Öğretmenlerin beklediği haber geldi
Öğretmenlerin beklediği haber geldi
Kayıp kardeşler üzerinden vicdansız vurgun
Kayıp kardeşler üzerinden vicdansız vurgun
Orman yangının külleri Antalya kent merkezine yağdı
Orman yangının külleri Antalya kent merkezine yağdı
Antalya'da 3'ü eczacı 7 kişi tutuklandı
Antalya'da 3'ü eczacı 7 kişi tutuklandı
8 Eylül 2026 Salı - 08:53

Bir insan öldü, siz neyin peşindesiniz?

Serpil Nur Abiral yazdı

Bir insan öldü, siz neyin peşindesiniz?
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Google+'da Paylaş Haberi Yazdır Arkadaşına Gönder Metni küçült Metni büyüt

Bir insanın ardından konuşmak kolaydır…
Çünkü artık cevap veremez.
Ama tam da bu yüzden, konuşurken biraz daha vicdanlı olmak gerekir.

Bir sanatçı hayatını kaybetti.

Serhat Kılıç…

Henüz 51 yaşındaydı.

Bir insanın ölümü, hele ki genç sayılabilecek bir yaşta hayatını kaybetmesi zaten başlı başına acıdır.

Ama ölüm haberinin ardından ortaya çıkan bazı görüntüler, yapılan yorumlar ve özel hayatına ilişkin konuşmalar bana başka bir soruyu sordurdu:

Bir insan öldü… Siz hâlâ neyin peşindesiniz?

Bir insanın evine girilmiş.

Görev gereği olay yerinin görüntülenmesi anlaşılabilir.

Ama sonrasında o görüntülerin kamuoyuna nasıl ve neden yansıdığı, insanın aklına başka sorular getiriyor.

Bir insanın evinde bulunan birkaç eşya üzerinden onun hayatını sorgulamak…

Onu uyuşturucu kullanıyormuş gibi göstermek…

Özel hayatı üzerinden bir algı yaratmak…

Bunu neden yapıyoruz?

Ölmüş bir insanın kendisini savunamayacağını bildiğimiz halde mi?

Serhat Kılıç artık çıkıp “Bu böyle değildi” diyemez.

Kendisini anlatamaz.

Hakkındaki bir iddiaya cevap veremez.

Yanlış bir görüntünün, yanlış bir yorumun karşısına geçip “Hayır, gerçek bu değil” diyemez.

O halde bizim sorumluluğumuz daha da büyük değil mi?

İnsan öldüğünde artık onun özel hayatını didiklemek yerine, hayatına saygı göstermek gerekmez mi?

Bir insanın ne yaşadığını, hangi acılardan geçtiğini, hangi mücadeleleri verdiğini bilmeden birkaç görüntü üzerinden hüküm vermek…

Bana göre bu, gazetecilikten önce vicdan meselesidir.

Çünkü hepimiz insanız.

Hepimizin hayatında başkalarının bilmediği acılar, sıkıntılar, hastalıklar, yalnızlıklar olabilir.

Kimse dört duvar arasında ne yaşadığını bütün dünyaya anlatmak zorunda değildir.

Hele ki artık hayatta değilse…

Bırakın insanları son yolculuklarına biraz olsun huzurla uğurlayalım.

Bir sanatçının ardından konuşulacaksa sanatını konuşalım.

Rollerini konuşalım.

İnsanlara bıraktığı güzel anıları konuşalım.

Sevenlerinin gözyaşlarını konuşalım.

Ama onun evindeki bir eşya üzerinden karakterine hükmetmeyelim.

Çünkü bugün başkasının hayatını teşhir edenler, yarın kendi hayatlarının aynı şekilde konuşulmayacağının garantisine sahip değiller.


Bir başka konu daha var.

Belki de bu ölümün hepimize bıraktığı en büyük soru bu:

Birbirimizi gerçekten ne kadar merak ediyoruz?

Bir telefon…

Bazen sadece bir telefondur.

Ama bazen bir telefon, hayat kurtarabilir.

Bir insan aradığında telefon açmıyorsa…

Bir kez daha arayın.

Sonra bir kez daha…

“Nasıl olsa sonra döner” demeyin.

Dönmeyebilir.

Kapısını çalın.

Sesini duyun.

“İyi misin?” deyin.

Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey büyük cümleler değildir.

Birinin onu merak ettiğini bilmesidir.

Bugün elimizde telefon var.

Birbirimize saniyeler içinde ulaşabiliyoruz.

Ama nedense birbirimize ulaşmak kolaylaştıkça, birbirimizi gerçekten merak etmeyi unuttuk.

Sosyal medyada kimin ne yaptığını biliyoruz.

Ama yanı başımızdaki insanın gerçekten nasıl olduğunu bilmiyoruz.

Oysa hayat çok kısa.

Sabah “görüşürüz” dediğimiz insanı akşam göreceğimizin garantisi yok.

“Sonra ararım” dediğimiz kişinin telefonunu bir daha açacağının garantisi yok.

Bu yüzden sevdiklerimizi hayattayken arayalım.

Bazen hiçbir sebep olmadan.

Sadece seslerini duymak için.

Çünkü bazı “keşke”ler vardır.

İnsan onları ömrünün sonuna kadar taşır.

Keşke arasaydım…

Keşke biraz daha ısrar etseydim…

Keşke kapısını çalsaydım…


Serhat Kılıç’ın ardından geride kalan ailesine, dostlarına ve sevenlerine düşen çok zor bir dönem var.

Onların acısına saygı göstermek hepimizin görevi.

sanat camiasına başsağlığı diliyorum.

Çünkü ölüm, insanın bütün kusurlarını ortaya dökme zamanı değildir.

Ölüm, insanlığımızı gösterme zamanıdır.

Ve biz geride kalanlara şu soruyu bırak:

Bir insan öldüğünde, onun ardından ne söylediğimiz kadar, ne söylemediğimiz de bizim kim olduğumuzu gösterir

“Ölülerin artık sesi yoktur; onların ardından konuşanların ise vicdanı olmalıdır.”

YETER ARTIK! ANTALYA BUNLARI HAK ETMİYOR

Uzun zamandır görmezden gelmeye çalışıyorum.
“Belki yanlıştır, belki abartılıyordur, belki de gerçek değildir” diye kendimi avutuyorum.
Ama insanın aklına artık şu soru geliyor: Daha ne kadarını duyacağız?

Muhittin Böcek hakkında gün geçmiyor ki yeni bir iddia ortaya çıkmasın.

Her gün başka bir haber…

Ve şimdi de kadınların işe alınma, kira, beyaz eşya ya da ailelerine maddi yardım gibi vaatlerle fuhşa yönlendirildiğine ilişkin soruşturma haberleri…

Bunlar çok ağır iddialar.

Ben kimseyi mahkûm etmiyorum.

Hukuk ne diyorsa o.

Soruşturma tamamlanır, deliller değerlendirilir, varsa suç ortaya çıkar ve mahkeme kararını verir.

Ama insanın sormaya da hakkı var:

Bir zamanlar Antalya denince akla güneş gelirdi.

Deniz gelirdi.

Turizm gelirdi.

Güzellik gelirdi.

Şimdi ise insanın karşısına her gün başka bir iddia çıkıyor.

Ve artık gerçekten insanın aklı duruyor.

Antalya'nın adı daha ne kadar böyle haberlerle anılacak?

Eskiden halk arasında çok çirkin ama maalesef bilinen bir söz vardı:

“Bir yerde işe girmek için patronun yatağından geçmek gerekir.”

Şimdi ortaya atılan iddialara bakıyorum da insanın aklına şu geliyor:

Biz nereye geldik?

Eğer bir kadının belediyede işe girebilmesi için gerçekten böyle bir şartın önüne konulduğu iddia ediliyorsa, burada yalnızca bir kişinin değil, bir sistemin sorgulanması gerekir.

Çünkü belediye bir kişinin özel mülkü değildir.

Belediye halkın evidir.

Belediye başkanının makamı halkın emanetidir.

Kadınların iş umudunun, geçim sıkıntısının veya çaresizliğinin herhangi bir şekilde istismar edilmesi söz konusuysa, bunun hesabı mutlaka sorulmalıdır.

Çünkü bir kadın iş istiyorsa, karşılığında bedenini değil emeğini ortaya koymalıdır.

Bir anne ailesine ekmek götürmek istiyorsa, önüne namusu değil liyakatı konulmalıdır.

Bir genç kızın hayali varsa, o hayalin karşılığında hiçbir bedel ödemek zorunda bırakılmamalıdır.

Kadının çaresizliği kimsenin kullanım alanı değildir.

Ama tam da böyle ağır iddiaların ortasında, bugün bize başka bir Türkiye'yi gösteren genç kadınlarımız var.

FİLENİN SULTANLARI: İŞTE CUMHURİYET'İN KIZLARI!

Bugün İstanbul'da başka bir gurur yaşandı.

Filenin Sultanları Avrupa'nın zirvesine çıktı.

İtalya'yı 3-2 yenerek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu oldular.

Ve ben onların başarısına yalnızca bir voleybol şampiyonluğu olarak bakmıyorum.

Ben orada Cumhuriyet'in genç kızlarına açtığı yolu görüyorum.

Bir zamanlar kız çocuklarının eğitim hakkını savunmak için mücadele eden bir Cumhuriyet…

Bugün dünyanın karşısına çıkan, formasını giyip sahaya çıkan, terinin son damlasına kadar mücadele eden kadınlarımız…

Ne büyük gurur!

Kaptan Eda Erdem'in maçtan sonra söylediği sözler de bunun en güzel özeti:

“Cumhuriyet'in bize açtığı yolda Türk kadınlarının neler başarabileceğini gösterdik.”

İşte benim görmek istediğim Türkiye bu.

Kadının yatağı değil, emeği konuşulsun.

Kadının kiminle olduğu değil, ne başardığı konuşulsun.

Kadının çaresizliği değil, gücü konuşulsun.

Türk kadını hayal etmeye devam edecek.

Mücadele edecek.

Ve kazanmaya devam edecek.

Gurur duyuyor, ayakta alkışlıyorum.


BİLMEDEN KONUŞMAK KOLAY…

Bir başka konu daha var. Sözüm;

Serhat Kılıç’ın cenaze töreninde çalınan müzik için “kilise müziği” diyenlere....

A be cahiller…

Bilmeden neyin yorumunu yapıyorsunuz?

Her duyduğunuz farklı ezgi kilise müziği değildir.

Çalınan eser Yunus Emre Oratoryosu.

Yani 13. yüzyıl Anadolu'sunun büyük halk ozanı, gönül insanı Yunus Emre'nin şiirlerinden yola çıkan; Cumhuriyet dönemimizin büyük bestecilerinden Ahmed Adnan Saygun'un eseri.

Saygun bu eseri 1942'de bestelemeye başladı ve 1943'te tamamladı. İlk kez 25 Mayıs 1946'da Ankara'da seslendirildi.

Üstelik bu eser yalnızca Türkiye'de kalmadı.

Paris'te seslendirildi.

New York'ta, Birleşmiş Milletler'in kuruluş yıl dönümünde seslendirildi.

Yani bizim Yunus Emre'mizin sözleri, bizim Cumhuriyetimizin yetiştirdiği bir bestecinin eseriyle dünyanın önemli sahnelerine taşındı.

Önce öğrenelim, sonra konuşalım.

Oratoryo nedir?

En basit anlatımıyla; opera gibi sahnede icra edilen, ancak operadan farklı olarak dramatik sahneleme ve dekor zorunluluğu bulunmayan, orkestra, koro ve solistlerle seslendirilen büyük ölçekli bir müzik eseridir.

Yani duyduğunuz her koro müziğine “kilise müziği” demek, sadece bilgisizliği gösterir.

Sanatın dini, dili, biçimi vardır.

Ama her şeyden önce bilgi ister.

Bilmeden konuşmak kolaydır.

Zor olan öğrenmektir.


Ve bütün bunların sonunda yine aynı yere geliyorum:

Bir tarafta kadınları küçülten, onları çaresizlikleri üzerinden değerlendiren iddialar…

Diğer tarafta Cumhuriyet'in önünü açtığı genç kadınların Avrupa'nın zirvesine çıkışı…

Ben hangisini görmek istiyorum biliyor musunuz?

Filenin Sultanları'nı.

Çünkü benim ülkemin kadınları yatağıyla değil, başarısıyla konuşulmalı.

Benim ülkemin kadınları çaresizliğiyle değil, hayalleriyle anılmalı.

Ve benim ülkemin insanları bilmeden birbirine iftira atmak yerine, önce araştırmayı öğrenmeli.

Çünkü bu ülkenin kadınlarının da, sanatının da, Cumhuriyet'inin de hakkı olan şey budur:

Saygı.

“Türk kadınına bir kapı açarsanız, o kapıdan yalnızca kendisi değil; bütün bir ülkenin umudu geçer.”

Etiketler:
 
Karbon Ayak İzi Yapı Sektörünün Gündeminde
 
Korkunç olay: Aynı evde üç kişi vuruldu
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Antalya Serik alevlere teslim: Evler ve seralar kül oldu
ANTALYA'nın Serik ilçesinde orman yangını çıktı. Yerleşim yerlerini de ...
Orman yangının külleri Antalya kent merkezine yağdı
Antalya'nın Aksu ilçesindeki orman yangını söndürme çalışmasına katılan ...
Döşemealtı'nda iki mahalle için tahliye kararı
Aksu ilçesinde çıkan orman yangınında alevler Döşemealtı ilçesi sınırına ulaştı.
 
Antalya'daki yangın evlere dayandı
Antalya’nın Aksu ilçesine bağlı Karaöz Mahallesi’nde saat 18.00 sıralarında ...
Döşemaltı duman altı oldu...
ANTALYA’nın Aksu ilçesinde çıkan orman yangınına, havadan ve karadan müdahale ...
Antalya'da çalılık yangını söndürüldü
ANTALYA'nın Alanya ilçesinde yerleşim yerlerine yakın çalılık alanda çıkan ...
 
Şehit Belen 21. yıl dönümünde Antalya'da anıldı
ANTALYA'nın Korkuteli ilçesinde şehadetinin 21'inci yılında Ahmet Belen mezarı başında anıldı.
Antalya'da yangından kurtarılan malağına sarılıp, gözyaşlarına boğuldu
ANTALYA'da mahalle arasında çıkan yangın, rüzgarın etkisiyle kısa sürede ...
DMD'de acil durumlar ve yönetimi ele alındı
7 Eylül Dünya Duchenne Farkındalık Günü kapsamında, Antalya Eğitim ve ...
 
Dursun Gündoğdu
Danışman çıktı meydane...
YAZARLAR
Serpil Nur Abiral
Serpil Nur Abiral
Bir insan öldü, siz neyin peşindesiniz?
Turgut Güngör
Turgut Güngör
Türkiye dünyanın parlayan yıldızı
Akif Aktuğ
Akif Aktuğ
Pazar sabahıydı… Kızı babasına şunu sordu…
Sude Karataş Geyikci
Sude Karataş Geyikci
Girne açıklarında yarım kalan hayatlar
İsa Altun
İsa Altun
Mobil hesabınızı şarjla boşaltabilirler
Halit Çelikbudak
Halit Çelikbudak
İtalya ‘Mancini‘ dedi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA GÜN HABER
ASTROLOJİ
Koç
 
21 Mart - 20 Nisan
Eylül ayı çalışma ortamınız, günlük rutinleriniz ve sağlığınızla ilgili konuları ön plana çıkarıyor. İş hayatınızda ...
 
Ana Sayfa Türkiye Antalya BURDUR ISPARTA Siyaset Turizm Resmi REKLAMLAR KAMPÜS Spor GÜN'ün ürünü
KünyeHakkımızda KünyeKünye İleti�YimIletisim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva