Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, eski Çanakkale Milletvekili Altan Tuna ile birlikte pandemi döneminde Demre'de beşinci kitabını hazırladı. Eski Bakan Günay ve Tuna'nın 'Muhtıradan Darbeye' adlı 400 sayfalık kitabının ilk baskısı okurların beğenisine sunuldu.
'İBRET DERSİ NİTELİĞİ TAŞIYOR'
Ertuğrul Günay, "Bu yıl 12 Mart Muhtırası'nın 50'nci yılı, 12 Eylül Darbesi'nin 40'ncı yılı. Arkadaşım Altan Tuna ile kitabımızda, özellikle genç kuşakların yakın siyasi tarihimizle ilgili bilgilenmeleri amacıyla ortak bir çalışma yaptık. Bu çalışma 12 Mart 1971 Muhtırası ile 12 Eylül 1980 Darbesi ve 1982 Anayasası'nın referandumuna kadar geçen süreyi kapsıyor. Yaklaşık yarım yüzyıl önce yaşanan siyasi olaylar, gerginlikler, lider çekişmeleri ve cepheleşmenin Türkiye'ye ödettiği bedeller, bugün bir ibret dersi niteliği taşıyor. Hayat ileriye doğru yaşanıyor. Ama geriye bakınca, eskiden yaşananları bilince daha fazla anlam kazanıyor. Geriye bakmadan ileriyi yaşayamayız. Geriye bakmadan hayatı anlayamayız. Bu kitapta bunu anlatmaya çalıştık" dedi.
'LİDERLERİN ÇEKİŞMESİ TÜRKİYE'YE AĞIR BEDELLER ÖDETTİ'
Pandemi sürecinin birçok insan gibi kendisini de daha fazla okuma ve yazma ile meşgul olmaya yönelttiğini vurgulayan Ertuğrul Günay, "Bu kitap bir anlamda bu süreci verimli geçirmenin bir ürünü oldu. Bu kitaptan çıkarılacak en büyük ders, siyasette diyaloğun, işbirliği ve hoşgörü eksikliğinin vahim sonuçlara yol açmasıdır. Özellikle 1970'li yıllarda iki büyük parti (CHP ve AP) farklı arayışlar yerine, birbirleriyle işbirliği yapabilseydi büyük olasılıkla Türkiye bunca bunalımı yaşamazdı. En önemlisi 12 Eylül Darbesi yaşanmayabilirdi. İki büyük partinin kopukluğu, liderlerin çekişmesi Türkiye'ye ekonomik, siyasal ve sosyal ağır bedeller ödetti. Sanıyorum bu ders yeterli bir ibrettir. Kişisel olarak içinde yaşadığımız, iyi ve kötü günlerini anımsadığımız bu dönem, Türkiye nüfusunun yarısından çoğu için tarih; en azından yakın denilebilecek kadar uzakta. Bu kitapta yarım yüzyıl önce Türkiye'de yaşananların bilinmesini, bugünün anlaşılmasına, benzer sorun ve sıkıntıların günümüzde sakınılmaya çalışılmasına katkı sağlayacağını umut ediyorum" diye konuştu.
Öte yandan Ertuğrul Günay'ın daha önce yayınlanmış 'Karşı Siyaset', 'Bosna Yazıları', 'Sevgili Anadolu' ve 'Bir Hürriyet Hikayesi' adı kitapları bulunuyor.
![]()
Ahmet ACAR/DEMRE (Antalya), (DHA)
Eski Bakan Günay'dan 'Muhtıradan Darbeye' kitabı
ANTALYA'nın Demre ilçesinde yaşamını sürdüren eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 'Muhtıradan Darbeye' adıyla beşinci kitabını yazdı.
OKUR GÖRÜŞLERİ
1 yorum · 0 onay bekliyorYorumlar
Yorumunuzu paylaşın
Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.


