Yıl: 2010…

Yer: Antalya-Korkuteli’nde partinin dayanışma yemeği…

Kürsüde bir eski genel başkan konuşuyor…

 “Sizi bugünlere getirenleri sakın ha satmayın. Onları yok saymayın. Siyaset güven, vefa işidir. Siyaset dostluk, arkadaşlık sevgi işidir. Sevgiyi, dostluğu ihmal etmeyeceksiniz. Birbirinize çelme atmayacaksınız.”

Kim demiş?..

Deniz Baykal…

Bugünü ta o günden görmüş…

Onu satanlar, yok sayanlar bugün gerine gerine paşalar gibi ortalıkta dolaşıyor. Onu satmayan, yok saymayanlar bugün ‘Baykalcı’ damgası yiyor. Her yaptıkları, her adımları genel merkeze gambazlanıyor. Ona vefa gösterenlere çelme üstüne çelme takılıyor.

“Siyasette ihanet olur, ama ölçüsünde tutulmasını sağlayacaksınız. Eğer artma ve aşma tehlikesi ortaya çıkarsa hemen konuya el koyacaksınız. Makul düzeylerde bu işin kalmasını güvence altına alacaksınız.”

Kim demiş?..

Deniz Baykal…

Genel başkanlıktan düştükten sonra ona ihanet edenler, o güne kadar yaptıklarının üzerine sünger çekenler, bugün işi şirazesinden çıkardıklarının farkındalar mı?

O gün şöyle bitiriyor sözlerini Baykal;

‘Bunu da uzun süredir beraber siyaset yaptığınız bir ağabeyinizin tavsiyeleri olarak alın bir kenara koyun, günü gelirse kullanırsınız.”

Ve, bence o gün bugün…

Çünkü...

Geçtiğimiz gün Antalya basınında bir haber yayınlandı…

Başlık şuydu; CHP 3 parça…

Deniz Baykal, Devrim Kök ve Mustafa Akaydın…

Biri Baykal’ın belediye başkanı yaptığı zat-ı muhterem… Diğeri, Baykal’a sevgisinden oğlunun adını ‘Deniz’ koyan, milletvekili adayı olamayınca eline yetki geçer geçmez resmini duvardan indiren, bir parti büyüğünün deyimiyle, ‘Dünkü çocuk’…

Şimdi, yumurtanın kapıya geldiği, 7 Haziran 2015 seçimlerine sayılı günler kala, gönlü CHP için çarpan partililere soruyorum…

Bu haberden sonra herkes şapkasını önüne koyup, ‘Ne olacak bu partinin hali?’ diye düşünmeli mi, yoksa, ‘Ne halleri varsa görsünler mi?’ demeli…

Ya da hala, bir ‘Baykalcı’ tartışmasının içerisinde yuvarlayıp gitmeli miyiz?..

Bir partilinin Antalya’daki birini şikayet ederken, ‘O Baykalcı’dır’ sözlerine, ‘Bende Baykalcıyım’ diyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu lafı ortadayken…

Veya, 21 Ağustos 2010’da, ‘Bende Baykalcıyım’ diyen Önder Sav’ın sözleri internette dolaşırken…

AKP’nin en üst düzey yöneticisi Salih Kapusuz bile ‘AKP’deki Baykalcı’ yakıştırmasından memnunluk ve bahtiyarlık duyduğunu söylerken…

Baykal’ın, elinden tutup, il başkanı yaptığı, ilçe başkanı seçtirdiği, milletvekili yapıp, belediye başkanlığı koltuğunu altın tepside sunduğu insanların hala, birilerine ‘Baykalcı’ diye kulp takmaları da neyin nesi?..

CHP’nin başında bugün, ‘Bende Baykalcıyım’ diyen bir genel başkan otururken, size ne oluyor?..

CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir’in eski yeni, il, ilçe başkanları, vekilleri, belediye başkanları Baykal’ı havalimanında karşılayıp uğurlarken, parti elden gitmiyor da, bunlar Antalya’da olunca mı gidiyor?..

Antalya’dakiler CHP’li de, İzmir’dekiler, Aydın’dakiler, Manisa’dakiler değil mi?..

Beyler, bayanlar…

Bu partinin başarılı olmasını isteyenler.

Artık, ‘Şu’cu, ‘Bu’ cu tartışmalarını bırakın, ömrünü bu partide geçirmiş, askeri darbede tutuklanıp içeride yatmış, sonrasında çıkıp partiyi ayağa kaldırmış, beğenir beğenmezsiniz ama 18-19 yıl bu partiye genel başkanlık yapmış, bir kaset komplosuna kurban edilmiş,  devletin şifrelerini en iyi bilen birkaç kişiden biri olan Baykal’ın koluna girin ve yürüyün.

Son il başkanlığı seçimini örnek alın.

Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, geçmişteki dargınlıklara bir sünger çekip Baykal ile birlikte Cavit Arı’yı il başkanlığı koltuğuna taşımadı mı?..

Şimdi önümüzde kritik bir 7 Haziran seçimi var.

Antalya’daki bu 3 parçalı yapı tek parça haline gelmezse CHP’nin vay haline…

Mustafa Akaydın ve Devrim Kök bana göre artık siyasi birer meftadır.

Ümit Uysal ise Antalya siyasetinin parlayan bir yıldızı…

Sayın başkan, siz Deniz Baykal’ın il başkanlığını yapmış, döneminizde birlikte el ele verip CHP’yi 8 vekillikle taçlandırmış birisiniz.

Size yakışan, sağda solda yapılan dedikodulara aldırmadan Deniz Baykal’ın koluna girip bu skoru egale etmenizdir.

Yine size yakışan da, artık zaman aşımına uğramış aranızdaki bir takım siyasi davaları, kırgınlıkları unutmaktır.

Sayın başkan… Baykal’ın yukarıda yazdığım sözlerini iyi okuyun. Bu kırgınlığın makul düzeyde kalmasını sağlamazsanız, 7 Haziran’daki olası tarihi bir yenilgide sizinde payınız olacaktır.

Bırakın siyaseti, günlük çekişmeleri, peygamberimizin, "Küçüklerimizi sevmeyen, büyüklerimizi saymayan bizden değildir” sözleri de mi bir şey ifade etmiyor: 

Bir parti büyüğünü ziyaret etmek, hal hatır sormak ne zamandan beri CHP’de parti suçudur.

Daha dün (3 Şubat 2015) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partinin grup toplantısında kürsüye çıkıp vekillerin gözünün içine baka baka, canlı canlı şunları söylemedi mi:

“Baykal’ın sözüdür bu: Siyaset bana ne verecek değil, ben topluma ne vereceğim. Siyaset budur işte…”

Bir partinin genel başkanı Deniz Baykal için bunu söylüyorsa, ben o kişinin ayağına da giderim, koluna da girerim.

Şimdi karar verme zamanı…

Ya şimdi, ya hiç…
 
NOT: Bu çağrıya Başkan Ümit Uysal'ın verdiği cevap için TIKLAYIN