Elite Basın Danışmanlığı’ndan Cihangir Gözükızıl arayıp, ‘Corendon’un Hollanda programına geliyor musunuz?” diye sorunca, bu kez ‘Hayır’ diyemedim.
Hürriyet’te çalıştığım dönem, her yıl tekrarlanan bu gezilere fırsat bulup katılamamıştım. Corendon’un programı dışına çıkıp 2 gün de Amsterdam’dan Rotterdam’a tek başıma kaçınca gezi bal kaymak oldu.
Amsterdam, Corendon Airlines’in, daha doğrusu Corendon Group’un merkezinin bulunduğu yer. Bizim için özelliği ise iki ortağının da Türk olması… Corendon Havayolları 2004 yılında hava yolu yolcu taşımacılığı için Atilay Uslu ve Yıldıray Karaer tarafından kurulmuş ve kısa sürede, 450 milyon dolar cirosuyla Hollanda’daki bir numaralı Türk turizm gruba haline gelmiş.
Biri maden mühendisi, diğeri girişimci iki Türk başarmış bunu… Ve, Hollanda Voleybol Milli Takımı’na sponsor olup, Hollanda hükümetinin Türkiye’ye uçan uçaklara koyduğu haksız vergiyi önlemeye yetecek kadar güçlü bir grup haline gelmiş. Hatta, bu grubun Avrupa ikincisi olan Antalya Muratpaşa Bayan Hentbol Takımı’na sponsor olduğunu da biliyorum.
Atilay Uslu ile Corendon merkezinde sohbet etme imkanı bulduk. Bize Hollanda ve Türkiye ilişkilerini taa Osmanlı döneminden başlayarak anlattı. Osmanlı olmasaymış, İspanyollar yüzünden bugün Hollanda diye bir memlekette olmayacakmış. Yani, Hollanda bugünkü varlığını Osmanlılar’ın mirasçısı olarak biraz da bize borçlu.
Anlatılanlardan en hoşuma giden, şu ağaçlandırma kampanyası oldu. Dile kolay bu kampanya sonunda dikilecek ağaç sayısı 1 milyon olacakmış. Bu ağaçların parası da Hollanda’dan Türkiye’ye, daha doğrusu ağırlıklı olarak Antalya’ya gelen turistler ödüyormuş.
Önce, Hollandalı turistlere yönelik bir anket yapılmış. Denilmiş ki, tatile gideceğiniz Türkiye’de bir ağacınız olsun mu?.. Bu ağaç için 2.5 Euro öder misiniz?.. Yüzde 53’ü ‘Evet’ demiş ankete… Ama, gerçek daha sonra anlaşılmış. Evet diyenlerin yüzde 1’i bile ödemek istememiş bu parayı. Çünkü, ünümüz kötü yayılmış olacak ki, “Bu parayla gerçekten ağaç mı dikilecek?” diye düşünmeye başlamışlar Hollandalılar… Kendi ülkelerindeki fonlarda da bir takım katakulli olmuş olacak ki, ağaç parası ödemeye yanaşmamışlar.
Sonra Corendon’un aklına bir fikir gelmiş. Turistlere, “Tamam, sizden para istemiyoruz ama şöyle bir yemin edin; tatilimiz boyunca hiçbir ağaca zarar vermeyecek, yerlere çöp atmayacağız… Evet, bu yemini edin” demişler. O yüzde 1 olmuş mu yüzde 63… Hollandalı turist, yalan söyleyip günaha girmek istememiş anlaşılan.
Atılay Uslu’ya, “Peki, hiç para ödemeselerdi ne olacaktı bu kampanya?” diye sordum, cevabı beklediğim gibi geldi: “Şirket olarak biz üstlenecektik. 2013 yılının Aralık ayına kadar garanti veriyoruz. Antalya’ya 500 bin, Pamukkale’ye 500 bin ağaç dikeceğiz.”
Size de bu yakışır deyip ayrıldık Corendon’dan… Amsterdam’ı deyim yerindeyse karış karış gezdik. O sonradan açılan kanallarda tekne turu yaptık. Eeee gelmişken, o ünlü kırmızı sokağı da arşınladık. Cam arkasında cıscıbıldak müşteri bekleyen kadınları gördük... Marihuana içenlere şahit olduk.
Bisiklet cenneti Amsterdam’ı biraz kirli, bize göre çoook hem de çooooook fazla özgür bulduk.


Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz paylaşın.