Antalya'da Zafer Bayramı'na özel sergi
Antalya'da Zafer Bayramı'na özel sergi
Gündoğdu Mahallesi Semt Evi'nin temeli atıldı
Gündoğdu Mahallesi Semt Evi'nin temeli atıldı
Büyükşehir Kaş’ta yangınzedelerin yanında
Büyükşehir Kaş’ta yangınzedelerin yanında
Muratpaşa’da hijyen mesaisi
Muratpaşa’da hijyen mesaisi
31 Ağustos 2026 Pazartesi - 11:37

Girne açıklarında yarım kalan hayatlar

Sude Karataş Geyikci

Girne açıklarında yarım kalan hayatlar
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Google+'da Paylaş Haberi Yazdır Arkadaşına Gönder Metni küçült Metni büyüt

30 Ağustos’ta Girne’de bir gemi battı; geride 8 can kaybı, 18 kayıp ve cevabını bekleyen yüzlerce soru kaldı.

Bazı haberler vardır okuduğunuz anda içinize bir ağırlık çöker. Telefonu elinizden bırakırsınız ama zihninizden haberi bir türlü çıkaramazsınız. Ben 30 Ağustos günü Girne açıklarında bir yolcu gemisinin battığını duyduğumda tam olarak böyle hissettim.

Bir süre sadece düşündüm.

Denizin ortasında bir gemi…

İçinde 267 insan…

Ve bir anda hayatla ölüm arasındaki o ince çizgi.

Bugün resmi bilançoya baktığımızda 8 insanın hayatını kaybettiğini, 18 insanın ise hâlâ kayıp olduğunu biliyoruz. 241 kişi kurtarıldı. Arama-kurtarma çalışmaları ise devam ediyor.

Sekiz insan…

Sekiz ayrı hayat.

Sekiz ayrı aile.

Sekiz ayrı ev.

Sekiz ayrı hikâye…

Ve 18 kişi daha var.

Hâlâ bir yerlerde bulunmayı bekleyen, ailelerinin telefon başında haber beklediği 18 insan.

Ben en çok da bunu düşünüyorum. Şu anda bir anne telefona bakıyor olabilir. Bir baba limanın yolunu gözlüyor olabilir. Bir eş, "Belki birazdan ararlar" diye kendini teselli ediyor olabilir. Bir çocuk, annesinin ya da babasının kapıdan içeri gireceğine inanıyor olabilir.

Ve bütün bunları düşündüğümde haberlerde kullanılan "kayıp" kelimesinin ne kadar soğuk olduğunu hissediyorum. Aslında kayıp değil sadece onlar. Birilerinin evladı, birilerinin annesi, birilerinin babası, birilerinin eşi, birilerinin kardeşi...

Oradaki görüntüleri gördükçe içim parçalanıyor.

Çocuklar, gençler, yaşlılar, hamileler…

Can yelekleri…

Panik…

Denizin üzerinde yaşam mücadelesi veren insanlar…

Sevdiklerine ulaşmaya çalışan eller…

Korku içinde çocuklarını korumaya çalışan anne- babalar…

Her biri bambaşka bir hayatın içinden çıkıp o gemiye binmiş insanlar.

Yakınlarından haber bekleyen aileler.

Ve denizin altında, artık ulaşılması çok zor bir yerde duran bir gemi.

Yetkililerin aktardığı bilgilere göre gemi yaklaşık 514 metre derinliğe battı ve arama-kurtarma çalışmaları denizden ve havadan sürdürülüyor.

İnsanın aklı almıyor. Bir insan sabah evinden çıkıyor, bir bilet alıyor ve bir gemiye biniyor. Belki birkaç saat sonra sevdiklerine kavuşacağını düşünüyor. Ve sonra hayat, hiç beklemediği bir anda bambaşka bir yöne savruluyor. İşte hayatın bazen ne kadar acı olduğunu böyle zamanlarda daha iyi anlıyorum.

Ben bu olayın nedenini de merak ediyorum ve bazı soruları sormadan, sorgulamadan duramıyorum…

Gemi neden su aldı?

Neden alabora oldu?

Her şey olması gerektiği gibi miydi?

Teknik kontroller yapılmış mıydı?

Denize çıkış şartları uygun muydu?

Güvenlik prosedürleri eksiksiz uygulanmış mıydı?

Mürettebat böyle bir durum için yeterince hazırlıklı mıydı?

Sorulacak çok soru var ve bu soruların cevaplarını hepimiz bilmek istiyoruz.

Zaten yetkililer de kazanın kesin nedeninin araştırıldığını belirtiyor. Kaptan ve bazı mürettebat üyeleri soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Soruşturma sürerken, facianın nasıl meydana geldiği ve herhangi bir ihmal ya da kusur bulunup bulunmadığı araştırılıyor.  Gerçek ortaya çıksın. Ne olduysa olduğu gibi anlatılsın. Bir ihmal varsa bilinsin. Bir hata varsa kabul edilsin. Eksik olan bir şey varsa düzeltilebilsin.

Kaybettiğimiz sekiz canın ardından yapabileceğimiz en anlamlı şey, yaşananlardan artık ders çıkararak başka ailelerin aynı acıyla sınanmamasını sağlamaktır.

Bir de ne yazık ki bazı olayları çok çabuk unutuyoruz. Bugün bütün ülke bu faciayı konuşuyor. Yarın başka bir haber çıkacak başka bir gündem başlayacak. Başka tartışmaların içine gireceğiz. Ama o sekiz insanın ailesi için hayat artık hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak. Kayıp 18 kişinin ailesi içinse bugün hâlâ bitmiş değil. Belki bir telefon bekliyorlar. Belki iyi bir haber, belki bir umut…

İnsan sevdiği birini denize uğurlar ve sonra ondan haber alamazsa, o bekleyiş nasıl bir şeydir? Bunu düşünmek bile insanın içini parçalıyor.

Başsağlığı diliyoruz, "Çok üzgünüz" diyoruz, sorumluların bulunmasını istiyoruz. Sonra zaman geçiyor gündem değişiyor. Ama eğer gerçekten üzülüyorsak, yalnızca üzülmekle kalmamalıyız.

Artık yaşanan bu facialardan ders çıkarmalıyız.

Çünkü bir insanın hayatını kaybetmesinden sonra yapılabilecek en doğru ve anlamlı şeylerden biri, aynı acının başka insanların başına gelmesini engellemektir.

30 Ağustos…

Normalde zaferi, gururu, mücadeleyi hatırladığımız bir gün. Ama bu yıl benim için Girne'nin deniziyle birlikte başka bir anlam taşıyor.

O denizde hayatını kaybeden sekiz insanı düşünüyorum. Hâlâ bulunamayan 18 insanı düşünüyorum. Kurtulan 241 insanın yaşadığı travmayı düşünüyorum. Ve kıyıda bekleyen aileleri düşünüyorum.

Ve içimden tek bir şey geçiyor:

Allah kaybettiğimiz sekiz insanın ailelerine sabır versin. Kayıp 18 insanın ailelerine de dilerim ki en kısa zamanda iyi bir haber ulaşsın.

Ben gerçeğin ortaya çıkmasını istiyorum.

Ben soruların cevabını istiyorum.

Çünkü bazı acılar unutulmamalı, bazı sorular cevapsız bırakılmamalı.

Ben 30 Ağustos’tan geriye yalnızca bir gemi enkazı ve acılı hikâyeler kalmasını istemiyorum. Bu yaşananların unutulmasını değil, başka hayatların yarım kalmaması için bir ders olmasını istiyorum.

Ve biz, geride kalanlar, hiç değilse onların ardından gerçeği aramak zorundayız.

Bir farkındalık…

Bir vicdan…

Ve en önemlisi, bundan sonra denize açılan her insanın sevdiklerine güvenle dönebilmesi için alınmış gerçek ve kalıcı önlemler.

Çünkü deniz aynı deniz olabilir. Dalgalar yine kıyıya vuracak, gemiler yine limanlardan ayrılacak, insanlar yine sevdiklerine kavuşmak için yola çıkacak.

Belki kaybettiklerimizi geri getiremeyiz ama onların ardından atacağımız doğru adımlarla, alınacak önlemlerle başka hayatların yarım kalmasını önleyebiliriz.

İşte bu yüzden bazı kayıpların ardından yalnızca “Unutmayacağız” demek yetmez.

Asıl söylememiz gereken şudur:

“Bir daha yaşanmasın diye elimizden geleni yapacağız.”

Çünkü bu hikâye yalnızca sekiz canın ardından tutulacak bir yas olarak kalmamalı; ihmallerin sorgulandığı, eksiklerin giderildiği, önlemlerin alındığı ve insan hayatının her şeyden önce geldiğinin hatırlandığı bir dönüm noktası olmalı.

 
Antalyalılar Derya Uluğ coşkusu yaşadı
 
Antalya'daki orman yangını, kontrol altına alındı
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Antalyalılar Derya Uluğ coşkusu yaşadı
30 Ağustos Zafer Bayramı Antalya’da büyük bir coşkuyla kutlandı. Binlerce ...
Kepez Kültür Festivali’nde Zafer Bayramı coşkusu
3. Uluslararası Kepez Kültür Festivali’nin ikinci gününde 30 Ağustos Zafer ...
Konyaaltı'nda Yeni Parti hızlı başladı
Yeni Parti'nin Konyaaltı İlçe binası coşkulu bir kalabalığın katılımıyla ...
 
Başkan Uysal: Cumhuriyet, açlıktan ve sömürüden kurtuluş devrimidir
Antalya Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın ...
Kepez’in yeni semt evi Gündoğdu Mahallesi’ne geliyor
Kepez Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında mahallelere ...
Denize düşen eşyaları bulup, sahiplerine ulaştırıyor
ANTALYA’da dalış sırasında deniz dibinde buldukları cep telefonları ve ...
 
Vali Şahin: Bu zaferleri bize hediye eden nesle borçluyuz
ANTALYA Valiliği tarafından 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla düzenlenen ...
Antalya'da traktör alev alev yandı
ANTALYA’nın Serik ilçesinde park halindeki traktör kısa devre nedeniyle ...
Cumhuriyet sevdalıları konseri
ANTALYA'nın kültür-sanat yaşamına şarkı ve türkülerle renk katan 'Cumhuriyet ...
 
Dursun Gündoğdu
Kim nereye koşuyor?
YAZARLAR
Sude Karataş Geyikci
Sude Karataş Geyikci
Girne açıklarında yarım kalan hayatlar
Serpil Nur Abiral
Serpil Nur Abiral
Bu ülke kolay kurulmadı
Turgut Güngör
Turgut Güngör
Zafer günleri
Akif Aktuğ
Akif Aktuğ
Gelinliği Kim Seçecek?
İsa Altun
İsa Altun
Mobil hesabınızı şarjla boşaltabilirler
Halit Çelikbudak
Halit Çelikbudak
İtalya ‘Mancini‘ dedi
ÇOK OKUNANLAR
ARŞİV
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA GÜN HABER
ASTROLOJİ
Koç
 
21 Mart - 20 Nisan
3 Ağustos'ta Boğa burcunda geri harekete başlayan Chiron ile adım atıyoruz. Bu durum, sahip olduklarınız ve kendinize ...
 
Ana Sayfa Türkiye Antalya BURDUR ISPARTA Siyaset Turizm Resmi REKLAMLAR KAMPÜS Spor GÜN'ün ürünü
KünyeHakkımızda KünyeKünye İleti�YimIletisim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva