İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Özkan, evlilikte bağımlı olan, daha pasif davranışlar gösteren, zorunlu olmadığı halde ev işlerini ve çocuk bakımını üstlenen erkekler üzerinde yapılan bir araştırmada, bu kişilerde testosteron hormonunun (erkeklik hormonu) düşük çıktığını söylüyor. "Bu durum testosteron düşük olduğu için mi böyledir yoksa testosteron hormonu erkeğin kadına dair rolleri üstlenmesi nedeniyle mi düşmüştür konusu henüz araştırma safhasında olduğu için net değildir" diyen Özkan’a göre, yapılan araştırmalardan çıkan çarpıcı sonuçlardan da kolaylıkla anlaşılabileceği gibi rol, deneyim ve işlevlerin insan biyolojisine çok önemli etkisi bulunuyor.
İşe yaramaz hissedebilir
Zorunlu olmadığı halde kadına atfedilen işlevleri üstlenen, bunu abartılı şekilde ve sürekli yapan erkeklerin erkeklik hormonlarının bundan etkilendiğine dair bulgular, bu tür erkeklerin kendilerini işe yaramaz, işlevsiz ve bastırılmış hissettiklerine işaret ediyor. Oysa erkek, toplumda mücadeleci, girişimci, atak, kavgacı, duygulardan çok eyleme dönük, iş bitirme özelliği olan bir varlık olarak tanımlanırken, kadın; duygularını ve sezgilerini ön planda tutan ve empati kurmaya çalışan taraf olarak görülüyor. Özkan, rollerin değişimi halinde ilişkinin bundan etkilenebileceğini ve erkeğin kendisini işe yaramaz hissedebileceğini söylüyor.
Erkek çocuk da etkilenebilir
"Bu tür ailelerde, evde babasını pasif, aşırı yumuşak ve bağımlı gören çocuklarda kafa karışıklığı oluyor" diyen Özkan, özellikle erkek çocuklarda rol modelin baba olduğuna ve bu modelin farklı algılanmasının çocukların bilinçaltında erkek kimliği konusunda sıkıntılara yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Erkeğin bu durumunun, çocuğunu ve annesini çok sevmekle karıştırılmaması gerektiğini söyleyen Özkan, şunu öneriyor: "Erkek, rolü açısından bağımsız, özgür ve işlevsel olmalı; kadın ise kişiliğini ve dişiliğini bastırmadan rolünü geliştirmelidir. Bu noktada erkeğin erkeğe, kadının ise kadına dair roller üstlenmesi şarttır. Kadın ve erkek haklarda eşit, rol ve işlevlerde farklılık gösterdikleri için erkeğin hiç bir şekilde annelik rolünü üstlenmemesi gerekir."
İşe yaramaz hissedebilir
Zorunlu olmadığı halde kadına atfedilen işlevleri üstlenen, bunu abartılı şekilde ve sürekli yapan erkeklerin erkeklik hormonlarının bundan etkilendiğine dair bulgular, bu tür erkeklerin kendilerini işe yaramaz, işlevsiz ve bastırılmış hissettiklerine işaret ediyor. Oysa erkek, toplumda mücadeleci, girişimci, atak, kavgacı, duygulardan çok eyleme dönük, iş bitirme özelliği olan bir varlık olarak tanımlanırken, kadın; duygularını ve sezgilerini ön planda tutan ve empati kurmaya çalışan taraf olarak görülüyor. Özkan, rollerin değişimi halinde ilişkinin bundan etkilenebileceğini ve erkeğin kendisini işe yaramaz hissedebileceğini söylüyor.
Erkek çocuk da etkilenebilir
"Bu tür ailelerde, evde babasını pasif, aşırı yumuşak ve bağımlı gören çocuklarda kafa karışıklığı oluyor" diyen Özkan, özellikle erkek çocuklarda rol modelin baba olduğuna ve bu modelin farklı algılanmasının çocukların bilinçaltında erkek kimliği konusunda sıkıntılara yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Erkeğin bu durumunun, çocuğunu ve annesini çok sevmekle karıştırılmaması gerektiğini söyleyen Özkan, şunu öneriyor: "Erkek, rolü açısından bağımsız, özgür ve işlevsel olmalı; kadın ise kişiliğini ve dişiliğini bastırmadan rolünü geliştirmelidir. Bu noktada erkeğin erkeğe, kadının ise kadına dair roller üstlenmesi şarttır. Kadın ve erkek haklarda eşit, rol ve işlevlerde farklılık gösterdikleri için erkeğin hiç bir şekilde annelik rolünü üstlenmemesi gerekir."


Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu siz paylaşın.