İsmi lazım değil, bir gazeteciler derneği var…
Adı tartışmalı rektör atamalarıyla gündeme gelen, öğrencilerin sık sık isyan etmesi yüzünden iktidarın pek hazzetmediği bir üniversite ile işbirliği yapmış bu dernek...
O hikayeye gelmeden önce, bu dernekle ilgili bir kaç laf edelim…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oluru ile kurulan ve parasal kaynağıyla ilgili dedikoduların bir türlü eksik olmadığı bu gazeteciler derneğinin şeyi, yani başkanı felaket bir adam…
Her dönemin adamı…
İktidara göre yön değiştiriyor.
Özünde ise MHP’li…
Nereden biliyorum…
30 yıldır tanıyorum.
Facebook’una sabitlediği fotoğraf, bir 6 ay öncesine kadar hep Devlet Bahçeli idi…
‘İdi’ diyorum, çünkü basın özgürlüğünden dim vuran, pardon dem vuran gazeteciler şeyinin başkanı, beni sosyal medyasında yasakladığı için facebook’un da hala Bahçeli mi, yoksa Erdoğan fotoğrafı mı var bilemiyorum.
Kılıçdaroğlu’nun iktidara geleceğine kesin olarak inansın, Facebook’una onunla çekilmiş bir fotoğrafını koyar, altına da, ‘Geliyor gelmekte olan’ diye yazar.
İktidarda AKP olduğu için yaklaşık 20 yıldır onlarla içli dışlı…
Bir de vazgeçilmezi tarikatlar var.
Bir tarikat liderinin kitabını yazdı yakın zamanda…
Kitabın ilk satırları bile cemaat liderine olan sevgisini ortaya koymaya yetiyor.
Şöyle diyor vefat eden tarikat lideri için daha kitabın başında;
“Allah için iman ve hizmet edenlere, aziz hatırasına ve tüm sevenlerine... Bende derin izler bırakıp ebediyete giden değerli büyüğüme…”
Yazdığı bu kitap için imza günü bile düzenledi…
Tarikat mensupları ellerinde birer kitap AVM’de kuyruğa girdi, o da imzalayarak verdi…
Kimi tarikat üyesi için, ‘Sevgili dostuma’, kimisi için ‘Sevgili kardeşime’ diye yazdı, imzaladı.
FETÖ’nün daha cemaat diye anıldığı dönemlerde ise onlarla da içli dışlıydı…
Misal Kenya’ya gitti.
Muhtemelen cemaat götürdü…
Bir dizi yazısı kaleme aldı o yıllar gazetesinde…
Dedi ki o dizinin bir yerinde:
“Tamamen kendi kaynaklarıyla kurdukları okullarıyla tüm dünyada ‘Eğitim penceresi’ açan bu insanlar, insanlığa Türk ve Müslümanlığa ‘ışığını’ götürüyorlar. Kenya’da açılan okulları gördükçe Türk ve Müslüman olarak gururlanıyorum.”
Şimdi bu gazeteciler derneğinin başındaki zat-ı muhterem, herkesin rektör yüzünden günlerce eylem yapan öğrencilerini ‘solcu’ bildiği o üniversite ile işbirliği yapmış…
Eeee, tabi yapar, çünkü rektör artık kafasına göre bir rektör…
Bu ikilinin girişimiyle üniversitede gazeteci, iletişimci, kameraman, foto muhabiri, televizyoncu falan yetiştireceklermiş Türk medyasına...
Başkanlığı yaptığı dernekte, çok saygın gazeteciler de var, kendisi gibi konjonktüre göre kalıba giren ve her dalda oynayanlar da…
Bence üniversitedeki ders programını gazeteciler derneğinin o şeyi, yani başkanı hazırlarsın…
Misal;
“Bir siyasi büyüğe yıkama, yağlama nasıl yapılır?”
“Hemşeri siyasetçiye gazetenin birinci sayfasında her gün 4 sütuna kıyak haber nasıl verilir?”
“Bakanlığın hileli mal sattığı için afişe ettiği bir kişi, ertesi gün gazetede nasıl aklanır, paklanır?”
“Tarikatların memnun olacağı haber dili nedir, nasıl kullanılır?”
“Bir tarikat liderinin kitabını yazarken, müritlerini kızdırmamanın püf noktaları nedir?”
“Bir gazeteci kalbinde iki lidere nasıl yer bulur?”
“Bir gazeteci, gazeteciliğini kullanarak etik dışı yollardan nasıl para kazanabilir?”
Bence birinci dönem için bu kadar ders yeter…
Öğrencilere de yazık değil mi?..
*** *** ***
ÇAKARLI AĞA
Tarih 16 Aralık 2021, günlerden Perşembe…
Saat ise 14.19
Henüz iş çıkışı saati falan olmadığı için Dumlupınar Bulvarı’ndan trafik sular seller gibi akıyor…
Tam otogara yaklaşırken, dikiz aynasından üniversite yönünden mavi kırmızı çakarlı bir siyah Mercedes’in kopup geldiğini gördüm.
Çakarı fark eden önündeki araçlar da sağa sola kaçıştı.
Aynadan baktım, plaka kırmızı, ama uzakta olduğu için üzerinde ne yazdığı okunmuyor…
Ya vali, ya bakandır deyip, yol vermek için ben de diğer araçlar gibi şerit değiştirdim.
Mercedes sağımdan geçip tekrar önüme kırdı, kavşakta kırmızı ışık yanınca da durmak zorunda kaldı.
Bakalım kim varmış içinde diye yaklaştım ki, plakada tüm seceresi yazıyor.
Elmalı Güreş Ağası Yunus Alp Gök…
Geçtiğimiz eylül ayında 1 milyon 377 bin TL verip güreş ağalığını alan 17 yaşında Antalyalı bir genç…
Direksiyonda o mu vardı, şoförü mü inanın görmedim.
Yeşil ışık yanınca yine hızla fırladı yerinden, kayboldu gitti…
Ben gençlere güvenirim…
Bu gencin de ağalıkta, okuyorsa okulunda, iş yapıyorsa iş hayatında başarılı olmasını gönülden isterim.
Ama bir gencin bu çakarlı, kırmızı plakalı, siyah Mercedes marka bir araçla, bir vali, bir bakan gibi ortalıkta dolaşmasına da çok kızarım.
Ağalığı ve Mercedes’i aldığı para, babasının veya kendi kazandığıdır bilemem…
Parası varsa istediği marka araca biner…
Fakat, bu yaşta, bu kadar caka satmanın sonu iyi değil…


Önce milletvekilleri örnek olmalılar.Milletvekillerinin araçlarında çakar olmasına gerek var mı.Cumhurbaşkanı,Meclis Başkanı,Bakanlar dışında hiç kimsenin aracında çakar olmamalıdır.Bu ağa meselesine gelince,biliyorsunuz pandemi nedeniyle Dünya'da çip tedariki sıkıntılı olmaya başlayınca bu genç yaşta Yunus Alp Gök bunun patentini alarak üretmeyi başarmış ve hem ülkenin savunma sanayinde hem de diğer iş kollarında kullanılan bu malzemeyi ülkesi adına başarmış birisi.Ayrıca çeşitli Avrupa ülkelerine ve İngiltere gibi bir dev sanayi kuruluşlarına bunları ihraç etme başarısını yakalamış bir genç girişimci.
Doğrudur kendisi 17 yaşında ve halen lise eğitimine devam ettiği için aracını şoförü kullanmaktadır.Daha iş hayatının başında,ülkemize gelecek yıllarda da bilişim konusunda yıllarca hizmet edecek birisi,kendisini Üniversite de genç girişimciler panelinde dinlediğimde Döşemaaltı'na eğitim konularında projelerinin olduğunu beyan etti.Yani daha başta bile kazandıklarını eğitim gibi çok güzel bir kanala yönlendiriyorsa bunu alkışlamak gerekir.Öyle çaka falan satacak bir genç adam değil,ailesini ve kendisini küçüklükten beri yakından tanırım.Gazeteci sonuçta gördüğünü yazan kişidir,ancak Döşemealtı ''Yeniköy'' mahallesinde oturan birine ulaşmak öyle zorda olmasa gerek.Umarız sayın Gündoğdu, bir gün bu yaşta yazılım sektöründe başarıyı yakalamış, Yunus Alp Gök'le şöyle bir kaç saat konuşma ve bir çay içmeye zaman ayırır ve onu yakından tanıyarak gençlere anlatma zahmetini esirgemez sanırım.Ağalık konusuna gelince sırf güreşe destek amacıyla ödenen bir para,hatta ondan fazlasını bu sene içerisinde çeşitli eğitim kurumlarına bağış olarak yapan birisidir.Kamuoyunun gündemine geldiği için bunlarında bilinmesi gerekir.
Sevgili Dursun abi,yazinda da belirttigin gibi Yunus Alp 17 yaşında ve sürücü belgesi yok. Ben, Yunus Alp GÖK '' ün hem çalışanı hem de makam söforüyüm. O gün sürücü koltugunda ben vardim ve havalimanına yetişmek üzere biraz acelem vardı. Trafiği tehlikeye atacak bir pozisyonum olmadı, oldu ise de özür dilerim. Sağlıklı günler dilerim.
Polis olmadığı sürece hiçbir çakarlı araca yol vermem. Sıkıyorsa geçsin.
şu çakar belasından bir kurtulamadı memlekete. ebesi dedesinin altında bir araç hem de çakarlı.
Sayın yazarım denetim sıfır! Yolda gidiyorsun arkada bir taksi servis otobus veya ozel araç farları standartın dısında göz oyle alıyor kı yola bakamıyorsun! Bu nasıl bır denetımdır. Bu tarz Isıklar yasaklanmalı. Ozellıkle taksıcı servıs ılerde bu cok fazla denetım sıfır. Bu tasıma esnafların dan korkuluyor mu. Araçları yanarlı donerlı Isıklar kop koyu fılımlı camlar kural dınlemez surus keyfı. Taksı duragı olmadan her yere koymaları, hatta 3 araçlık taksı park yerıne 10 tane koymaları vah kı ne vah denetım yok Beledıye polıs zabıta valı acıkca denetım yok
Bu genç yaşta yazılım ve bilişim konularında patent alarak çipler üretmiş ve bunları yurt dışına ihraç ederek ülkeye döviz getiren bundan sonrada bu dalda başarılı olacak bir genç girişimcinin kamuoyuna böyle tanıtılması çokta hoş olmamış.Haber yazılmadan önce kendisi aranıp okulda olup olmadığı öğrenilse herhalde daha iyi olurdu.Şirketlerinde birden çok şoförleri var ve araçları onlar kullanıyor,araçtaki çakar konusuna gelince yasal olarak kendisine böyle bir hak verilmişse bunu kullanma takdiri kendisinde olmalı,tabiki herkes eleştirilir,ancak haberden önce kendisiyle görüşülse daha iyi olurdu,belki fikriniz değişirdi veya onun da açıklamalarını yazardınız,böylelikle kamuoyu konuyu daha iyi anlardı.