Fatma Nur öğretmenin ardından yazdığım yazıda bir soru sormuştum: “Ya bıçak okul dışında taşınırsa?”

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde öğrenciler okula giderken okul binasının dışında silahlı saldırı düzenlendi; 11 öğrenci yaralandı. Yaralı çocuklarımıza acil şifa diliyorum.

Bu kez şu soruyu sormalıyız: Bir çocuğu tetiğe götüren etkiyle tetiğe basma eylemi arasındaki mesafe neden bu kadar kısa? Bu olayda ne yaşandığını soruşturma ortaya koyacak. Sorumlulukları belirlemek için o sonucu beklemeliyiz. Fakat sorunun kendisini bugünden tartışabiliriz.

Ben eğitimi, bir etkiyle ona verilen tepki arasındaki refleks mesafesini uzatma çabası olarak görüyorum. Çocuk öfkelendiğinde, incindiğinde ya da dışlandığını hissettiğinde hemen harekete geçmek yerine durabiliyor mu? Düşünüp konuşabiliyor mu? Yardım isteyebiliyor mu? Başka bir yol seçebiliyor mu? Bu mesafe uzuyorsa eğitim amacına yaklaşıyor demektir.

Elbette bunun bütün yükünü çocuğa bırakamayız. Silaha erişimi önlemek, tehlike işaretlerini ciddiye almak ve ihtiyaç duyduğunda çocuğa ulaşacak yetişkinleri hazır tutmak da bizim görevimiz. Okul kapısına konan önlem gerekli olmakla birlikte, kapının dışında başlayan sorunu ise tek başına çözemez.

Gelin, el yükseltelim okulun kendisini de yeniden düşünelim. Akademik bilginin önemli bir bölümünü öğretmenin rehberliğinde, çocuğun öğrenme hızına uyarlanmış dijital ortamda tasarlayalım. Okulun zamanını spor, sanat, laboratuvar, birlikte üretim ve sosyalleşme için kullanalım. Çocuklar burada yalnızca bilgi edinmesin; kaybetmeyi, yeniden denemeyi, anlaşmazlık çözmeyi ve birbirini dinlemeyi de öğrensin.

Böyle bir okula çocuklar bugünkü gibi geri geri mi gider, yoksa koşarak mı?

“Lütfen”, “teşekkür ederim”, “özür dilerim. ” Bu üç sözü söylemek kolay; onları içselleştirmek bir hayat pratiği. “Özür dilerim” diyebilen çocuk, verdiği zararı görebilir. “Lütfen” diyebilen, karşısındakinin iradesini tanır. “Teşekkür ederim” diyebilen, başkasının emeğini fark eder. Bunları öğretmenin yolu da çocuklara her gün yaşatmaktan geçer.

Yapay zekâ ile yeni tehditler, yeni zorbalık biçimleri de çıkacak. Her yeni araca bir yasak koyarak yetişemeyiz. Çocukların durup düşünmesine yardım eden ilişkileri ve kurumları bugünden kurmalıyız.

Fatma Nur öğretmenin ardından sorduğum “Ya bıçak dışarıda taşınırsa?” sorusu hâlâ önümüzde. Turgutlu bize bir soru daha bıraktı: Bir çocuğun durup başka bir yol seçebilmesi için ona ne kadar mesafe kazandırdık.