Şu bölüm çok önemli,1980 öncesi Demirel ve Ecevit anlaşsalardı ve seçimlerden sonra koalisyonlar kursalardı Türkiye başka bir Türkiye olurdu.Ne yazık ki gerilim politikası uyguladıkları için milleti birbirine düşman ettiler ve milliyetçi cephe diyerek küçük partilerle koalisyon kuran Demirel hükümetleri veya kısa süreliğine olsa da Ecevit hükümetleri zamanında sokak çatışmaları hiç durmadı.
1980 öncesini bir hatırlayın oluk oluk kan aktı,özellikle eğitimli gençler karşılıklı katledildi,köyler kasabalar şehirler neredeyse bölünmüş vaziyete gelmişti.
Emniyet ve asayiş sağlanamadığı için insanların can ve mal güvenliği kalmamıştı,gündüzleri insanların gözleri önünde cinayetler işleniyordu.
Çorum'da,Sivas'da,Maraş'da mahallelere saldırılıyordu ve insanlar katlediliyordu,ne yazık ki bunu bu ülkenin vatandaşı olanlar kendi vatandaşlarına yapıyordu,Ankara'da ki hükümetler ne yazık ki sadece seyirci idiler,düşünebiliyormusunuz Anadolu'nun göbeğinde bu olaylar olurken ortalıkta güvenlik diye bir şey kalmamıştı,memleketin İçişleri Bakanı Maraş'a giremiyordu.Eli kanlı katiller ellerinde ne varsa onlarla çoluk çocuk kadın erkek demeden daha önce belirledikleri aileleri vahşice katlediyorlardı.
Maraş öyle idi de Çorum,Sivas öyle değilmiydi,olaylar bir kaç gün sürerken iç savaş yaşanıyordu,evler yakılıyor yağmalanıyor insanlar öldürülüyor,yine ne yazık ki hükümetler sadece seyirci idiler,asayişi sağlayacak olan polis ikiye bölünmüş ve birde dernekleri vardı,Polder ve Polbir diye,hanği parti iktidara gelirse bunlara yakın olan dernek üyeleri etkin görevlere atanıyordu, ancak bırakın asayişi sağlamayı insanlar sokak ortalarında öldürülmeye devam ediliyordu.
Neresini analatacaksın her şey kaos ortamıydı,eğitim çökmüştü,okullar kamplaşmış,cinayet yuvalarına dönmüştü ve bütün bunlar olurken Demirel ve Ecevit bir araya gelerek bir çözüm üretmiyorlardı,bunlara birde Türkeş ve Erbakan'ı da katarsak etkin dört parti lideri Ankara'da ölümler olurken öyle birbirleri ile didişiyorlar ve laf yarışına girişmekten öte taraf olmuşlardı.Özellikle İçişleri ve Adalet çökmüştü.Kısacası hiç bir sorunu çözmüyorlardı,şöyle bir bakınca 1950 den beri 71 yıllık çok partili sistem düşünüldüğünde iyi uygulanamıyordu, ne yazık ki başarılı oldukları söylenemez.
Sene olmuş 2021 şu çekilen sıkıntılara bakın,hükümetler değişiyor ancak sorunlar hep aynı memleketin bir bölümünde kan akmaya devam ediyor,kan akmayan bölümünde de ekonomik anlamda çarpma çırpma ve ülkenin kaynakları hovardaca harcanıyor.
Sonuç asgari ücret 2825,90 kuruş ama adamların 1 para birimi bizim 10 para birimine bedel,1 litre mazot 7400 Tl civarı,vatandaşın ortalama maaşı 5000 Tl dersek milletvekili maaşı 25000 Tl,sosyal yardımlar olmasa vatandaşın bir bölümü aç susuz.Hak hukuk adalet deseniz anlatmaya gerek yok gördüğünüz gibi,gündeme ise geldi mafya oturdu,milyonlarca insan bir çete lideri olduğu söylenen birinin videolarını bekler oldu,acaba ne anlatacak diye,işte memleketimizin son hali,ister yan ağla ister dön ağla.