Ne hâldeyiz…
Artık bu bir soru değil, her sabah yüzümüze çarpan bir gerçek.
Bir yanda 19 yaşında bir genç…
Elinde kalem olması gerekirken, pompalı tüfekle okula giriyor.
16 yaralı… Öğrenciler, öğretmenler, bir kantinci…
Ve kaçamayan bir hayatın kendi sonunu hazırlayışı.
Bu sadece bir olay değil.
Bu, bir toplumun içindeki birikmiş öfkenin patlaması.
Okullarda “tuvalet var” diye sevindiğimiz bir düzende,
güvenliği sağlayamıyorsak…
Devlete emanet ettiğimiz çocuklar ne kadar güvende?
“Bizim okulda risk yok” diyenler…
O gün geldiğinde o riskin hesabını kim verecek?
Ama mesele sadece şiddet değil…
Bir sabah motorinde 4,35 lira indirimle seviniyoruz.
Akşamına 3,33 lira zamla gerçeğe dönüyoruz.
Bu ne demek?
Bu, her şeye zam demek.
Çünkü artık hayat, küçük sevinçlerle avutulup büyük gerçeklerle susturuluyor.
Toprak da değişiyor…
Giresun…
Dünyaya fındık veren topraklar.
Ama şimdi o topraklarda maden sahaları konuşuluyor.
Biz üretimle anılan bir ülkeyken,
tüketilen bir doğanın hikâyesine mi dönüşüyoruz?
Nazım Elmas’ın mikrofonunun elinden alınması…
“100 oyun 99’u bizim” denilmesi…
Ama buna rağmen yükselen tepki…
Demek ki mesele oy değil.
Mesele, duyulmayan sesler.
Bir başka yerde…
Bir baba çocuklarını sırtında okula taşıyor.
Çünkü yol yok, çünkü su birikmiş, çünkü ilgilenen yok.
Mahalleli ve baba durumun ciddiyeti için Belediyeye baş vurmuş,
Belediyenin cevabı:
“Biz mi dedik orada ev yap?”
Vatandaş da ona sormuş
“Ruhsatı kim verdi?”
Sorumluluk, birbirine atılan bir yük hâline gelmiş.
Herkes yetkili, kimse sorumlu değil.
Diğer yanda…
Okul kantinlerinde veresiye defterleri açılıyor.
Çocuklar yarım tostla karnını doyurmaya çalışıyor.
Evde porsiyonlar küçülüyor da ,
okulda ?
Bir annenin, bir babanın evladına yaşadığı o sessiz utanç…
Bir çocuğun cebinde para değil, mahcubiyet taşıması…
Ve yıllar sonra yeniden açılan bir dosya…
Bir bayan savcı bende bir kız çocuğu annesiyim diyerek yıllarca ( 6 yıl) kayıp diyerek kapanan dosyayı tekrar aktif hale getirdi ve acı gerçekler çıktı ortaya…
Kayıp bir genç kız, suskun kalanlar, geciken adalet…
Yapılan baz çalışmaları sinyaller genç kızımızın kayıp değil bir cinayete kurban gittiği yönüne yürüdü ve ne acı ki adı geçen isimler o dönemin vali ve emniyet müdürü oğulları… 13 kişi göz altında 1 i de yurt dışında … Umarım annenin feryatları olayın çözümü ile bir nebze diner, acı mı ? o asla dinmez….
Adalet geciktiğinde sadece bir dosya değil,
bir toplum yaralanır.
Sanatın birleştirici gücü ise hâlâ bir yerlerde nefes alıyor…
Cansever için düzenlenen gecede sanat dünyası bir araya gelirken,
Yıldız Tilbe gibi isimlerin desteği, dayanışmanın hâlâ mümkün olduğunu hatırlatıyor.
Sanatçımıza sifa diliyorum.
Ama…
Tüm bu karanlığın içinde bir ışık da var.
70 yaşında bir dede…
İngilterede yaşayan,
Torunuyla konuşabilmek için İngilizce öğrenmeye başlıyor.
Halk eğitime yazılan bu dedeyi kutlamamak elde mi?
Çünkü öğrenmenin yaşı yok.
Çünkü vazgeçmenin yaşı yok.
Ve belki de artık en büyük tehlike, susmak…
“Sorular çoğaldıkça değil, cevaplar sustukça kaybederiz.”
“Ne hâldeyiz sorusunu sormaktan vazgeçtiğimiz gün, asıl kaybolduğumuz gündür.”
Bir toplantıda Konya Karaman Belediye Başkanı Sn. Soner Yeşiltaş ile tanıştığımızda, Karaman’da Elma Festivali yapıldığından bahsetmişti. Açıkçası ben de o sohbet sırasında Karaman’ın köy elmasıyla meşhur olduğunu duymadığımı ama, “Karaman’ın koyunu, sonra çıkar oyunu” sözünün dillerde dolaştığını koyununun meşhur olduğunu duyduğumu dile getirmiştim. O an kendisi de bana en kısa zamanda bu elmalardan göndereceğini söylemişti.
Dün ise bir sürpriz yaşadım…Kargo ile o sözünü ettiği elmalar geldi. Unutmamış,sözünü yerine getirmiş. Bu ince düşüncesi ve nezaketi için kendisine çok teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle Karaman’ın yalnızca tarım ürünleriyle değil, aynı zamanda elma festivali gibi etkinlikleriyle de öne çıkan bir şehir olduğunu öğrenmiş oldum. Tıpkı portakal ve nar festivallerinde olduğu gibi, Karaman’ın da bu değerleriyle anılması gerçekten kıymetli.
Nazik hediyesi ve verdiği sözün arkasında durduğu için Sn. Soner Yeşiltaş’a tekrar teşekkür ediyorum.
Önceki sayfa
Sayfa başına git
|
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |

