Antalya Valisi sayın Ersin Yazıcı…
Bugün iki konuda size sitemim var.
Birincisi makamdaki bir kabulünüz…
İkincisi Antalya’da Alim Derneği yurdundaki vahşi cinayetin ardından yaptığınız açıklamanız…
İlkinden başlayayım…
Dün, 28 Şubat Öğrenci Derneği Antalya İl Temsilcisi Nesrin Er ve yönetim kurulu üyelerini ağırlamış ve bunu da twitter hesabınızdan, “Nazik ziyaretlerinden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum” diye yazmışsınız.
Logoları türban olan bir dernek bu…

Türbanı sembol yapmışlar…
Niçin kurulmuş bu dernek anlatayım…
28 Şubat 1997 yılında Milli Güvenlik Kurulu’nda, irticaya karşı alınan kararlar sonrası üniversitelerde kız öğrenciler kampüslere başı kapalı diye alınmamışlardı.
Bu uygulama Ak Parti’nin 2002 yılında iktidara gelmesiyle fiilen ortadan kalkarken, resmi olarak son bulması ise 2007 yılıdır…
YÖK, 10 yıl aradan sonra aldığı bir kararla başörtü yasağını resmen kaldırmıştır…
28 Şubat 1997 tarihinden sonra başörtüsü mağduru olduğunu söyleyen öğrenciler, YÖK’ün başörtüsünü serbest bıraktığı 2007 yılına kadar hiç bir örgütlenme çabasına girişmediler.
28 Şubat 1997’den 2017 yılına kadar, yani aradan 20 yıl geçtikten sonra bir baktık ki, bu öğrenciler, 28 Şubat’taki başörtü mağdurlarının sesi olabilmek için 28 Şubat Öğrenci Derneği’ni kurmuşlar.
Bu duruma biz şöyle deriz; ‘Uyanda balığa gidelim’…
Geçen süre içerisinde kamuda da yasak kalktı, türbanlı öğretmenler, hemşireler, polisler ve hatta askerler bile oldu…
AKP’li türbansız vekiller bile seçilip meclise girdikten sonra türban taktılar.
Ve bugünlere geldik…
Yani, Aralık 2021’e…
28 Şubat’tan bugüne tam 24 yıl geçmiş…
Önümüzdeki şubatta, 28 Şubat kararlarının üzerinden çeyrek asır geçmiş olacak.
Ama birileri hala bu olayı sıcak tutmaya çalışıyor.

Hanımlar…
1997 Şubatı’nda MGK karar aldıktan sonra daha öğrenci iken neden kurmadınız derneğinizi, neden örgütlenmediniz?..
Şimdi çoluk çocuğa, torun tosuna karışmışken, çoğunuz bir işyerinden emekli olmuşken, türban yasağı, bir daha gündeme gelmemek üzere tarihin tozlu raflarında yerini almışken, bu dernek de nereden çıktı?..
Sizin gibi düşünenler iktidara geldikten, emekli olup rahata erdikten sonra bir meşgalemiz olsun diye mi dernek kurup, mağdurluğunuzu dile getirmek aklınıza geldi?..
Yazdığım bu satırlara, ‘Postmodern Darbe’ dediğiniz 28 Şubat kararlarına bakıp, “Vay darbe savunucusu” dediğinizi duyar gibi oluyorum…
Yanılıyorsunuz…
12 Eylül’den hemen sonra darbeye karşı hazırlanan, ‘Aydınlar Dilekçesi’ne tüm Türkiye’de imza atan 1100 kişiden biriydim ben...
Yani sizin gibi 20 yıl sonra meydan okumadık birilerine…
Darbeyi yapan Kenan Evren’in en güçlü döneminde çıktık karşısına, ‘Darbeye karşıyız’ diye haykırdık.
Aziz Nesin, Yalçın Küçük, Hüsnü Göksel, Halit Çelenk, İlhan Selçuk ve İlhan Tekeli gibi aydınların kaleminden çıkan metni hiç itirazsız imzaladım, bugün darbe olsun yine imzalarım.
Benim de içinde olduğum 1100 imza sahibinin ismi, o günkü Cumhuriyet Gazetesi’nin 2’nci sayfasında yayınlandı.
Bu satırların yazarı, darbe karşıtı bu dilekçeye imza attığı için de Ankara Mamak’ta askeri savcının karşına çıktı…
Eğilmeden, bükülmeden, ‘Evet o imza benim’ dedi…
Sayın valim…
Biz Aydınlar Dilekçesi’ne 1984’ün Mayıs ayında imzaladık.
O imzayı attığımda, Cumhurbaşkanı Kenan Evren’i Ankara’da gazetem adına takip eden biriydim.
O imzayı attığımı, hatta askeri savcılık tarafından sorgulandığımı bildikleri halde, bir gün dahi, Çankaya Köşkü’ne beni almamazlık etmediler.
Şu geziye gelemezsin, katılamazsın demediler…
Kenan Evren’in bir kere bana yüzünü ekşittiğini bile görmedim.
Hatta, ben Antalya’ya yerleştiğimde, bir gün başyaveri aradı, ‘Paşa Antalya’da seninle görüşmek istiyor’ dediğinde seve seve gittim kaldığı otele, saatlerce hasbihal ettik.
Kenan Evren Çankaya Köşkü’nden ayrılana kadar, hem Ankara’daki temaslarında, hem de tüm gezilerde en yakınındaki gazeteci oldum.
Bugün cumhurbaşkanlığı muhabirlerinden herhangi biri, iktidarın icraatlarına karşı, bırakın ortak bir dilekçeye imza atmayı, bir habere imza atsa, bir köşe yazsa, sittin sene cumhurbaşkanının yanına yaklaştırılmaz.
Ne birilerin ‘Saray’, kimilerinin ‘Külliye’ dediği binaya, ne uçağa alınır.
Hatta, hangi medya kuruluşunda çalışıyorsa, patronu durumdan vazife çıkarıp işten atar, o gazeteci bir daha da iş bulamaz.
28 Şubat’ın üzerinden 25 yıl geçmiş…
Gelen iktidar 28 Şubat kararlarına imza atanların üzerinden silindir gibi geçmiş…
Bugün yaşlı başlı generaller cezaevinde yargılanmayı bekliyor…
Biz hala, ortada olmayan bir türban olayını yazıyoruz.
Birileri hala, ortada olmayan bir yasağa karşı dernek kurmuş,türbanı logo yapmış ortalıkta dolaşıyorlar.
Amaçları nedir?..
Sizden ne talep ediyorlar anlamış değilim…
Gelelim ikinci meseleye…
Sayın valim…
Şu korkunç cinayetin işlendiği yurtta çalışan katil ile ilgili bir açıklama yaptınız.
Biz basına, ‘Soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi’ gerekçesiyle yasak getirilirken, siz ‘Kamuoyuna’ diye bir açıklama yaptınız.
Orada, daha soruşturma sürerken, iddianame hazırlanmamışken, katilin psikolojik sorunları olduğunu yazdınız...
Olayı bir ‘Tarikat’ tartışmasından çıkarıp ‘Psikolojiye’ bağlamak soruşturma sürerken doğru mu?..
Biz gazetecilere yasak olan, size hak mı?..
Bakın sayın valim…
Sizin bu açıklamayı yaptığınız gün o dernek yönetimi de bir açıklama yaptı ve sizin o katil için yazdıklarınızın tek kelimesinden haberdar olmadıklarını bildirdi.
‘Psikolojik sorunu olduğunu bilmiyorduk’ dediler…
Bu ne yaman çelişki…
Sayın valim, siz bu cinayetle ilgili böyle açıklamalar yapacaksanız, söyleyin hakim beye haber yasağını kaldırsın da, kamuoyu önünde rahatça kalem yarıştıralım.
Tek taraflı, ‘Ben yazdım, durum böyle’ demekle olmuyor.


Dursun Bey, son birkaç yıldır yazılarınızı takip etmeye başladım. Bu şehir ve ülkenin ahlaki, ilke, duruş vb. İÇİN ÇOK FAZLASINIZ!!!... Çağınızda herkesin rant, ilkesizlik, ideolojik yanlılılık, S çizerken, SİZ sanki eski Yunandan beri insanlarımıza DERS VERMEKTESİNİZ! DURUŞUNUZ ile ayakta alkışlıyorum! Sizin ile tanışmak, elinizi sıkmak, bir çayınızı içmekten çok onur duymak istedeğimi belirtmek isterim, iyi ki varsınız!!!..
ÜLKEMİZİN BAŞINA NE GELDİYSE BU TÜRDEN DERNEK VE CEMAETLERDEN GELMİŞTİR HEPSİNİ KAPATACAKSIN KİMİSİ CEBİNİ DOLDURMAK İÇİN KURUYOR KİMİSİ OY İÇİN KURUYOR KİMİSİ DEVLET YÖNT ADAM SOKMAK İÇİN KURUYOR BAZILARINI DIŞ GÜÇLER KURDURUYOR HEPSİ KAPANSIN
AYLAR ÖNCE MİLLİ EĞİTİM İLE ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İLE ''DOĞA İLE BERABER ÖĞRENİYORUM''PROJESİ(İSİM TAM OLARAK BU OLMAYA BİLİR) TAKKELİ ÇOCUK VE EĞİTİMCİLER VE KURAN ÖĞRETİMİ İLE İLGİLİ BOL FOTO VE YAZILI BİR HABERİNİZİ ELEŞTİRMİŞ; MEŞRULAŞTIRMA VE OLAĞANLAŞTIRMA OLARAK NİTELEMİŞTİM SİZ ORDA YORUMSUZ BİR İRONİ VAR DEMİŞTİNİZ BU YAZINIZDAKİ TAVRI VE DURUŞU BEKLEDİĞİMİ BELİRTMEK İSTERİM TAM DA KASTETTİĞİM BU.12 EYLÜL FAŞİST DARBESİ VE BİLİNÇLİ YAPILAN TARİKAT VE CEMAAT GİBİ SİYASİ İSLAMIN POLİTİK VE HİYERARŞİK UNSURLARININ İTAAT VE BİYAT ANLAYIŞI İLE ŞEKİLLENDİRİLİP,KORKU VE BASKI UNSURU İLE YAYGINLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILMASINDAN ÖTE BİR ŞEY OLMADIĞININ BİLİNMESİ GEREKLİLİĞİDİR
Vay be ne zulümmüş. Hangi hakkın iyade edilmedi.Yazda bizde bilelim
Memlekette ne olduğu bilinmeyen yüzlerce yapılanma olduğu sürece böyle vahşi cinayetlerin ardı arkası kesilmez.2021 senesinde geldiğimiz noktaya bakarmısınız...
sen daha mücadelenin ne oldugunu anlamamışsın. mücadele yokmuş öyle bir hak mı vardı? sayenizde cahiliye dönemine dönmüştü ülke… önce git adam gibi gazetecilik nasıl yapılır öğren… akparti geldiğinde kalkmış… hadi oradan… yıllar sürdü. unutmadık sizin rezillleri açıklamaaları manşetleri… rakı masasından yazı yazınca böyle oluyor tabi
Siz 28 şubatı anlayamazsınız.
Bir de gazeteci olacaksın. Arastirsaydin görürdün kurulan dernekleri verilen mucadeleleri. Ayrica o günlerde yaşatılan zulumlerin hesabı sorulmamış, mağdurların hakları iade edilememiştir. Gerisini de sen araştır sayin gazeteci. Yayinlayabilecek misin bakalim sayın editör.