Adını ilk defa duyduğum, Şuurlu Öğretmenler Derneği’nin (ÖĞ-DER) Başkanı İsmail Hakkı Akkiraz, kızlarla erkeklerin ayrı ayrı okullarda okumasını buyurmuş.
Şuurlu derneğin başkanı (bu derneğe üye olmayan öğretmenler demek ki şuursuz oluyor) bununla da kalmamış, öğretmenin öğrenciyi pataklamasını da savunmuş.
Şuurlu derneğin yüce başkanı, öğretmen ve öğrencilerin cuma namazına gitmeleri için önlemler alınmasını, okullarda ibadet yerleri açılmasını, öğretmenlerin türban takmasını buyurmuş.
Şuurlu derneğin bu müstesna başkanının daha bir sürü isteği var ama hakkını da yememek lazım, işi kreşlere kadar götürüp, Suudi bir yobazın geçen gün söylediği gibi, ‘Bebeklere de kara çarşaf giydirilsin’ dememiş.
Buna da şükür…
Ben, ne bir başbakanın karşısında, apış arasını gösterip televizyon şakası yapan bir kadın sunucu kadar absürtlerin yaşadığı, ne de bebeklerin kara çarşaf giymesini teklif eden bir Suudi kadar yobazların bulunduğu bir ülke olalım demiyorum.
Ancak, böyle kendilerine şuurlu adını verip şuursuzca taleplerde bulunanlarla da aynı havayı solumak istemiyorum.
Birde bunlar öğretmen olacak.
Öğrencilere potansiyel tacizci gözüyle bakanlar, kendilerini ahlak zabıtası yerine koyanlar, şeriata özenenler, dayakla eğitimi savunanlar bu memlekette var oldukça, Atatürk’ü her zamankinden daha çok seveceğim.
 
*      *      *
 
Bir iktidar partisinin milletvekili buyurmuş;
“Hani birileri terörist diyor, birileri PKK diyor, birileri gerilla diyor ben hepsine insan diyorum. İşte aramızdaki çizgi farkı bu; diğer vekillerle siyasilerle aramızdaki çizgi farkı. 22 bin tane PKK'lı öldürüldü yani 22 bin tane çocuğum öldürüldü. Hepsi benim çocuğum.”
Ölülerden, ‘Tane’ diye bahseden bu zat, bir de insanlıktan bahsediyor.
Neyse…
Vekilin bu absürt sözlerini veren bir internet sitesi, ‘Yeni bir tartışma yaratacak’, bir diğeri, ‘Olay olacak’, bir başkası da, ‘Türkiye bunu konuşacak’ diye vermiş.
Ertesi gün gazetelere baktım, ‘Tık yok’…
Aradan bir hafta geçti, kimse oralı değil.
Yer yerinden oynamadı, kimse sesini çıkarmadı, AKP’li bir etkili ve yetkili çıkıp ‘Sen ne diyorsun?’ demedi.
Bir CHP’li vekil, AKP’li o vekilin söylediklerini dese, kıyamet kopardı…
 
*      *     *
 
AKP’de ‘Kırmızı plaka’ çatlağı oluşmuş.
Kabinedeki Karadenizli bakan sayısı son değişiklikle 5’den 3’e inince, ‘Ne oluyoruz?’ denmiş.
İki Ordu’lu bakanın yerine iki doğulu vekil bakan yapılınca kabinedeki denge 6-3 olarak değişmiş.
Karadenizliler bunu Kürt açılımına yoruyor.
İyi de, Antalya başta olmak üzere Akdeniz’den bir tek bakan bile yok…
En azından bir Kültür ve Turizm Bakanı Antalya’dan olsun diyorduk, o da Ordu’dan Adana’ya gitti…
Bizim gıkımız çıkıyor mu?
 
*     *      *
 
Hafta sonu, DYP eski Antalya İl Başkanı Ahmet Kiştin’in kızının nişanındaydık.
Kiştin, Mardan’daki bu nişanda, siyasi yelpazenin her kesiminden insanı bir araya getirmeyi başardı.
Aradan onca yıl geçmesine rağmen, kişiliği ile geride bıraktığı iz bunu sağladı.
Demek ki, ayak oyunları olmadan, ihtiraslı davranmadan, ağzını bozmadan yapılan siyasette dostluklar uzun soluklu oluyor.
 
NOT: Dursun GÜNDOĞDU’nun bu yazısı Akşam Akdeniz’de yayınlanmıştır