hocam, aha da şuradaki serçe kalınlığındaki damarı dikeceksin o kadar” diyerek sizi cesaretlendiren profesörü Nobel aldığınızda unutmayın hocam…
Bir yüz nakli gerçekleştirip, ‘Başaramaz’ diyen yüzsüzlerin yüzünü yere eğdiğiniz için bu halk size minnettardır.
O yüzü görmek için, yüzlerce tanıdık yüzü üniversiteye getiren size ne kadar teşekkür etsek azdır.
Şimdi size soruyorum;
Hocam, bazı münafıklara, "2008'de beni eleştiren, yerden yere vuran o yazarlarımız, Türkiye'de bunların olacağını hayal bile etmiyorlardı” demekte haksız mı?..
Bence haklı…
Vallahi, o tarihte hocayı eleştiren bir yazar olarak, ben bunları hayal edemiyordum.
Hele hele Nobel işi hayalimin kıyısından köşesinden bile geçmiyordu.
Kusura bakma hocam…
Nobel’e giden yollar engebelidir…
Hatta, mayınlıdır…
Ama siz yılmayacaksınız, inandığınız Nobel uğruna savaşacaksınız.
Gazanız şimdiden mübarek olsun…
Not: Dursun GÜNDOĞDU'nun bu yazısı Akdeniz Akşam Gazetesi'nde yayınlanmıştır.


Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz paylaşın.