Dürüst, liyakatli, başarılı bir insanı siyasete çağırdık.
Kendi işini askıya aldı.
Yıllarını kamu hizmetine verdi.
Belediye başkanı oldu, milletvekili oldu, bakan oldu…
Sonra bir gün görev bitti.
Yeniden aday gösterilmedi.
Ya da seçimi kaybetti.
Peki şimdi ne olacak?
İşte bence siyasetin en önemli ama en az konuşulan sorunlarından biri burada başlıyor.
Koltuktayken telefonlar susmaz.
İnsanlar çevrenizde olur.
Kapılar açılır.
Koltuktan indiğinizde ise telefonlar susabilir.
Bir anda fark edersiniz ki çevrenizdeki insanların önemli bir bölümü sizinle değil, makamınızla ilişkiliymiş.
Bu yalnızca siyasi bir kayıp değildir.
Aynı zamanda bir hayat düzeninin kaybıdır.
Yıllarca “başkan”, “milletvekili”, “bakan” olarak tanımlanan insan bir sabah sadece kendi adıyla baş başa kalır.
Ve kendisine şu soruyu sorar:
“Ben şimdi kimim?”
İnsanların hayatında böyle büyük kırılmaların psikolojik ve fiziksel sonuçları olabilir.
Çünkü makam yalnızca yetki vermez; insana bir sosyal çevre, bir kimlik ve bir anlam da sağlar.
Bunların hepsi bir anda ortadan kalktığında insanın içinde ciddi bir türbülans oluşabilir.
İşte tam burada sistemi yeniden düşünmemiz gerekiyor.
Siyasete giriş kadar siyasetten çıkışı da kurumsallaştırmalıyız.
Dünyadaki bazı örneklerden ilham alınabilir.
Siyasetten veya kamu görevinden ayrılan insanların deneyimleri yok olup gitmemeli.
Üniversitelerde ders ve seminerler verebilirler.
Kamu politikaları ve liderlik programlarında deneyimlerini aktarabilirler.
Yetkinlikleri ölçüsünde şirketlerde danışmanlık veya yönetim kurulu görevleri üstlenebilirler.
Kriz yönetimi, şehir yönetimi, güvenlik, diplomasi, kamu yönetimi gibi alanlarda bilgi havuzlarına katkı sunabilirler.
Ama burada çok önemli bir çizgi var:
Bu, eski siyasetçiye ayrıcalık sistemi olmamalı.
Tam tersine;
Şeffaflık, liyakat, çıkar çatışması ve etik kuralları burada da geçerli olmalı.
Amaç eski makam sahibine yeni bir makam bulmak değil.
Makamından bağımsız olarak bir insanın biriktirdiği bilgi ve deneyimi yeniden değerli hâle getirmek.
Çünkü sağlıklı bir demokrasi insana şunu söylemeli:
“Makam geçicidir. Değerin makamdan ibaret değildir.”
Belki de bu, siyasetin finansmanını şeffaflaştırmak kadar önemli.
Çünkü insan koltuğu kaybettiğinde hayatını da kaybetmeyeceğini bilirse, koltuğa tutunmak için her yolu deneme ihtiyacı da azalabilir.
Biz yıllardır yolsuzluğu, rüşveti, adam kayırmayı konuşuyoruz.
Ama belki de artık başka bir soruyu sormalıyız:
İyi insanları siyasete nasıl kazandıracağız ve onları koltuktan indiklerinde nasıl kaybetmeyeceğiz?
Çünkü siyasetin gerçek başarısı, sadece iyi insanları iktidara getirmek değildir.
İyi insanların iktidardan ayrıldıktan sonra da iyi bir hayat kurabileceği bir sistem yaratmaktır.
Koltuk değerli olabilir.
Ama insandan daha değerli olmamalı.
Önceki sayfa
Sayfa başına git
|
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |

