Dursun Gündoğdu
Vay be, EXPO 2016 rezaletinin üzerinden tam 10 yıl geçmiş…
O neydi öyle ya…
Melih Gökçek’in Dinozor Parkı gibi dünyanın parasını yemişti, doymamıştı…
Sonu onun gibi oldu…
Atıl kaldı…
Ankara, bakanlık ödeneğinden para yetiştirememişti EXPO 2016 inşaatına…
Hatta, Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi bütçesinden ek para göndermişti, yine eksiği gediği kapatamamışlardı…
Güya, kendimizi dünyaya tanıtacaktık…
Ülkeler gelmek istemeyince yalvarıp yakardık, davet üzerine davet gönderdik, EXPO 2016 yine de yeterli ilgiyi görmedi ve dünyaya rezil olduk.
Yapım aşamasında şaibeler birbirini kovaladı.
Yönetimler değişti…
Bakanlar, valiler gitti, yenileri geldi.
Antalya’nın trafiğini, alt yapı sorunlarını tümden çözecek milyarlarca lira o gün Aksu’nun tarımsal alanına gömüldü…
10 yıldır, yani EXPO 2016 fiyaskosundan sonra ‘Burayı ne yapalım?’ diye kafa yoruldu, o alan bir baltaya sap yapılamadı.
Her birine milyonlarca lira harcanan temalı bitkiler kurudu…
Yollardan otlar fışkırdı…
Göleti kurbağalı gölete döndü…
Pislik aldı yürüdü…
Kala kala geriye EXPO 2016’nın simgelerinden bir kule kaldı…
Onun da ya asansörü bozuldu, ya dış kaplamaları döküldü…
Velhasıl, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ortada bıraktığı bu cenazeyi kimse kaldırmadı.
Şimdi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı o cenazeye sahip çıkmış…

Bakan Murat Kurum Antalya’ya gelmiş, Kasım 2026’daki COP31 konferansını burada yapmaya karar vermiş.
Şimdi, bağlı kurumlar, Antalya Valiliği, Antalya Büyükşehir Belediyesi ele ele vermiş, ölüyü diriltmeye çalışıyorlar.
İtibardan tasarruf olmaz de mi?..
Yine milyonlarca lira masraf…
Ve ardından yine kaderine terkedilecek bir alan…
Yetim hakkı diyorsunuz, tasarruf diyorsunuz, sonra vatandaşın vergisinden topladığınız milyonları iki günlük konferans için böyle heba ediyorsunuz.
Antalya Valiliği’nin eti ne budu ne?..
Antalya Büyükşehir Belediyesi zaten ekonomik sıkıntıda…
Niye bu cenderenin içine onları da sokuyorsunuz?..
Durup dururken biz gazetecileri de, “Kimler bu işten nemalandı?” veya “Kimler nemalanacak?” diye bir girdabın içine atıyorsunuz?..
Batsın sizin COP31’iniz…
Biz Antalyalılar olarak her 10 yılda bir EXPO faciası yaşamak zorunda mıyız?..
Bakın, gazeteci dostumuz Süleyman Ekin, bir yazı kaleme almış.
Çözümünü de yazmış…
Öyle milyarlarca heba etmenize ve EXPO 2016’nın alternatifi konusunda kafa yormanıza da gerek yok…
İşte o yazı:

COP31: ANTALYA’DA MEKAN TARTIŞMASI BİTMEDEN ZİRVE BAŞLAR MI?
“Antalya, Kasım ayında dünyanın iklim gündemine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı, yani COP31…
196 ülkeden on binlerce temsilci, diplomat, bilim insanı ve gazeteci Antalya’ya gelecek. Bu zirve, yalnızca iklim değil; Türkiye’nin uluslararası itibarı, Antalya’nın kent markası ve yerel ekonomi açısından da tarihi bir fırsat.
Ama daha zirve başlamadan, Antalya kamuoyunun aklında tek bir soru var:
COP31 neden ANFAŞ değil de EXPO2016 alanında yapılacak?
Bu soruyu sormak kimse için lüks değil, aksine bir kent hakkıdır.
ANFAŞ, Antalya’nın fuarcılık hafızasıdır.
Yıllardır ulusal ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapmış, otellerle, havalimanıyla ve şehir içi ulaşım ağlarıyla entegre, büyük kapalı alanlara, basın merkezlerine ve toplantı salonlarına sahip bir merkezden söz ediyoruz. Kısacası; böyle bir zirve için “hazır” bir yapı.
EXPO2016 alanı ise büyük hayallerle yapıldı ama yıllardır potansiyelinin çok altında kullanılıyor ve hala atıl durumdadır. Bugün orası ulaşım, altyapı ve lojistik sorunlarıyla anılıyor. Sürdürülebilirlikten söz edilen bir iklim zirvesinin, yıllardır atıl kalan bir alanı apar topar canlandırma çabasıyla ilişkilendirilmesi, ister istemez çelişki yaratıyor.
İnsan sormadan edemiyor:
Bu tercih gerçekten teknik bir zorunluluk mu, yoksa uzun süredir tartışılan EXPO2016 alanına yeniden “ANLAM KAZANDIRMA” isteği mi?
İşin bir de kurumsal boyutu var.
ANFAŞ’ın en büyük ortakları arasında Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası da bulunuyor. Kent ekonomisini, ticareti ve fuarcılığı temsil eden bu kurumların; böylesine büyük bir organizasyonda ANFAŞ’ın tamamen devre dışı bırakılmasını görmezden gelmesi, kamuoyunda ciddi bir soru işareti oluşturuyor.
Bu noktada sayın valimizin devreye girmesi gerektiğini düşünenlerin sayısı az olmasa gerek. Çünkü mesele, bir kurumun değil, Antalya’nın tamamının meselesidir. Böyle bir kararın; teknik raporlar, ulaşım ve güvenlik analizleri, maliyet ve verimlilik karşılaştırmalarıyla kamuoyuna şeffaf biçimde anlatılması artık zorunluluktur.
Yetkililer COP31’in Antalya esnafına büyük katkı sağlayacağını söylüyor. Elbette sağlayacaktır. Ancak bu katkının kime, nasıl ve ne ölçüde dağıtılacağı da önemlidir. ANFAŞ çevresinde yıllardır fuarlarla ayakta duran esnafın, organizasyon firmalarının ve binlerce çalışanın bu tablonun dışında bırakılması, “kazanan-kaybeden” dengesini tartışmalı hale getiriyor.
COP31, Türkiye’nin iklim diplomasisinde vitrini olacak.
Ama vitrinin camı ne kadar parlak olursa olsun, arka plandaki tercihler sorgulanıyorsa bu başarı gölgelenir.
Antalya bunu hak etmiyor.
ANFAŞ gibi hazır, işleyen ve kentle bütünleşmiş bir yapı varken; COP31’in neden yıllardır atıl durumda olan EXPO2016 alanına taşındığı sorusu, yanıt bekliyor.
Ve bu yanıt, sadece Antalya’nın değil, kamuoyunun da hakkı.”
Önceki sayfa
Sayfa başına git
|
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |


